BU ALAN YARIŞMAYA KATILMAK İSTEYEN DOSTLARIMIZ İÇİNDİR..
YARIŞMAYA KATILMAK İSTEYEN DOSTLAR SENARYOLARINI BU BÖLÜMDE YAYINLAYACAKLARDIR..
BU ALAN SADECE SENARYOLAR İÇİNDİR...YORUMLARINIZI LÜTFEN DİĞER BAŞLIKTA YAPINIZ..
Son gönderme zamanı : 09 Mayıs 2008 Cuma
Saat: 17:00
Not : Senaryolar tek bölüm olarak yazılacaktır..
TEŞEKKÜRLER..
6 yorum:
Eylemce
Sevil ve Soner akşam işten gelmişlerdir.
Yemeklerini yiyip çocukları uyuttuktan sonra balkona çıkıp ayaklarını uzatarak akşam yorgunluğunu atmak için çay içip muhabbet ederler.
Soner: “Hayatım havalarda ne kadar güzel değil mi ?”
"Soğuktu ama tekrar ısındı çok güzel bir bahar havası oldu"
Sevil: “Evet Soner’cim güzel bir hava, çocuklarımız ,sen, ben daha ne olsun”deyip Soner’e sarılır ve yanağından öper.
Soner: “Canım benim” diyerek Sevil’in saçlarını okşar.
Soner:” Sevil” der
Sevil: “Efendim hayatım bir şey mi oldu?”
Soner: “Yok sadece aklıma bir fikir geldi”
Sevil: “Neymiş bakalım kocamın aklına gelen bu fikir”
Soner: “Pazar günü pikniğe gidelim mi?”
Sevil: “Çok güzel fikir hayatım Aylin’leri de çağırırız biraz da dinlenmiş oluruz”
Soner: “Tamam o zaman ben Doğan’la konuşurum yarın onlarda müsaitse hazırlık yapar ertesi gün gideriz”
Sevil: “Tamam canım ama şimdi benim uykum geldi hadi yatalım”
Soner: “Tamam.”
Deyip kalkıp birbirlerine sarılarak merdivenlerden yukarı doğru çıkarlar.
Sabah olur , Sevil kahvaltı hazırlarken Soner’de yukarıda Efe ile birlikte ikizlere bakıyordu. Kapı çalar,
Sevil kapıyı açar Halil ve Esma kapıdadır.
Sevil: “Aa günaydın hayırdır sabah sabah,
Esma: “Bak Halil demedim mi sana sabah sabah çocukları rahatsız etmeyelim diye”
Halil: “Ne yani Sevil sen bizi istemiyor musun şimdi, akşam mı gelelim?”
Sevil: “Olur mu baba sadece sabah gelince bir şey mi oldu dedim,
Yoksa her zaman gelin.Buyurun girelim bende kahvaltı hazırlıyordum,beraber kahvaltı ederiz.”
Halil: “Aslan gelinim nasıl da biliyor aç olduğumu”
Esma: “Ee bu saatte gelirsen tabi bilir aç olduğunu”
Hep beraber içeri girerler,Soner de çocukları alıp aşağı iner,
Soner: “oo anne baba günaydın, hayırdır?”
Halil: “Al işte buyur, bu da hayırdır diyor gelemez miyiz canım torunlarımızı görmeye aa.” Soner: “Gelirsiniz tabi babacım burası da siz…”
Halil Soner’in sözünü keser “Tamam tamam anladık”
“Efecim gel bakayım aslan torunum” deyip Efe’yi kucağına alır.
Halil: “Bak Pazar günü için iki bilet aldım seni tiyatroya götüreceğim”
Sevil: “Ama biz pikniğe gidecektik”
Halil: “Siz gidin canım biz tiyatroya gideceğiz değil mi Efe”
Efe: “Evet anne ben dedemle tiyatroya gideceğim”
Sevil: “Tamam o zaman bizde ikizleri alır gideriz”
Esma: “Aa Sevil bu sıcakta çocukları pikniğe mi götüreceksiniz olmaz kızım maazallah başlarına güneş falan geçer hasta olurlar ben bakarım onlara zaten Halil ve Efe’de tiyatroya gidiyor”
Sevil: “Ama anne biraz güneş görselerdi” derken
Soner araya girip “Tamam hayatım işte çocuklara bakacaklar bizde baş başa gideriz diye omzuyla Sevil’e vurur ve çapkın gülüşlerinden birini yapar
Sevil: “İyi tamam o zaman”
Soner: “Hadi ben işe gidiyorum”der ve çıkar.
Sevil Aylin’i arar “Aylin yarın pikniğe gideceğiz sizde gelir misiniz?”
Aylin: “Tabi ki neden olmasın? Doğan ne diyor bu işe haberi var mı?”
Sevil: “Sen olur dedikten sonra o ne diyebilir ki”(gülümserler)
“Soner konuşacaktı Doğan’da kabul eder her hal böyle güzel bir teklifi”
Aylin: “Tamam o zaman canım görüşürüz”
Doğan’da kabul etmiş yarın için hazırlıkları yapmışlar ve sabah olmuş piknik için yola çıkmışlardır. Piknik alanına varırlar.
Soner: “Hadi abicim yak şu mangalı ben çok acıktım yiyelim artık bir şeyler”
Doğan: “Abi daha yeni geldik şu güzel havayı bir içimize çekseydik hemen duman ettireceksin.”
Soner: “Çektin ya yeter işte hadi hadi sen şimdi yak şu mangalı da onun kokusunu içimize çekelim off cızır cızır nasıl güzel olur şimdi o etler,sucuklar hadi abicim hadi”
Doğan: “Of ya tamam hadi yapalım bakalım”
Kızlarda sofrayı hazırlamaya başlar.
Yemeklerini yedikten sonra kızlar ileride duran salıncakları görür,
Sevil: “Soner bak salıncak hadi beni sallasana”
Aylin: “Doğan’cım hadi bizde gidelim.”
Sevil ve Aylin salıncaklara biner beyler sallamaya başlarlar,
Kızlar hallerinden çok memnundurlar ama Soner bir müddet sonra sıkılır,
Soner: “Doğan biz hep bunları mı sallayacağız yeter ya bu nasıl piknik böyle hadi başka şeyler yapalım.”
Doğan: “Ne yapalım abi kızlar gayet memnun,”
Soner: “Ama ben memnun değilim.”
“Hadi futbol oynayalım ben top almıştım”
Doğan: “Olur abi tamamdır hadi”
Soner ve Doğan kızları bırakır ileride kendilerine taşlardan kale yapıp çift kale maç yapmaya başlarlar.
Kızlar sallanmaya kaptırmışlar kendilerini onların gittiğini fark etmemişlerdir ta ki salıncaklar yavaşlayıncaya kadar.
Sevil: “Aylin bizimkiler gitmiş”
Aylin: “Bende neden yavaş sallanıyoruz diyordum”
Sevil: “Hadi gidip bizde maç yapalım”
Aylin: “Ciddi misin Sevil, sen futbol mu oynayacaksın?”
Sevil: “Ne var yani yapamam mı?”
Aylin: “Tamam o zaman ben varım”
Koşarak beylerin yanına varırlar.”Bizde oynamak istiyoruz”
Soner: “Sevil sen ve futbol mu hadi canım hadi yeme beni”
Sevil: “Evet oynamak istiyoruz”
Soner: “Peki o zaman ama yenilince mızıkçılık yapmak yok çünkü kesin yeneriz”
Sevil: “Göreceğiz canım,hadi Aylin geç kaleye”
Soner: “Vayy demek iddialıyız peki hadi Doğan sende kaleye geç.
Maç başlar Sevil bütün performansını sergilemeye çalışmaktadır Soner’i engelleyip topun kaleye gitmemesi için çabalar.
Soner’le karşı karşıya gelir çalımla topu almaya çalışır,
Soner: “Sevil’cim ben seni böyle bilmezdim
bak sen gayet iyisin der ve Sevil’den kurtularak topu kaleye atar
Sevil: “Aylin tut be güzelim şu topları”
Aylin: “Çok sert geliyor ama biliyorsun iki tane kurtardım ama bu kadar yapabiliyorum.
İlk yarıyı bitirmişlerdir Soner ve Doğan oley oley oley diye sevinçlerini yaşamaktadırlar. Soner tam üç gol atmıştır.
Sevil bu durumda yenilgiyi sindiremez.
Aylin: “Sevil gel bırakalım biz bu oyunu”
Sevil: “Olmaz Aylin yeneceğiz onları”
Aylin: “Sevil nasıl yeneriz, adamlar şimdiden üç gol attı.”
Sevil: “Top yuvarlaktır Aylin’ciğim bak şimdi planımızı açıklıyorum”
Deyip Aylin’in kulağına fısıldar.
Aylin: “Sevil sen yok musun harika bir fikir.”
Soner: “Ne oldu kızlar vazmı geçtiniz? bu oyun oynayalım demekle olmuyor demi hehee
Sevil: “Geliyoruz Soner’cim hadi bakalım.”
Maça başlarlar Soner ve Sevil yine karşı karşıyadır.
Soner: “Hehe topu alsana hadi Sevil,”
Sevil: “Alayım canım hatta ben almayacağım canım sen kendin vereceksin”
Soner: “Hehe nasıl olacakmış o bakıyım”
Sevil: “Akşam salonda kanepede yatarken tavana bakarak pişman olacaksın ah keşke topu verseydim Sevil’e diye”
“Pişman olmak yada olmamak”
Soner: “Ama bu haksızlık hiç sportmence değil”
Sevil: “Sen bilirsin”
Soner topu Sevil’e bırakır ve Sevil’de koşarak golü atar.
Arka arkaya gol atmaya başlamıştır.
Sevil: “Çak Aylin çak hey yoo
Doğan: “Soner abicim napıyosun sen üç gol yedik senin yüzünden düzgün oynasana”
Soner: “Kolaysa geç kendin oyna”
Doğan: “Geç kaleye Soner mağlup ettireceksin bizi”
Soner: “Tamam geçtim seni görelim”
Sevil’de Aylin’le yer değişir.
Aylin Doğandan topu almaya çalışır ama nafile,
Aylin’de Doğan’a “Doğan topu ver canım yoksa beni unut”
Doğan: “Nasıl yani?”
Aylin: “Basbayağı topu vermezsen nişanı atarım.”
Doğan: “Neeeee al hayatım altı üstü top, senden değerli mi diyerek topu Aylin’e bırakır.
Aylin’de iki gol atar ve iki sayı üstündürler.
Durum kızlar:5 - beyler:3 tür. Soner daha fazla dayanamaz “Doğan çekil abicim böyle bir şey olamaz yenilemeyiz ne olursa olsun” diyerek üç gol daha atar.
Maç 6-5 beylerin üstünlüğüyle biter.
Soner “İşte budur” diye sevinirken Doğan Soner’in attığı her golde kendinden geçerek yere yığılmıştır.
Aylin Doğan’ın yanına gidip “Tamam hayatım kendine gel buradayım seni bırakmıyorum merak etme” der.
Doğan:”Sahi mi Aylin bırakma beni yoksa ölürüm ben sensiz”
Sevil: “Demek öyle Soner, salonda yatmak istiyorsun”
Soner: “Maalesef ama futbolda size yenilemezdik canım olmazdı yakışmazdı bize”
Sevil: “Tamam o zaman bizde yeneceğimiz dalda oynarız sizinle”
Soner: “Nasıl yani?”
Sevil: “Voleybol maçına var mısınız?”
Soner içinden şimdi yandık ben anlamam ki voleyboldan neyse Doğan biliyor biraz
bende çakarım iki servis falan yenilsek de açık ara yenilmeyiz…
Soner: “İyi peki oynayalım”
Sevil:”Aylin bilmez zaten korkmana gerek yok”
Soner: “İyi tamam o zaman”
Hep beraber voleybol sahasına varırlar,başlarlar oyuna.
Soner: “Abi karşılasana şu topları ya baksana yeniyorlar bizi”
Doğan:”Ben karşılıyorum zaten”
“Sen karşılayacağım diye yerden kalkamıyorsun ki. Topa vurabilsen içim yanmayacak”
Soner: “Tamam abicim oyna işte elimizden geleni yapıyorum.”
“Bu Aylin de iyi ki bilmiyormuş bilse nasıl olurdu acaba?”
Aylin servis atışı kullanır ve top Soner’in kafaya küt diye çarpar,
Tabi Soner yerde…
Sevil: “Soner bir şeyin var mı Soner hadi kendine gel” diye kafasını tutmuş gözlerini açmasını bekliyordu.
Soner kendine gelir”Ne oldu bana?”
Aylin: “Kusura bakma Soner topu biraz sert attım galiba”
Sevil: “Yok Aylin’cim sen sert atmadın Soner tutamadı he he…
Soner: “Ben burada canımla uğraşayım ah,of kafam diye siz dalga geçin”
Sevil: “Tamam tamam hadi kalk bakalım.”
Soner: “Sevil hani Aylin oynamayı bilmiyordu?”
Doğan: Deli misin abi sen üniversitede profesyonel voleybol oynuyormuş hatta milli olan Neslihan var ya onunla aynı takımdaymış zamanında ama sonra bırakmış”
Soner: “Ah Sevil ah demek bilmiyordu kız nerdeyse milli takıma seçilecekmiş,”
Sevil: “Ne yapayım biliyor deseydim oynamazdın.”
Voleybol maçında da kızlar galip gelmiş toparlanıp evin yolunu tutmuşlardı.
Eve vardıklarında çocuklar çoktan uyumuşlardı.
Sevil’ler gelince Esma’larda gider.
Soner “Off çok yoruldum hadi çıkıp yatalım.”Sevil:”Soner çıkmana gerek yok ki maçı hatırlatayım istersen. Soner” Sevil yapma ya hadi ama o bir oyun Sevil “Olsun”
Soner: “Bak başım dönüyor Aylin nasıl attıysa topu”
“Bak gece uyanırım düşerim falan bir yerlerimi kırarım daha kötü olur demi hayatım”
Sevil: “Hadi gel hadi oyuncu kocam benim”
Soner: “İşte bu, yaşasın!”
Odaya varırlar Soner tişörtünü çıkartırken
Sevil: “Soner o ne?”
Soner: “Ne ne hayatım”
Sevil: “O kolundaki böcek gibi şey,”
Soner : “Ne böceği ya tırsarım ben bilirsin Sevil al şunu kolumdan,”
Sevil: “Soner’e yaklaşır korkak koca diyerek birden duraksar ve Soner yoksa bu kene mi?”
Soner: “Ne kenesi”
Sevil: “Ne biliyim şu yeni çıkanlardan kırımdan gelenlerden kırım kango kenesi
Soner: (panik halinde)”neeee”
“Sevil ne diyosun sen ölecek miyim ben daha çok gencim sana doyamadan,çocuklarımla oynamadan yok yok olamaz”
“Ölmemeliyim”
Sevil: “Soner sakin olur musun lütfen.”
“Hadi gel hastaneye gidelim baktıralım öyle bir şey mi?”
Soner: “Yok yok ben öleceğim”
Sevil: “Sonerrr hadi gidelim” diye çekiştirerek götürür.
Hastaneye varırlar hemen kontrol eder doktorlar
“Şekil keneye benziyor ama deri içine geçmemiş geçmeye de az kalmış,
İlginç “derler…
Daha sonra incelenmesi için araştırmaya başlatırlar,
Sonuç gelir…
Soner: “Doktor bey ölecek miyim?”
Doktor: “Henüz değil”
Soner: “Nasıl yani bir kaç gün sonra mı öleceğim”
Doktor: “Yok Soner bey ömrünüz ne zaman son bulursa o zaman öleceksiniz.”
Soner ve sevil birbirine bakar
Doktor:”Sonuç temiz Soner bey kene değilmiş başka bir böcek
Ve ölü nasıl olmuş anlam veremedik ama güçlü bir şekilde öldürülmüş
Böcek yamulmuş yamulunca da şekil değişikliğine uğramış
Keneye benzemiş sorun yok yani
Sert bir şekilde mi öldürdünüz?”
Soner:”Ne öldürmesi hocam yok öyle bir şey”
Bugün pikniğe gitmiştik voleybol oynarken birkaç kez yere düşmüştüm
O zaman olmuştur belki
Doktor: (gülümseyerek)o zaman desenize daha ne kadar böcek şekil değişikliğine uğradı
Sevil de güler ve Soner’le beraber rahat bir nefes alıp evlerini yollarını tutarlar. bir Pazar günüde böyle geçmiştir.
SON
bölüm 17
sevil içerideki parfüm kokusunu hissetmiştir.sonrasında yukarıdan gelen hapşırmayıda duyar.ve sonere
birisi mi var evde der
soner;hayır yok
sevil;annem haklı çıktı hala huyundan vazgeçmemişsin bu kdar sene geçti nasıl ders almamışsın.sana nasıl kandım
soner;hayır evde yabancı kimse yok sen kendi kendine paranoya yapıyorsun der
sevil kızgın bir şekilde kapıya yönelir sana bunu sıpatlayacağım der ve dışarı çıkar.
dışarıda sote bir yere geçer umarım haksız çıkarım umarım sonere boşu boşuna bağırmışımdır der saklandığı yerden hem evin içini ve kapıyı rahatlıkla görüyordur.
bu esnada aslı nın yukarıdan kemanıyla indiğini görür ve soner
hadi çabuk der gibi aslıya el hareketi yapar ve sevil bu durumu gördükten sonra biraz daha bahçenin yanına gelir artık suç üstü yapabilir.kapı açılır ve soner ;aslıya hadi çabuk aslı kemanın aldın çabucak seni görmeden git.bugünü bir şekliyle atlatmamız lazım.eğer seni evde görseydi çok farklı olaylar olurdu
aslı;işyerinde sana eski aşk yeniden mi canlanıyor diye sorduğumda galiba demiştin ama alevlenmiş.yani bayağı değişmişsin.eskiden pek umursamazdın şimdi ise çok çekiniyorsun
soner;öyle deme onu o kadar inciltim ki yani bir yandan eski hatalarımı kapatmaya çalışıyorum diğer yandan da adımız çıkmış zaten bunun acısını yaşıyorum.aman gözünü seveyim ona gözükmeden çık git yoksa onu gerçekten kaybederim hiçbir şey anlatamam der
tokalaşıp öpüşür ve ayrılırlar bu esnada sevil de evine doğru dönerken hepsi birbirini görür soner panikler;sevil herşeyi anlatabilirim lütfen
aslı da; sevil hanım herşeyi açıklayabiliriz der.
sevil;ben göreceğimi gördüm der ve evine girer.
soner; lütfen herşeyi açıklayabiliriz diye sevilin arkasından bağırır
sevil kapıyı kapatıp kapının arkasından kendi kendine gülümser ve demek ki artık soner de bayağı gelişme var gerçekten beni seviyor . sabaha kadar biraz korksun o kadar zaman o beni üzmüştü der
efe annesinin yanına gelir ve
hayırdır anne kimle konuşuyorsun .nasıl bulabildiniz mi hamsterider
baban halledecekmiş oğlum hadi biz yatalım der.
babam gelmeyecek mi
baban hamsteri arayacakmış der ve ışıkları söndürüp yatarlar.
soner nasıl etsem de sevil i yanlış anladığını anlatsam,nasıl ikna etsem diye düşünür ve sevillerin evine yöneldiğinde ışıkların sönmüş olduğunu görür ve derin bir oflamayla yandım ama ne yandım der ve gece ona kabus ibi çöker.sabaha kadar uyuyamaz ve u sefer bunlar soluğu kesin almanyada alacaklar diye düşünür.sabah olunca hemen sevilin kapısına gider ve kapıyı çalar.streslidir.kapıyı sevil açar ve soner
günaydın sevil dün akşam hakkında konuşabilir miyiz.lütfen beni beş dakika dinler misin der.sevil de
günaydın seni dinliyorum hadi anlat
soner;bak seil sen bizim dükkana geldiğinde ayça da vardı kemanını güenli ir yere koymamı istedi ben de eve getirdim.eve gelip kemanı aldı vallahi bir şey yok der
sevil arkasını dönmüş hınzırca gülerken
peki neden evde birisi mi var diye sorduğumda yalan söyledin der
soner;sevil senin yanlış anlamandan ,seni sizi kaybetmekten korktum.der
sevil ;tamam doğru söylediğine inanıyorum.hadi içeri girde kahvaltı yapalım kahvaltı hazır der.
bu senaryo yarışma dışındadır.kafama göre yazdım artıkkusura bakmazsınız.
-Aylincim Dogan hic mi birsey fark etmemis, sana anlatmadi mi? Bak, eger bir sey biliyor da söylemiyorsan cok kirilirim haberin olsun...
-Dogan, Soner ´le ilgili tek kelime bile etmedi diyorum, inanmiyorsun... Ask olsun Sevilcim, yaaa bilsem söylemez miyim?
-Duydugumda benim üzülecegimi düsünüyorsan söylemezsin tabiii.... Unuttun mu, Soner´in Tülay ile evlenmek üzere oldugunu nasil saklamistin benden...
-Ayol aradan iki seneden fazla zaman gecmis, onu yüzüme vuruyorsun? Aa hayret bisey... Bir parca pasta daha alabilir miyim?
-Tabii sekerim, begendin mi gercekten, nasil olmus?
-Hmm, ellerine saglik canim... üzeri jelatinle kapli mandalin dilimlerini görüyorum ama icindeki karisimda ne var?.. Hmm, dur söyleme, ben bulacagim..
-Bosuna ugrasma bulamazsin... tarifini Almanya´dan orada peynirli pasta diyorlar, ben süzme yogurtla yapiyor, onlarin dibe dizdikleri mandalinleri de en üste yerlestiriyorum... Nasil, cok güzel olmus degil mi?
-Harika! Gecen gün yaptigin cikolatali da cok nefisti.. senin yüzünden sismanlayacagim kizim ya.. Almanya´dan geldin geleli pasta yapmaya fazlasiyla merak sardin..
-Ne yapayim Aylincim, Soner´le Efe cok seviyorlar...
-Ben de onlardan asagi kalmiyorum ki.... bakar misin, hem ayila bayila, hem de söylene söylene yiyorum..
- Afiyet olsun!
-Hm hmm... cok güzelmis.. Ya, biz Soner´le ilgili ne diyorduk?
-Senin bazi bildiklerini beni üzmemek icin sakladigini konusuyorduk canim... hani su Tülay olayindan bahsediyorduk....
-Off Sevilcim ya, o zaman hersey cok baskaydi .. Soner´in sana ve Efe´ye yillar sonra yakinlasmasiyla sen cok hashas bir dönem geciriyordun.. Kafan karismisti, fazlasiyla kirilgandin.. O kadar ki, kendi duygularini bile görmek istemiyor, aci cekiyordun... hatirlasana... haksiz miyim?
-Haklisin ama...
-Hem sen benim yerimde olsaydin gelip bana pat diye söyler miydin ki, beni suclar gibi konusuyorsun?
-Af edersin canim, ama bugünlerde Soner´in bazi davranislarindan öyle huzursuz oldum ki... Ne düsünecegimi sasirdim.. ona direk olarak soramiyor, kocama güvenmek istiyorum!
-Aklini kurcalayan ne? Sevil, bir sorun mu var ? Yani ikinizin arasinda?
-Iste mesele de bu zaten... Yok! Aramizda bildigim kadariyla hic bir sorun morun yok! Yine de benden birseyler gizlediginden eminim..
-Yaniliyor olamaz misin? Frankfurt´tan döndügünüzde liseli asiklar gibiydiniz, sunun surasinda kac hafta oldu ki..
-Evet ordan cok mutlu döndük..
-Dogan´la ben sasirmistik sizi öyle görünce, cok da sevinmistik... cünkü biz orda sizden ayrildigimizda hem dargin hem endiseliydiniz...
-Evet canim ya, Allah bir daha göstermesin, ömrümüzün en zor anlarini yasadik orada... ama Tanriya sükür cok da güzel asabildik hepsini, yeniden kenetlendik... hatta o aci günlerin sonunda birbirimize tekrar asik olduk bile diyebiliriz..
-Ne güzel iste... simdi degisen ne? Soner mi?
-Evet! Yani hayir! Daha dogrusu, aslinda her zamanki gibi ama yine de degil... nasil desem?... eve geldiginde yine sevecen, bana asik, cocuklarina düskün... tam bir baba gibi davraniyor... Ama..
-Ama ne? Ne var Sevil?
-Hissediyorum! Benden birseyler gizledigini his-se-di-yo-rum!
-Öfff Sevil nasil seyler? Biraz acikla o halde, cünkü ben anlamiyorum..
-Bak meselâ, gecen gün Dogan, Soner´e cepten ulasamadigi icin evi aradi, ama Soner evde yoktu! Halbuki "Ben eve gidiyorum!" diyerek yaklasik 3-4 saat önce restoranttan ayrilmis..
-Ve hemen eve gelmemis! Bu mu yani? Nerdeymis peki sormadin mi? Bir aciklamasi vardi mutlaka..
-Sordum, trafik filan diyerek gecistirdi ama dili dolasiyordu sanki.... kekelemeye basladi resmen ya..
-Soner mi kekelemeye basladi? Inanmiyorum..
-Inan, zorlandigi o kadar belliydi ki... Erkekler hic de zannettikleri kadar ustalikla yalan söyleyemiyorlar Aylincim.. o durumu kurtardigini sandi ama blâkis icime süpheyi yerlestirdi..
-E, belki de dogruydu söyledikleri sekerim, az yol degil ki oradan burasi..
-Ama her gün en gec bir saat icinde burda olurken o gün tam 4 saatte gelebildi...
-Ah, kuruntulu arkadasim benim! Bana bak, sen yaslaniyor musun yoksa?
-Alay etme Aylin!
-Ne yani, hepsi bu kadar mi?
-Hepsi bu kadar degil elbette.. neden her zamanki gibi gecikecegini haber vermedi, cebi neden kapaliydi? Sonra.. seyy...de var..
-Ney?
-Cok yorgun!
-Anlamadim?
-Bir süredir cok yorgun oluyor, nerdeyse televizyonun karsisinda oturdugu koltukta uyuyakaliyor... Hasta degil, bir seyi yok... sadece yorgun...
-Sevilcim, ne var bunda? Senin kocan da bütün gün calisiyor, bazi aksamlar eve geldiginde yorgun olamaz mi?
-Olur tabii ama her zaman benimle basbasa kalmak icin Efenin ve ikizlerin uykuya dalmasini dört gözle bekleyen adamin, Efe´den önce uyuyakalamasi sence normal mi?
-Hmm, yani bir tuhaflik oldugundan eminsin! Tamam farzedelim ki bi anormallik var, bu ne olabilir ki hayatim? Sakin bana "baska bir kadin!" deme inanmam..
-Yani ben de öyle demek istemiyorum zaten... ama yine de aklimdan bin türlü sey gecmiyor degil....
-Sevilcim, Soner sana asik, sen de ona... bu o kadar belli ki.... siz birbirinizi bu kadar cok severken... mümkün mü?
-Biliyorum Aylin, o kadar mutluyuz ki... beni korkutan da mutlulugumuzun bozulmasi, yani Soner´i kaybetmek...
-Hic bosuna endiselenme sen hayatim, Soner´e gidip sorsak o da ayni seyleri söyleyecektir eminim... Kesinlikle hayatina bir baskasini sokmaz, seni ve cocuklari kaybetmeyi göze alacak kadar aptal olamaz! O hatayi bir kez yapti, tekrar etmesi icin aklini kacirmis olmali.. Sen icini rahat tut, sakin ol ne olur...
-Yani sebepsiz mi kuskularim diyorsun..
-Evet, her ne ise o yorgunlugun nedeni o da ortaya cikar zaten inan bana.. belki bir doktora görünmesi iyi olur ama senden önce Soner bu durumdan rahatsizlik duyacak ve gerekeni yapacaktir...
-Sag ol Aylincim, beni rahatlattin... seninle konusmak iyi geldi... yanliz lütfen Dogan´la konusurken dikkatli ol ve benim süphelerimden bahsetme sakin..
-Eder miyim hic Sevilcim? Bunlar elbette aramizda kalacak, sen hic merak etme....
-Sag ol canim... bak, telefonun caliyor, sen rahat rahat konus, ben de bu arada su masayi toplayayim..
-Ay dur lütfen bekle birlikte toplariz.....
-Bosver masayi da sen, telefonuna bak sekerim, Dogandir mutlaka...selâm söyle...
-Bakiim, evet o.. iyi insan derler ya.. Efendim hayatim? Evet Sevildeyim... nasil? anlamadim.. Dogan daha yavas konusamaz misin?... hayatim... bu defa da cok yavas konusuyorsun seni duyamiyorum.... ha, tamam gelirim tabii.... nasil yani hemen mi? kac metrekareymis? Efendim, anladim, dur lütfen bi sakin ol, bagirma!.. Üff Dogancim yaa...tamam görüsürüz....
-Ne diyor Dogan?
-Hic sorma cekmiyordu galiba... ancak yarisini anladim söylediklerinin.. bizim icin cok güzel bir ev buldugunu söylüyordu, hemen emlâkcida bulusmamizi istiyor...
-Haydi bakalim hayirli olsun... Insallah istediginiz gibidir..
-Insallah Sevilcim... Bak, ben cikiyorum canim, ama sen önce bana evhamlara kapilip üzülmeyecegine söz veriyorsun....
-Tamam arkadasim, sen merak etme... evi gördükten sonra mutlaka ara beni, detaylariyla anlatmalisin..
-Tamam canim herseyi tek tek anlatirim... simdilik hosca kal..
XXXXXXXXXXXXXXXXX
-Ask olsun Dogancim neden öyle panik yaptin anlamadim?
-Kusura bakma sevgilim ya, hep su Soner´in yüzünden.. Adam tutturdu mu tutturuyor biliyorsun..
-Neyse canim önemli degil artik... Ne yapmami istiyorsun sen simdi tekrar anlatir misin?
-Tamam hayatim... Bak simdi, sen “.......????.............” diyorsun, sonra da biz “............?????....” yani sonunda herkes mutlu ha? Nasil, simdi herseyi anladin mi?
-Pes yani Dogan! Pes diyorum! Ya ben size inanamiyorum, neden düzdüz yol dururken zig zaglar cizersiniz?
XXXXXXXXXXXXXXXXXXX
-Sonercim söför sensin isine karismis gibi olmayayim ama Aylinlerle bulusacagimiz adresi ararken kaybolduk mu, bana mi öyle geliyor?
-Sen merak etme Sevilcim, ben nereye gittigimizi cok iyi biliyorum...
-Su navigasyonlardan biz de mi alsaydik? Büyük kolaylikmis diyorlar..
-Gerekmiyor ki hayatim! Benim ihtiyacim yok, sen araba kullanmayi sevmiyorsun... istersen ilerde bakariz... Bak az kaldi yolumuz surdan sola saptik mi 5-10 dakika sonra ordayiz...
-Aylin neden bu kadar israr etti anlamadim, tamam nikah icin gün almalari elbette bir kutlama sebebi ama bu kadar lüks bir yerde bunu bizimle kutlamak istemeleri biraz garip geldi bana... sence de öyle degil mi?
-Yok canim, neden garip olsu? Nihayet birbirlerine kavusacaklari günü ögrenmis ve bu müjdeyi en yakin dostlariyla kutlamak istemisler...
-Ama cok masraflari olacak, daha dügün yapacaklar.. Bunun takisi, balayi masrafi var... sonra sifirdan ev kuracaklar... Yani her kurusa ihtiyaclari olacak.. Bence sen Dogan´la bunlari bir yanliz kaldiginizda konusmalisin Soner, bizim yüzümüzden bu kadar masraf yapmasinlar...
-Tamam canim, söz... konusurum... herseyi düsünen karim benim... Ama düsünme simdi bunlari.. Sana bu gece ne kadar güzel oldugunu söylemis miydim?
-Söylemistin, ama yine söylemende hic bir sakinca görmüyorum..
-Madem öyle diyorsun... Cok güzelsin.. Her gün sana yeniden asik oluyorum inan..
-Sonercim iltifat etmeni istemistim, abartmani degil....
-Abartmiyorum Sevil, gercegi söylüyorum...
-Peki tatlim öyle olsun.... Gece cok gec kalmayiz degil mi? Zaten her disari cikisimizda annenle babana cocuklari biraktigimiz icin de üzülüyorum.. sence de biraz ayip olmuyor mu? Nihayet onlar da yasli insanlar, dinlenmek istiyorlardir belki de..
-Bu söylediklerini sakin annemle babam duymasinlar.. seni cok sevmelerine ragmen gelinlikten ret edebilirler...
-Hangisini duymasinlar? Cocuklarin onlara rahatsizlik verdiklerini mi? Yasli olduklarini mi? Aman ha, haklisin duymasinlar...
-Hah söyle gülümse biraz... o güzel yüzünde güller acsin.... son günlerde biraz gergin gibiydin sanki... ..oysa ben seni hep mutlu... hep gülerken görmek istiyorum..
-Demek sen de farkina vardin.. ben mutluyum Soner, sadece son günlerde biraz yorgunum sanirim...
-Tamam canim sen öyle diyorsan... Ver bakayim elini bana... Basini da hafifce daya söyle omuzuma..
-Olur, sen nasil istersen, böyle mi? ... dikkat sacim bozulmasin... sen simdi tek elle araba kullanmayacaksin herhalde?
-Merak etme canim, yol zaten dümdüz, vites degistirmem gerekince cekerim... Oh be... Sevil seni yanimda hissetmeye, sicakligina ne kadar ihtiyacim varmis...
-Benim de öyle..
-O zaman iyi ki evden ve kücük afacanlardan biraz olsun uzaklasmisiz ha? Ne dersin?
-Evet hayatim...
-Sevil?
-Efendim?
-Neden sustun, ne düsünüyorsun?
-Cocuklari.... Eda´nin biraz atesi vardi galiba... uyumuslar midir acaba? Büyükbabalariyla babaannelerini cok yormamislardir insallah...
-Istersen evi bir ara sor rahatlamak icin... ama annemle babam gayet güzel halletmislerdir herseyi... Aramak ister misin?
-Hayir canim gerekli görürlerse onlar ararlar.... simdi güvensizlik gibi olur.. Halil baba ona yasli dedigimi duysa nasil bozulurdu düsünebiliyor musun?
-Bence duyarsa annem bile bozulabilir... Yasliligi kabul etmeleri cok zor...
-Ikisini de cok sevdigim icin yorulmalarini istemiyorum Soner..
-Hayatim sen onlari merak etme... onlar bize yardimci olduklari icin mutlu oluyorlar... doya doya torunlariyla birlikte olmanin tadini cikartiyorlar.. Sevil ya artik su baskalarini düsünmeyi biraksan da basbasa olmamizin tadini cikartsak diyorum..
-Haklisin hayatim, uzun zamandir basbasa kalamadik... nerdeyse Frankfurt´tan döndügümüzden beri...
-Orayi hep hatirlayacagim.. Neydi adi? Hamburger.. yok yok . Homburger Landstrasse.... hayatimin en güzel sürprizi sendin o gece...
-Demek unutmadin? Ben de unutmayacagim canim, en güzel gecelerimizden biriydi..
-Daha coook güzel gecelerimiz olacak, o sadece biriydi.. aman Sevilcim ne olur dile benden ne dilersen ama bir daha Almanya´ya gitmemizi isteme benden.. Onlarin memleketi onlara kalsin, bizimki bize..
-Tamam tamam, merak etme istemem! Ben de sevemedim orayi.. Aa, otoparka mi giriyoruz, geldik mi yoksa?
-Evet bak, ünlü “...?.. “ otelin restorantinda masamiz ayrildi... Ne o memnun olmamis gibisin? Begenmedin mi burayi?
-Begenmez olur muyum, ama nedense yolun bittigine üzüldüm... ne güzel sohbet ediyorduk senle... bunu cok özlemisim... . hele sen ikide bir elindeki elimi dudaklarina götürdükce... basim omuzunda... keske bu gece, bu yol hic bitmese diye gecirdim icimden... ama bitti iste... simdi yine basbasa kalamayacagiz, yine kalabaliga karisacagiz...
-Sen istersen kalabaliga karismaz basbasa kalacagimiz bir yer buluruz kendimize.. sadece sen ve ben... yeter ki sen iste..
-Sonercim sacmalama! Öyle olur mu hic? Hadi acele edelim de bari Aylinleri bekletmeyelim...
-Sevil dur inme hemen arabadan!
-Nedenmis o? Soner kolumu birakir misin?
-Birakamam bekle... cünkü sana.. cünkü sana söyleyeceklerim... var... gel biraz daha yaklas... hah tamam kulagina söylemem lâzim, bu cok önemli...bi sey..
-Hmm, anladim galiba... evet, seni dinliyorum... böyle iyi mi?
-Biraz daha sokulursan, kokunu da cekince icime... senden baska hic bir sey düsünemiyorum..... sadece seni öpmek istiyorum..
-Soner sakin yapma!... Ne söyleyecektin?
-Bak ne söyleyecegimi bile unuttum, bu da senin sucun... aklimi basimdan aliyorsun...
-Soner böyle seyler söyleme lütfen... nefesim kesiliyor... hem arabanin icinde öpüsmek ne demek... kacamak yapan liseliler gibi.. olmaz...
-Sevil kacirma dudaklarini...
-Hayatim cocuklasma, bi gören olacak.. ya da kamera filan vardir...uff Soner... ne olur bakma bana öyle...
-Ne yapayim, seni cok özledim, sen yanimdayken bile özlüyorum.. biliyorsun degil mi?
-Biliyorum... Ama sen yine de her firsatta bunu bana söyle, kulagima fisilda olur mu?
-Tamam söylerim! Seni seviyorum, Sevil! Canim karim seni cok seviyorum!
-Ben de seni seviyorum! Ama hayatim, simdi ilan-i askin sirasi degil ki!
-Sirasi mi olurmus sevdigini söylemenin...Icimden geldigi her an sirasidir!
-Peki tamam ama simdi arabadan inmeliyiz yoksa güvenlik görevlileri bir sorun oldugunu düsünüp birazdan dikilecekler basimize.. Dur Soner.... ne. yapi...yor...sun... Tanrim, bi gören olacak... yapma..
-“....................”
-Soner, delirdin mi!
-Evet, ne olmus? Ya ben karimi öpemez miyim?
-Öpersin ama heryerde degil....off insallah bir gören olmamistir... Hayatim gitmiyor muyuz? Aylinle Dogan iceride bir saattir bizi bekliyorlar....
-Dur bi dakka....Tamam, simdi hatirladim! Beklemiyorlar...
-Neyi hatirladin? Soner sen iyi misin? Ne demek beklemiyorlar?..
-Sey... Sevgilim, onlar bizi beklemiyorlar! Yani Aylin´den seni davet etmesini ben rica ettim.. ama onlar yoklar...
-Nasil yani? Burda bulusup nikah icin gün almalarini kutlamayacak miydik?
-Hayir sevgilim sadece senle ben olacagiz... Simdi elele iceriye gidip basbasa güzel bir yemek yiyerek hâlâ birbirimize asik olmamizi kutlayacagiz.. Sonra yorulana kadar dans edecek, istersek sabaha kadar sevisecegiz....
-Soner, sus lütfen... Neler söylüyorsun?
-Sana asigim, seni özledim... diyorum... Ne düsünüyorsam, ne hissediyorsam onu söylüyorum...
-Ya Aylin´le Dogan?
-Onlar da bir yerlerde basbasa kutlayacaklar hayatim, onlarin da yanliz kalmaya ihtiyaclari var.. ama günlük ufak tefek sorunlarin icinde kaybolmak üzere oldugumuz icin en cok bizim var.... öyle degil mi?
-Iyi ama yanliz olacagimizi bana söyleyebilirdin...
-Söyleyecektim ama cocuklari bahane edip kabul etmezsin diye korktum... Hem ben de sana sürpriz yapmak istedim...
-Sürpriz yapmak istedin, öyle mi?
-Evet! Aslinda böyle otoparkta arabanin icindeyken degil, seni kandirip yukaridaki odamiza cikarttigimda aciklayacaktim herseyi ama gördügün gibi sabredemedim...
-Ne odasi... sen burda oda mi tuttun?
-Evet askim! Bu gece sadece sen ve ben olacagiz dedim ya... Sevilcim, hemen itiraz etmeden önce beni dinle.. tam iki haftadir bu geceyi planlamakla mesgülüm...
-Iki hafta mi?
-Sadece tek bir gece bencillik yapacagiz... telefon veya kapi calmadan, bebek aglamasina uyanmadan, Efe üzermize gelecek korkusu olmadan birbirimizin kollarinda yatacagiz.... hi, ne diyorsun olmaz mi?
-Ama ya cocuklar gece uyanir, bizi ararlarsa..
-Hayatim annemle babamin haberleri var, onlar bizde kalacaklar ve cok cok önemli bir sey olmadan aramayacaklar... Tamam mi? Hadi n´olur kabul et.....
-Sonercim sana nasil hayir derim ki? Tüm bunlari beni sevdigin icin yaptigini biliyorum ama yine de bu kadar masraf etmemeliydin sevgilim, daha bir sürü ihtiyaclarimiz cikacak.... Yanlis anlama ne olur, cok sevindim böyle bir geceyi düsünmen yeter... inan cok mutlu oldum.. hayali bile güzel... ama keske benimle konussaydin bu planlarini...
-Sevilcim, sevgilim... bütcemizi sarsacak bir durum söz konusu bile degil.. Ne olur bak daha sözlerimi bitirmedim... Gecen gün beni Sami Bey aradi, yardimima ihtiyaci oldugunu söyledi.. Mustafa Abiyle ikisi büyük bir parti mal almislar onlarin pazarlanmasinda bir kac gün ögleden sonralari yardimci olmami rica etti... Ben de kabul ettim ve bazi tanidiklarimin vasitasiyla toplantilar düzenleyerek bir sürü müsteri kazandirdim onlara, hatta verilen siparislerin nakliyatini bile ben yaptim.. Yani bu gecenin tüm masraflarini ikinci isimde calisarak kazandim....
-Ah Soner bu yüzden mi o denli yorgundun.. Ben de...
-Sen de, ne?
-Hic! Hic... seni seviyorum diyecektim sadece... seni cok seviyorum....
-Söylemesen de olur sevgilim, bakislarini üzerimden cekme yeter... Madem anlastik, o halde sana “Hanimefendi, yeni bir ask gecesine buyrun!” diyebilir miyim?...
-Ah Soner... sen... sen...
-Ne o? Senin gözlerin doldu... Sevilcim, aglamayacaksin degil mi? ...
Not: Cocuklar gördügünüz gibi Seval ablaniz belki günün birinde bir roman yazar ama kisacik senaryo yazamaz! Neyse söz vermistim tuttum... Ah anacigim, uykum geldi, gözlerim kapaniyor, her harfi cift görüyor buna ragmen yazmaya calisiyorum... eksikler fazlalar vardir, eh artik idare ediverin... sevgiler...
PAZAR GÜNÜ ÖNCESİ
VE
PAZAR GÜNÜ
GÜNLERDEN PERŞEMBE
Bu anneler günü özel geçsin isteyen soner efe ile gezmiş ve sonunda karısının hoşuna gidecek sandıkları bir hediye ile geriye dönmüşler hediye gereken yere saklanmıştı.
Efe: baba başka ne yapacağız.
Soner: oğlum bak annen uyurken sen yatağını gülleri serpersin ben aşağıda kahvaltıyı hazırlarım.
Efe: baba annem anlamaz değil mi
Soner: anlamasın diye elimizden gelene yapacağız ortak çak bakalım
Efe: çaktım baba.
Soner: bak efe anneannen ile babaannenin hediyeleri nerede
Efe: dolapta
Soner: tamam oğlum bak Pazar günü kahvaltıdan sonra da hepsini dolaşacağız tamam mı?
Efe:ben vereceğim hediyelerini
Soner: tamam oğlum sen ver.
HALİL VE ESMA SULTANLARIN EVİ
Halil bey: ya sultanım bak hadi bir hastaneye gidelim böyle olmayacak.
Esma sultan: oof Halil üşüttüm ben biliyorum basit bir bulantı geçer şimdi
Halil bey. Ya nerdeyse 15 gündür aynı şeyi söylüyorsun olmaz gideceğiz.
Hadi kalk.
Esma sultan :ah ah Sefer olacaktı ki şöyle annemin çorbasından yapacaktı
O anda kapı çalınır Halil bey kapıyı açar
Halil bey: Esma sultan anarmısın iti hazır et sopanı
Sefer dayı : eniştem benim nasıl da karşılarmış derken arkadan bir ses hello
Halil bey: esma gel sopanı gör kadın gel bir de süpürge takmış süpürgemiz eksikti ya
Halil bey kapıda bırakıp içeri yürür.sefer dayı arkasında.
Sefer dayı: ayıp oluyor ama enişte ne sopası ne süpürgesi
Halil bey: aman tamam kendi büyür aklı büyümez sende
Sefer dayı: ya enişte bak valla alınıyorum
Halil bey: alınsan ne olacak gidecekmisin yani
Sefer dayı: enişte bir günde kapıyı güzel açsan şehirde ki kurtlar dağa kaçacak valla
Halil bey: hadi hadi senin de boş konuşma
Sefer dayı : ya nerde benim misler gibi annem kokan ablam
Halil bey :Al işte bu lafla gitti bizim Esma sultanı ara ki bulasın
İçerden kardeşinin sesini duyan Esma sultan
Esma sultan:ah canım kardeşim benim ay ay gel şöyle bir öpeyim koklayım
Halil bey. Aman pis denizci ne kokacak yosundan başka
Esma sultan:canım kardeşim bu kim ayol
Sefer dayı: ablacım bu mu şey Olga çok güzel değil mi abla nedersin
Esma sultan: görüyorum herhalde güzel olduğunu kim diyorum
Sefer dayı:olga ablacım benin o şey nişanlım
Esma sultan: nee bir de rus kız mı taktında koluna nişanlınmış olmaz öyle şey ben kabul etmiyorum
Seferdayı: ya ablam benim bak gözünü seveyim yapma ama
Halil bey: ne pes ya bu daha ancak 20 yaşında beh beh beh sana baba mı diyor Sefer hehehe
Sefer dayı: çok pardon yani ne demek baba eniştecim o nasıl laf öyle bak ben o kadar yaşlımıyım
Halil bey: yok sen çok yaşlı değilsinde bu kız çok genç sen şimdiden alıştır şimden kendini
Sefer dayı: canım enişteciğim mutluluğa değil mi
Halil bey :ne mutluluğa be şu kafanda çıkacak olan boynuza boynuza
Sefer dayı: ayıp olur ama enişte ablacım mis kokulu ablam ya baksana şu enişteme hem Olga bana aşık değil mi olgacım
Olga: ben çok seviyorum ceferi
Sefer: cefer değil sefer
Olga : seferi
Halil bey: hehehe ne sevmek ismini bilmiyor be
Sefer dayı: işte bak söyledi işte seviyorum dedi AA ablacım ne oldu sana nereye
Esma sultanın gene midesi bulanır lavaboya gider geldiğinde
Esma sultan: ben anlamam aşk meşk bu iş ol ---maa—z yere yığılır..
Halil bey: Aman canım esmam bak uyan hadi bak ah gidelim hastane dedim dinlemedin hadi sefer çağır şurdan bir ambulans hadi durma
Buu koşuşturma sırasında kendine gelen esma sultan
Esma sultan: yok tamam ben iyiyim ambulansa gerek aah tamam bak kalktım işte
Sefer dayı: ya ne oldu enişte ablama benim
Halil Bey: seni gördü deniz tuttu ya ne bileyim ben
Sefer dayı. Aman da eniştem de günündeymiş bu gün
Halil Bey: bırak çeneyide hadi mutfağa ablana çorba yap annenin çorbasıymış neymiş onu sayıklıyordu sen gelmeden
Sefer dayı: Ya bir hoş geldin deseydin be enişteciğim
Esma sultan: canım kardeşim benim ne o Halil bir hoş geldin yok mu kardeşime
Halil Bey: hoşt-geldin
Sefer dayı: enişte ne o ya yaşlılıktan dilinmi sürtüyor.
Halil Bey: ne yaşlılığı be bak tığ gibi delikanlıyım
Sefer dayı: eniştecğim benim senden bence tığ değil 5 numaralı şiş olur senden iyi haroşa örülür bir ters biryüz
Halil bey: zevzek sende sen kendi ne bak gemi dümenini çevirmeye benzememez 20 lik rus kızı söyleyim hehehe
Sefer dayı: bak enişeye bak çok ayıp oluyor ama ya
Halil bey: kızın kadar el kadar çocuğu koluna tak gel ayıp değil gerçekler mi ayıp oluyor kayınço hehehesen boşver şimdi bu ablanı kandıralım da hastaneye götürelim tahlil filan yaptıralım.hadi seni dinler.
Halil ve sefer dayı anlaşarak mutfakta anlaşarak odaya girerler.
Sefer dayı: annem kokan ablam benim bakalım nasılmış.
Esma sultan: derdini unutmuş Olga kıza takmıştı
Gel eğil ver kulağını bana
Sefer dayı: ne ablacım söyle
Esma sultan: bu şu kardenizi istila edenler değil demi
Sefer dayı: ne istilası kardeniz mi gitti elimizden aman benim niye haberim yok
Halil bey: ya of ne Karadeniz gitmesi be maşrabahıyı soruyor yok maşraba değildi Nah taşa yok oda değil neydi bu ya
Sefer dayı: nataşa
Esma sultan: işte onu soruyorum onlardan mı
Sefer dayı: yok ablacım ya ne nataşası sı ya
Esma sultan: aah ne bileyim ben ah benim sırım gibi kardeşime ne yakışır mı kız şimdi
Halil bey: esma sultan hastaneye
Esma sultan: yok benim bir şeyim
Halil bey: var esma sultan var en azından gözlerin bozuk bu kazmayı yaptın sırım ceylan gibi kızı yaptın ucube
Sefer dayı: şey ablacım sen iyisin gitme ama Olga hasta onun için gelde benim yanımda ol
Esma sultan : nesi varmış bir et bir kemik tabii neresi iyi olur bunun tahta gibi
Sefer dayı: muck benim canım ablam hadi Olga kız hastaneye
Olga: ne hastası kim hasta
Sefer dayı: sen kız sen çaktırma.
Halil ve sefer dayı
Halil bey: Sefer bak bu Olga kız tahlil yaptırken söyleceksin ablanda yaptırcak
Sefer dayı: tamam anladım enişte sen merak etme hadi gidelim.
Hastaneye varırlar Olgaya yapılan tahliler hepsi esma sultana da yapırlır
Esma sultan: ben niye yaptırıyorum
Olga: ya ablacım kız seni anası belledi ne olur iki iğne bir çiş ne var bunda ya gelininin için yaptırsan korktu kız gurbet tabii burası
Esma sultan: ne gelini istemem başlarım gurbetmiş söyletme beni el kadar kız babası kadar adamın peşinden gelmeye korkmamış iğneden mi korktu
Seferdayı: ya ablacım ya bak öyle babası filan aşk bu hani senin aşka inancın vardı
Esmasultan: benim aşka inancım var maşallahta aşka limon sıkan azgın tekkelere yok
Sefer dayı: ayıp oluyor ama ablacım mis kokulu ablam
Esma sultan: ayıp filan değil.kızdırma beni
Seferdayı: sen kızma benim ablam bak ağzımı fermuarladım sustum
Esma sultan: seni yaramaz seni Soner kime çekmiş belli
Sefer dayı: hehehe ablam gel bir koklayım seni mis mis
CUMARTESİ
SEVİL VE SONER ODALARINDA
Sevil: Sonercim Doğan ve Aylin ne yapacaklar
Soner: sorma Doğan Kadir amcayı da görecek diye titremeye başladı şimdiden
Sevil: Aylin ‘de aynı şimdi kesin benim aldığım hediyemi beğenmez diyor.
Soner. Ya ne bunların çektiği ya
Sevil: her şey onları kırmamak için birisi Aylin babası diğeri Doğanın annesi geçer ama hele evlensinler bir torunları olsun.
Soner: ya bu Doğan var ya kısmetsiz bu gol bie atamadan kadir amca onu jaws gibi yutar
Sevil : sahi ya kadir amca da yani korkulcak kadar var ama sevmeye başladı bence artık.
Soner: ama benim annem ve babam seni çok seviyor.
Sevil: bende onları seviyorum
Soner:hele annem var ya benim böyle ev kuşu olacağımı ölse inanmazdı derler ya aynen öyle
Sevil: Sonercim ev kuşu olduğuna sende inanmıyor gibisin
Soner elinde kitabı komidin üstüne bırakır ve yanında ki ışığı kapatırken
Soner: demek kuşkun var öylemi karıcığım istersen cik cik
Diye de öterim gel buraya
Sevil: ya dur bak gıdıklanıyorum dur sonner ay
Soner: canım benim
Sevil: seni seviyorum
Soner: bende canım hemde çok bak cik cik cik
Sevil: soner keş şu ötmeyi
Soner istesede karısını öperken konuşamazdı. yani ötemezdi.
PAZAR GÜNÜ
Efe sabah gözlerini açar açmaz doğru usulca annelerin odasına giderek soner’i dürter fısıldayarak
Efe: baba baa baa uyan
Soner: ne ya aa efe neden bu kadar erken kalktın oğlum
Efe: baba bu gün anneler günü ya
Soner: anladım seni uyku tutmamış tamam geldim sen beni aşağada bekle.
Soner giyinip aşağı iner.
Efe: baba annem çok sevinecek demi
Soner: sevinmez mi benim aslan oğlum şimdi ne yapacaktık tamam çay suyunu koyalım
İşte bu gül yaprakları unutma merdivenlerede gül bırakacaksın bir beyaz bir kırmızı bir sarı
Efe:tamam sen kahvaltımı hazırlayacaksın
Soner: sonra gel hediyeyimizi veririz.
Efe: annem beğenecek midir
Soner: kesinlikle oğlum
Efe: ikizleri aldığını
Soner: onlarında beğenir.hadi ne yaptın bakalım
Efe: güller yapraklarını yatağa serptim gülleri de merdivene koydum.
Soner: aferin beni aslan oğluma
Efe: baba hani sen anne için tabağa kalp yapımışsınya gene yapsana
Soner: tamam yapalım ama bu sefer sen yardım edeceksin
Efe: yaşasın tamam
Sevil yatağında güllerle uyanınca gülümsedi güzel bir gün onu bekliyordu anlaşılan.
Terliğini ve sabahlığını giydi.Aşağı inecekken bir gül ve bir kart buldu
Gülü kokladı ve karta yazılanı okudu ‘’Annecim benim seni çok seviyoruz ‘’ birkaç basamak daha inince
Beu sefer kırmızı gül vardı yanında bir kart bundada ‘’ sevgili Çocuklarımın annesine ve ilk ve son aşkıma seni seviyorum ‘’ sevil ‘in gözleri dolmak üzereydi son basamakta ki ise sarı bir gül valır ken gözlerinden yaşlara engel olamıyordu.Sarı gül ve yanında ki kart aldı ‘’Biz çook açııktıııık’’yazıyordu sevil bu seferde ağlarken gülmeye başkamıştı başını kaldırdığında kahvaltı masasının önünde duran reme baktı efe ikizler ve soner’in hayatının anlamları onlan her şey karşısındaydı.
Sevil hepsine birden sarıldı.ve bu arada hazırlanan masayı gördü.
Sevil: ama siz hazırlamışsınız.
Soner: bir seferde biz hazırlayalım dedik oğlumla hem bak bu tabağı bile o yaptı.
Efe büyük bir telaşla annesine bakıyordu ya beğenmese diye
Sevil: Sonercim üzgünüm ama Efe’nin tabağı daha güzel olmuş senin yaptığından gel bakalım canım oğlum benim
Soner: desene bizim papuç damda geziyor.
Sevil: ee ne yapalım sırlarını deşifre oldu sende yeni şeyler bul Sonercim
Soner: bak bu konuda çalışmaya başlıya bilirim.
Efe: hadi baba
Soner: dur oğlum annen kahvaltını etsin
Sevil: siz neler fısıldıyorsunuz bakayım.
Efe: hiiç
Soner : hiç canım
Efe: anne kahvaltın bitti mi
Sevil: efe ne o hadi anlaşılan tamam diyelim ki bitti ne oldu
Efe: baba bitmiş
Soner: tamam kalkıyoruz.önce küçükler
Soner ege ve eda nın elinde tuttukları ile sevil in yanına gelir
Anneleri bu senin .
http://img86.imageshack.us/img86/4987/pinoatimetorememberlp1.jpg
efe: bu da benim anne
http://img258.imageshack.us/img258/4333/71624289mz5.png
efe ile soner hep birlikte Sevilcim anneler günün kutlu olsun
sevil her iki tabloyu açınca hepten kendini tutamaz ağlamaya başlar ,bu arada resimle bakan ikizler de birden ağlamaya başlarlar ikizlerden Eda olan tabloyu işaret parmağınla göstererek bir eksiği fark etmiş gibi
eda: baba yok baba yok
efe: baba tablodaki kadını annem sandı sen yoksun diye ağlıyor.
Soner eda ‘yı kucağına alır ama gözleri bütün sevgisiyle karısına bakmaktadır
soner: kızım ağlama bak ben buradayım üzülme ben de ordayım
bu tabloları yapan benim
sevil gülümseyerek : ay resam kocam benim
diyerek kocasına sarılarak gözleri yaşlı olarak öper
sevil: bir şeyler yesem yani aç anne hiç işe yaramaz onu size söyleyim.
Soner: tamam buyrun sultanım siz sandalyenize hemen çayınızı getiriyim.
Bizimkiler neşe içinde kahvaltılarını yapmışlar, sonra iki duvara karşılıklı alınan tablolar asılmıştı. Daha sonra bir bayram edasıyla giyinilerek önce Sevil ‘in annesine gitmişlerdi.
Sonrada Zerrin hanım ile birlikte Soner’in anne ve babasına akşam yemeğine gitmişlerdi.
Hepbirlikte Esma sultan ve Halil bey’lerinin evine vardılar.
Kapıyı çaldılar.kapıyı Olga açtı.
Soner: bu ne yaaa böyle cey- lan gibii
Sevil: Sonercim sakin ol istersen kendi iyiliğin için
Soner: yani ben babamın evin de ne bu dedim
Sevil: ne yani Sonercim bizim eve mi daha uygun yani,
Soner: aman sevil yani ne arıyor bakımından
Sevil: kapıdan çekilse girip öğreneceğiz.
Olga: siz var kimi aramak
Soner: ya çekil bakayım şöyle
Sevil: soner dur biraz ya
Soner: ne durması kız anamın kapısında kimi aramıştınız diyor anneme bir şey mi oldu annneee
Sevil: aman soner ya
Sevil ,zerrin hanım ve çocuklar içeri girerler Olga kapıyı kapatır.
İçerde bir bakarlar Sefer dayı gelmiş Zerrin hanım kızına
Zerrin hanım:keşke gelmeseydim bu bu azgın tekke gene gelmiş.
Sevil dişlerinin arasından : anneee ne yapalım kız kardeşinin evi burası gelmesin mi.
Zerrin: ne bileyim onu görünce
Sevil: ne o sana kur yapmazsından mı korkuyorsun.
Zerrin: aman saçmalama ne yapayım ben onu
Sevil: anladım annecim
Zerrin: neyi anladın
O sırada Soner dayısını görünce çok sevinerek Olgayı bir an unutmuştu.
Soner: dayıcım ne zaman geldin 2 gün oluyor.
Soner. Anne neden haber vermedin.
Esma sultan: canım olga biraz keyifi yoktu hastaneye tahlille gittik.
Soner: Olga kim ya şu kapıyı açan mı sahi kim o ceylan
Sevil: Sonercim avcılığı bırakıp kızın ismi varmış onu kullansan
Esma sultan: kim olacak dayına sor.
Soner: dayı hayrola kim bu ceylan aman işte Olga
Sevil: Sonercim hayrola ceylanları koruma derneğine mi üyesi oldun da benim mi haberim yok
Soner: Aaa Sevilciğim şey ben dayıma
Sefer dayı: yengen be oğlum yengen olur nasıl ceylan gibi değil mi?Canım Olgam benim
Soner: öh öh
Sevil: nee
Zerrin hanım: aaay aman tanrım azın tekke ne olacak.
Soner. Ya dayı sen ciddimisin ne yengesi bak kız ruhsatsız ya ne diyorum ya ben yani pasaportsuz olmasın
Sefer dayı: ya oğlum kız kaçak değil yaah
Soner: bak öyle bir şey olmasın basılır filan ev rus kızı saklıyoruz diye
Esma sultan amanın amanAllahım polis mi basacak yandık
Soner: ya yok anne öyle bir şey
Sefer dayı: ya ablacım neler söylüyorsun ne polisi ya
Sevil: anneciğim lütfen bakın rahatsızmışsınız üzülmeyin lütfen
Esma sultan: ben değil kızım bu Olga mı ne o hasta imiş gittik efendim ;Aman kız korkuyor diyemi ne anlamadın ya önce bana yaptılar sonra ona
Sevil sefer dayı ve soneri çağırır.
Sevil: sefer dayı ne bu tahlil olayı
Sefer dayı : ya düşüp bayılıyormuş benim mis kokulu ablam işte
Soner: ya ne bayılması ya benim niye haberim yok
Sevil: telaşlanma soner sonra sefer dayı
Sefer dayı: işte ben geldiğimde eniştemle inatlaşıyordu gitmem hastaneye diye
Bizde Olgayı götürdük o hasta diye işte
Sevil: yani kandırarak tahlil yaptırdınız öyle mi
Sefer dayı: öğle oldu gelinciğim
Soner: ee bu olga ne durum
Sefer dayı: nişanlım canım güzel ama Allah için bir içim su değil mi soner yeğenim
Soner: dayııı
Sefer dayı: Söyle yeğenim
Soner: suyu içerken dikkat et oldumu yani kana kana içme demek istiyorum
Sefer dayı: ne demek yeğenim
Soner: dayıcım yani suyu içerken boğulursun filan ondan benden uyarması
Sefer dayı: bak ama çok ayıp oluyor yeğenim zaten geldiğimden beri akşama laf eden edene aşk bu yeğenciğim
Soner: dayıcım bu aşk değil biraz meşk olmasın ha
Sefer dayı: aa be sen nasıl konuşuyordun dayınla böyle.
Bu arada Sevil odaya gelir annesinin yanına
Zerrin: ahlaksız azgın tekke ne olacak ya bu kızı kadar fidancık
Sevil: anne tamam azgın tekke demesen
Zerrin hanım: be yani azgın değil mi
Sevil: aşk oldum diyormuş
Zerrin hanım: aşkı batsın kart zampara
Sevil. Anne
Zerrin hanım ee onu deme bunu deme bu yüzden azıyor ya bu adamlar zaten
Sevil: ya of anne yani of
Kapı çalınır Halil bey bir neşe içinde elinde tahlil neticelerinle gelmiştir.
Halil bey: sofra hazır mı bakalım bayanlar
Soner: hoş geldin babacım nasıl annemin sonuçları
Halil bey: turp gibi maşallah
Sevil: hayatım biraz bakarmısın
Soner: ne oldu Sevilcim
Sevil: anneme hediyesini versek masaya oturmadan evvel.
Soner: tamam ben bir efe’i çağırıyım.
Masa hazırlanmıştı. Herkes davet edilmişti.
Soner: bir dakika annecim
Efe: babaanne anneler günün kutlu olsun
Esma sultan: canım torunum benim gel öpeyim seni şöyle yanaklarından
Soner: annecim canım benim
Esma sultan: canım oğlum benim
Sevil: anneciğim öpeyim
Esma sultan: canım gelinim iyi ki varsın şu benim deli oğlanı adam ettin ev kuşu oldu valla
Soner: canım annem benim
Sefer dayı: ayıp oluyor ama abla.kıskanıyorum.
Esma sultan :ne ayıbı be hadi bakayım masaya bakalım Zerrin hanımcım sen yanıma şöyle.
Halil bey elinde bir şampanya masaya gelir masadan bir çatal
Şiseye vurur çın çın
Halil bey: dinleyin bakalım önce bu masa daki tüm annelerin anneler günü kutlu olsun.
Hep bir ağızdan masadaki kadınlar sağol derler.
Halil bey Esma sultan a dönerek
Halil bey: şimdi ver bakayım elini benim güzel karıcım
Esma sultan : ne o Halilciğim aay böyle
Halil bey: canımkarım benim utanırmışta helallimsın benim utanma evet şimdiii herkes bizi tebrik etsin bakalım
Soner: neden ki baba ne oldu
Halil bey: ben baba oluyorum oğlum sana da kardeş geliyor annen hamile bak burada yazıyor hehehe
Soner sandalyeye ile birlikte arkaya doğru düşmüştür
Halil bey: ne o du ya bu oğlana sevinçten bayıldı
Zerrin hanım: esma sultan kendine gel esma sultan
Olga:cefer cefer kendine gel niye ağzın açık öyle
Sevil: Sonercim lütfen iyimisin
Efe: ya anne ne oluyor burada
Sevil: amcan yada halan oğlum.
Halil bey herkesi dağılmış bir halde görünce
Halil bey: sevil ne oldu bunlara
Sevil: sanırım babacım haberin güzelliğine dayanamadılar
Halil bey sefer dayının omzuna bir tane şaklatır
Halil bey: bak sefer nasılmış bir ters bir yüz haroşaymış sen beni sen beni gençliğimde Türkan şoray kirpiği örenken görecektin hehehe
Sefer dayı: ayıp oluyor ama enişte ya bu yaşta
Halil bey: ne ayıbı be 35 yıllık karımla olunca mı
Sefer dayı: işte ben bu yüzden ayıp diyorum
Halil bey: Allah Allah sen 20 lik tak kolluna aşk olsun benin karım hamile olunca ayıp olsun
Sevil: babacım sevincinizi anlıyorum ama bu tahlillerin doğru olduğuna emin misiniz.
Soner ve esma hanım kendine gelmişlerdi.
Soner: ya annemin hamile olması imkansız.
Esma sultan: ben mi hamilemiyim olamaz
Zerrin hanım : gene bayıldı.
Aradan yaklaşık 2 saat geçmişti.halil bey koltuğunda bir Osmanlı hükümdarı gibi oturuyordu ki telefonun ısrarlı bir şekilde çalmaya başladı.Halil bey yerinden bir edayla kalktı telefona giderken herkesin şaşkın bakışları arasından geçerken
Halil bey: ben bilmem böyle boş boş oturmayın herkes patik yelek örmeye başlasın.
Soner: ya Sevil bu nasıl olur diyelim doğru annem ölür be.bak ben müsaade etmem tekrar yaptıracam bu tahlilleri babama bak kasım kasım kasılıyor ya birde patik öğrün diyor ya..
Sevil:sakin ol Sonercim yarın doktorla görüşürüz bakarız çaresine sen annenle ilgilen bak kadıncağız ne halde
Soner: sevil baksana desene bunlar hala ya anlarsın ya
Sevil: Sonercim önemli olan annenin sağlığı dururken bunu mu düşünüyorsun
Soner: ne bileyim kendi anne babalar yapmazmış gibi geliyor insana
Sevil: hehe soner hayatım zaten böyle bir şey yok seni de leyler getirdi hani ötüyordun ya gerçek ailen onlar işte her şey yanılsama
Soner: aman tamam anlaşıldı çok bilen karım sustum da babam nerede kaldı.Telefonda ki kim acaba derken içerden Halil bey kireç gibi yüzle içeri gelmişti.
Sevil: baba neyiniz var şöyle geçin oturun hadi
Halil bey: kızım bana bir su versene
Sevil: al babacığım ne oldu söylermisiniz
Halil bey: çok kötü
Soner: ya baba kötü olan ne kim aramış neden aramış niçin aramış
Sevil: ya soner bir susurmısın biraz nefes alsın
Halil bey: hastaneden arayan doktor Selim bey idi.
Soner: annemin tahillinde kötü bir şey mi var yoksa .
Sevil: soner sakin olurmusun neden aramış babacım bu saatte
Halil bey : Özür diliyor bizden
Soner: neden baba ya şunu doğru düzgün anlatsana neden özür dilyor.
Halil bey: Annen hamile değil miş
Soner: oh ya dünyalar varmış yani babacım tüh tüh vah vah
Halil:bende baba olacağım diye ne kadar da sevinmiştim meğer tahliller karışmış
Soner: bak sen kimin tahlillerinle karışmış.
Halil bey: Bu Olganın tahlillerini vermişler bana hamile olan Olgaymış.
Olga: ben hamile olmak
Sefer dayının gözleri yuvasından fırlamıştır.
Sefer dayı: Olga mı hamile olamaz
Soner: neden dayı yani annemin olmasından daha mantıklı
Sefer dayı: ya olamaz işte
Soner: ya dayı söylesene neden olmaz
Sefer dayı: ya yeğenim nasıl söylesem ben daha buna elli mi bile sürmedim ekmek çarpsın ki
Halil bey bunun üzerine birden neşelenir
Halil bey: hehehe kafadankini kaşı Sefer kafandakini
Soner: hehehe dayı ya kafandakini versen de parlatsam tozlanmış
Sefer dayı: ayıp oluyor ama kalbimi kırıyorsunuz.Nerde benim ablam ablaa annem gibi mis kokan ablacım benim.
Bitti.
Halil: Ayyy... Bu hayatimda ictigim en igrenc kahve.
Esma: Kahve degil Halil, cay o.
Halil: Öyle mi? O zaman hic de fena degilmis. (Geztede basliklari okumaya baslar) Istanbul`da silahli soygun, Izmir`de yine sel felaketi, E5`te yedi arabanin karistigi zincirleme kaza... aman aman aman, iyi iyi iyi...
Esma: Neresi iyi Halil?
Halil: Iyi, cünkü bunlarin hicbiri bizim basimiza gelmedi... Iste basima gelmesini isteyecegim birsey... Su caddedeki lokantanin sahibinin basina gelenleri hatirliyorsunuz degil mi?
Soner: Haa su hani gecenki kazada sarampole yuvarlanan arabadaki yarali cocugu cikartan adami diyosun sen.
Halil: Ya ya ya... Arabadan cikartiyor cocugu, hastaneye götürüyor ve ailesi gelene kadar basindan ayrilmiyor.
Sevil: Helal olsun adama. Büyük cesaret.
Halil: Sosyete cocugunun hayatini kurtardiginda birinci sayfada resminin cikacagini biliyordu da ondan.
Sevil: Nerden cikardin baba sosyete cocugu oldugunu? Gazetede öyle birsey yazmiyordu ki.
Esma: Baban on kilometreden anlar kizim sosyeteyi. Ne de olsa oralardan geliyor.
Halil: Anlarim tabi. Gazetede yazmiyormus. Araba BMW`ydi bi kere. Bi de adamin resminin altina koskoca kahraman yazmislardi.
Esma: Ne yani kurtardigi cocuk zengin olmasaydi, kahraman olmayacak miydi adam?
Halil: Ohoooo... Senin hic gazetecilikten caktigin yok yav. Bak sultanim, eger yanan bir BMW`den sosyete cocugunu kurtarirsan birinci sayfada resmin cikar ve altina kahraman yazarlar. Ama kaza yapmis bir minibüsten ya da traktörden on tane garibani kurtarsan bile ücüncü sayfada bit kadar bir yerde, yardima yetisen cevre halki diye söz edilir senden.
Esma: ...
Halil: Neyse canim bosver sen bunlari. Burda yazdigina göre olaydan sonra adamin isleri üc kat artmis. Görüyorsun degil mi medyanin gücünü?
Esma: Sen de o gücten faydalan. Bir-iki reklam ver gazeteye.
Halil: Mesele reklam vermek degil. Reklam olmak.
Soner: Su gazetedeki haber gibi yani.
Halil: Hangi haber?
Soner: Bu yazarin bir yazi dizisi var. Sifirdan baslayarak zengin olan isadamlariyla ilgili. Alp Erkoc diye birinden bahsediyorlar.
Halil: Hehehe... Alper Koc? Adamin soyadi hem Koc, hem de sifirdan basliyor ha. Yemezler.
Soner: Koc degil baba Erkoc. Alp Erkoc. Fakir bir aileden gelen adam zor sartlarda eczacilik okumus ve su anda yüzlerce eczanesi varmis. Trilyoner.
Halil: Iste bu! Iste aradigim cevap!
Sevil: Iyi de baba, soru ne?
Halil: Nasil reklam olunur? Esma, hemen su numaradan su adami ariyosun.
Esma: Niye arayacakmisim? Sen trilyoner degilsin ki?
Halil: Degilim ama yüzmilyarderim. Bak simdi sen bu numaradan ara, ben sana ne diyecegini söyliyecem.
Esma: Ben ne diyecegimi biliyorum. Hayir!
Soner: Dur baba. Istersen ben ariyim he adami?
Halil: Tamam. Bir erkek sesi, kadininkinden herzaman daha etkilidir zaten. Bak ben sana ne diyecegini söyliyecem.
Soner: Yok yok baba. Bak baba sen o yazar Ahmet Bey ol, ben de seni ariyim tamam mi?
Halil: Harika.
Soner: Tamam. Harika... Alo, Ahmet Bey.
Halil: Evet benim buyrun.
Soner: Ahmet Bey iyi günler, siz beni tanimiyorsunuz ama...
Halil: Tanimak da istemiyorum. Iyi günler... Büyük gecmis olsun, tren kacti. Cok daha hizli olman lazim. Iki saniye icinde adamin dikkatini cekip, baglaman lazim.
Soner: Tamam. Bir daha deneyelim mi?
Halil: Hadi.
Soner: Numara kacti?
Halil: Numara... 320... Ya arasana be...
Soner: Alo Ahmet Bey?
Halil: Benim buyrun.
Soner: Ahmet Bey iyi günler. Ülkenin en hizli zenginlesen isadamlarindan biriyle tanismak ister misiniz?
Halil: Evet.
Soner: Bu adam inanilmaz. Bu adam sifirdan baslayip, en tepeye kadar cikti, hem de tek basina.
Halil: Evet evet, afferin...
Soner: Bu adam inanilmaz isbitirici. Ultra dinamik, ekstra karizmatik...
Halil: Iste böyle, iste böyle devam...
Soner: Süper zeki, hipertansiyon, patlamaya hazir bir bomba gibi.
Halil: Harika! Ne zaman tanisabilirim?
Soner: Kendisi su anda burda degil, onun yerine babamla tanissaniz olur mu?...
Her masalda olduğu üzere..
Bir varmış bir yokmuşla başlarmış anlatılar.
Bizde geleneği bozmayıp aynen öyle başlayalım masalımıza.Küstürmek olmaz bu geleneği yaratanları..
Bir varmış bir yokmuş,evvel zaman içinde kalbur zaman içinde, develerin tellallık pirelerin berber çıraklığı yaptığı çoook eski zamanlarda yine çoook uzak diyarların birinde kendi haline,insanlarının hoşgörü ve sevgiyle yaşadığı yüzölçümü ve nüfus olarak az olsada gönül kalabalıklığının çok olduğu bir krallık varmış.
Halkı öyle sevgi doluymuş ki,birinin canı yansa hepsi birden koşarmış yardıma,komşusunun derdini kendi derdi kabul ederlermiş.
Bundan birkaç yıl önce işlediği bir suç yüzünden kral tarafından sürgün edilen Soner isminde bir adamın hikayesi dilden dile dolaşmış bugüne kadar.
Soner, gençliğinin heyecanına kapılıp eşini ihmal etmiş uzun bir süre,hatta daha da abartıp aldatır olmuş eşini.Bu durum çabuk farkedilmiş küçücük krallıkta, Soner'in bu tutumu halkın ağzından düşmemiş ve haliyle kralında kulağına gitmiş,çağırmış huzuruna bu delikanlıyı ve sormuş söylenenlerin doğru olup olmadığını.
Soner ne kadar vurdumduymaz ve çapkın olsada dürüstmüş ve kabul etmiş tüm söylenenlerin doğruluğunu.
Kral dürüstlüğü sebebiyle kendisine sadece krallıktan sürgün cezasını vermiş.
Çaresiz kralın emrini uygulayan Soner suçluda olsa eşine veda edip ayrılmış ülkesinden..
Yıllar acıyla geçmiştir Soner'in eşi olan Sevil için,karnındaki çocuğuyla kalmıştır tek başına.Eşinin yokuluğuna üzülüyor ama kendisini ihmal ettiği ve aldattığı için ona affedilmesi imkansız bir kırgınlık duymuştur aradan geçen yılar boyunca.Zor da olsa kendi başına büyütür oğlunu.
Yıllar yılları kovalamış ve Efe ismini verdiği oğlunu okul çağına getirmiştir.
Sevil görev yaptığı Kraliyet Akademisi'nin kendisini başka bir krallığa geçici görevle tayin etmesi sebebiyle sıkıntıya düşer,oğlunu emanet edebileceği kimsesi yoktur.Çareyi kralın huzuruna çıkıp durumu anlatmakta bulur.Hiç tereddütsüz çıkar huzura ve anlatır herşeyi.
Kral bir müddet düşündükten sonra hak verir ona ve çağırır vezirini.
Kral : derhal Soner'i bulup getirin huzuruma
Vezir hemen kralım diyerek uzaklaşır yanlarından..
Kral : sen şimdi git, yarın bu saatte burada ol, eski eşin oğluna sen gelene kadar bakacak meraklanma.
Sevil peki kralım der ve çıkar huzurdan.Evine giderken yol boyunca şaşkınlığını atamaz üzerinden,kralın neden böyle birşey yaptığını düşünür durur, ayrıca eski eşini tekrar görmenin onu nasıl hissettireceğini çözemez birtürlü.O ne kadar böyle düşünsede kralın buyruğu olduğu için çaresiz kabul etmek zorundadır.
Ertesi gün Sevil yine kralın huzuruna çıkmak için hazırlanır,ama yol boyunca içindeki korkuyla karışık heyecanı atamaz. "Soner'i tekrar görmek" ona neler hissettirecekti...
Kralın bulunduğu salonun kapısına girmeden önce derin bir nefes alır ve öyle çıkar huzura.İçeriye girdiğinde kralın karşısında bekleyen Soner'i görür ilk önce,kalbi sanki yerinden çıkacakmışçasına atmaya başlamıştır, anlam veremez bu haline, onu görmenin verdiği heyecanmı yoksa eskiden kalan ve hala yüreğinde yer tutan öfkemi ?
Ağır adımlarla ilerler yanlarına, ayakları onu geriye gitmeye zorluyordur sanki.
Huzura vardığında selamını verir önce krala, Soner'e bakmaya cesaret edemez.
Kral : Sen Soner
diyerek başlar söze ve durumu anlatır heryönüyle ve sonra
Kral : Sevil kızımın görevi gereği buradan 1 aylığına ayrılması gerekiyor,sen hiç görmediğin oğluna gerektiği gibi bakmak zorundasın,Sevil geriye gelene kadar.
Soner : siz nasıl emrederseniz kralım.
Kral : Sevil kızım, sen hiç meraklanma, ben herzaman oğlunun durumunu denetleyeceğim,gözün arkada kalmasın.
Sevil : Biliyorum kralım ancak oğlum bu duruma nasıl alışacak, tek endişem budur.
Kral : onu bana bırak sen, ben oğluna herşeyi anlatırım.
Sevil kralın sözüne güvenilir biri olduğunu bildiği için içi rahatlamıştır sözleriyle.
Kral : şimdi ikiniz birlikte eve gidecek ve önce oğlunuzla konuşacaksınız.Bu akşamı babasıyla geçirsin Efe evladım, yarın ben kendim gelip bakacağım hallerine.
Çaresiz kralın emrini uygulamak zorunda olduklarını bildiklerinden Sevil ve Soner selamını verip ayrılırlar huzurdan.
Yol boyuunca ikiside yanyana yürür fakat tek kelime konuşmazlar.Soner hernekadar konuşmak ve pişmanlığını dile getirmeye çalışsada eskiden yaptıklarından duyduğu utanç yüzünden ağzını açamaz.sevil Soner'in konuşmaya çabaladığının ama beceremediğinin farkına varmıştır ama o da suskun kalmıştır.
Eve vardıklarında Efe'yi evin bahçesinde tek başına oynarken bulurlar..
Efe geldiklerini gördüğünde bırakır oyununu ve anneee diyerek sarılır Sevil'e.
Sevil : nasıl bakalım benim aslan oğlum,oyunmu oynuyordun kendi kendine
Efe : evet anne
Efe hem annesiyle konuşmakta hem de yan gözle Soner'e bakmaktadır.Sevil Efenin babasına baktığını farkedince ayağa kalkıp
Sevil : baban geldi oğlum
Efe : biliyorum anne (diyerek babasına döner) hoşgeldin der ve elini uzatır tokalaşmak için.
Sevil : Efecim nerden biliyorsun, daha önce hiç görmemiştin babanı
Efe : tıpkı anlattığın gibi anne
Soner oğlunun bu sözüyle mutlu olmuştur Sevil'e dönerek gülümser teşekkür edercesine.Sonra dizlerinin üzerine çöküp kollarını açar oğluna.
Efe önce tereddüt eder ve annesine bakar.Sevil oğluna "kırma babanı" der gibi gözleriyle işaret yapar.
Annesinden aldığı onayla babasının kollarına atılır Efe,hiç görmemiş olsa bile babasının kucağında aldığı o sıcaklıkla uzun süre sarılı kalır.
Sevil ne kadar kızgın ve kırgın olsada oğlunun babasıyla bu sıcak kucaklaşmasından etkilenir ve gözyaşlarnı tutamaz.ikisinin ayağa kalkmak için hareketlenmesiyle teleşla siler gözyaşlarını.
Sevil : içeriye girelimmi artık,akşam olmak üzere , yemek vakti geldi.
Soner : nasıl istersen Sevil.
Efe : bizimlemi kalacaksın artık
Soner önce yutkunur,birşeyler söylemek ister ama söyleyemez.Sonerin çaresiz kaldığını gören Sevil
-anlatırım daha sonra Efecim,hadi içeriye girelim şimdi.
Soner yıllarca yaşadığı eve misafirmiş gibi çekinerek girer ve salonda bir köşeye oturur.Efe de onun oturduğu koltuğun karşısına geçer.Kaçamak bakışlarla babasını süzer arada.Sevil ise mutfakta birşeyler hazırlamakla meşguldür,arada baba oğulun ne yaptığına bakar kapının bir köşesinden.Bir an için duyduğu kızgınlığı unutup onları seyreder.Sonersiz geçen yıllar boyunca hep hayal etmiştir böyle bir aile ortamını.İşte şimdi karşısındadır hayali ama yinede endişelidir gelecek onlara neler hazırlıyor diye.
Yemeği hazırlayıp sofrayı kurduktan sonra seslenir ikisinede.
Efe bir hışımla kurulur sofraya; Soner çekinerek gelir.
Yemek boyunca bir yandan yemeğini yiyen bir yandan da babasını süzen oğlunu izler Sevil.
Yemek yenmiş sofra topanmıştır.Soner ve Efe yine aynı yerlerine oturmuşlardır,Sevil çay yapmak için yanlarından ayrılmıştır.
Efe oturduğu yerden kalkıp babasının yanına gelip oturur.Kısa bir süre sessiz kalır ve sonra
Efe : bana masal anlatırmısın
Soner önce şaşırır oğlunun bu isteğiyle,ne yapması gerektiğini bilemediği için gözleriyle Sevil'i arar ama göremez,sonra cesaretini toplayıp
Soner : tabi anlatırım,nasıl bir masal olmasını istersin
Efe : uzun ve güzel bir masal olsun,annem yatmadan önce bana hep anlatır.
Soner önce bir düşünür ne anlatsam diye,sonra tamam buldum diyerek başlar anlatmaya.
Sevil mutfaktan ikisinin konuşmalarını duyar ama hiç müdehale etmez.
Soner anlattıkça Efe dahada yakınlaşır babasına, bir müddet sonra başını babasının bacağına yaslayıp dinlemeye başlar.Soner henüz tamamlamamıştır ki masalı Efe uyuyakalır babasının bacağına yattığı şekilde.
Soner oğlunun bu yakınlaşmasından duyduğu mutluluğu oğlunun saçlarını okşayarak göstermeye çalışır ancak çekinir ters bir tepki görürüm diye.Oğluna bakaklır öylece.
Sevil yanlarına geldiğinde ikisini öyle görmenin verdiği haz ile gülümser Soner'e.
Soner : şeyy, masal istemişti bende anlatıyordum ama uyuyakaldı böylece.
Sevil : masal dinlemeyi çok sever ve genelde yarısında uyuyakalır.
Soner : yatağına götüreyim.
ikisi birden Efe'yi kucağına almak için hareketlendiği sırada elleri değer birbirine.
Soner : afedersin Sevil.
sevil : önemli değil,sen al Efe'yi, ben yatağını hazırlayayım.
Soner Efe'yi kucağına alır ve birlikte odasına çıkarlar,Sevil yatağı hazırladığında Soner Efe'yi yavaşça yatırır.
Soner : öpebilirmiyim oğlumu
Sevil : tabiki öpebilirsin,o senin oğlun.Ben aşağıya iniyorum,sende işin bitince inersin.
Soner : teşekkür ederim Sevil,sana yaptıklarımdan sonra....(dediğinde Sevil sözünü keser.)
Sevil : lütfen Soner , şimdi bu konuşmanın sırası değil.(diyerek ayrılır odadan)
Soner uzun bir müddet oğlunun uyumasını izler.Aşağıda Soner'in gelmesini bekleyen Sevil meraklanır ve odaya çıkar.Kapıya geldiğinde oğlunun uyumasını izleyen bir babanın mutluluğunu görür Soner'de.içinden söylenir durur eski eşine..."neden böyle yaptın Soner,neden çaldın bu mutluluğu yıllar boyunca benden"...
Soner kapıda duran Sevil'i farkettiğine kalkar ayağa telaşla.
Soner : özür dilerim dalmışım uyumasını seyrederken.
Sevil : önemli değil, gel sana nerede yatacağını göstereyim.
Soner : peki geliyorum.
............................
O gece başka birşey konuşmazlar,sabah olduğunda herzamanki gibi erken kalkarlar,kahvaltıyı yaptıktan sonra Sevil Efe'yi karşısına alıp anlatır herşeyi.Efe ne kadar gitme anne dese de annesinin gitmek zorunda olduğundan ve kısa süre sonra döneceğini bildiği için kabul eder durumu.
Onlar konuşmasını tam bitirdiği an da kapı çalar.Sevil kapıyı açtığında karşısında Kralı görür ve selamını verip içeriye davet eder.kralın içeriye girmesiyle Soner ve Efe'de ayağa kalkıp selamlar.Kral Efe'yi yanına çağırıp saçlarını okşar önce.
Kral : annen anlattımı herşeyi
Efe : evet anlattı
Kral : üzülmedin dimi gidecek diye.
Efe : üzüldüm ama biliyorumki yine dönecek.
Kral : aferim sana Efe.(sonra Sevil'e döner)
Kral : Sevil kızım hemen hazırlan , bir an önce yola çıkman gerekiyor,gideceği yere kadar sana eşlik edecekler.
Sevil : ben hazırım.
Kral : madem hazırsın hadi birlikte çıkalım.
Kral : Soner gözüm üzerinde , bu yakışıklı çocuğu üzmek yok.
Soner : üzermiyim hiç efendim, o benim oğlum, nasıl yapabilirim böyle birşeyi.
Sevil oğlunu doyasıya sarılır ve öper.
Efe : beni merak etme annecim
Sevil : tamam oğlum,iyi bakın kendinize tamammı.
Soner : sen hiç merak etme Sevil.
Kral ile birlikte çıkar evden Sevil,ayakları onu geri götürsede gitmek zorunda olduğu bilinci ağır basar ama oğlunun babasıyla kalması içini rahatlatmıştır bir nebzede olsa.
kapıdan Sevil'i birlikte uğurlar Soner ve Efe.Sevil gittikten sonra
Soner : ne yapmak istersin şimdi.
Efe : bilmiyorumki, ne yapalım
Soner : oyun oynayalımmı birlikte..
.....................................
(Günler böyle geçer gider.Soner öyle alışmıştırki oğlunun yanında olmaya,hiç ayrılmak gelmez içinden,birgün tekrar ayrılacağı düşüncesi yer bitirir onu.)
Sevil'in ayrılışının 20. günü ilk defa "BABA" diye hitap etmiştir Efe.Soner günlerdir beklediği sözü duymuştur nihayet,hiç zorlamamıştır Efe'yi baba demesi için,ona bırakmıştır bu kararı..Duyduğu anda kucaklar Efe'yi, sanki ilk defa görüyormuş gibi hasretle sarılır oğluna,doyasıya öper koklar.Sevil'in dönmesine az bir zaman kalmıştır,kalan günleri daha güzel geçirirler baba oğul..
...................................
Sevil görev için gittiği yerden dönmüş ve soluğu ilk olarak evinde almıştır.Soner ve Efe'yi bahçede koşuşturuken bulur,ikisininde üstü başı kir içindedir.Geldiğini farketmemişlerdir bile,yanlarına gitmeden önce bir süre izler ikisini, öyle neşelidirki ikiside.Onları izlemenin duygusallığından sıyrılıp yanlarına gider.Efe annesini görür görmez kucağına atlar ve öper hasretle.Anne oğulun kucaklaşmasını sırasını bekleyerek ziler Soner.
Soner : hoşgeldin Sevil
Sevil : hoşbuldum
Efe : babamla oyun oynuyorduk annecim.
Sevil Efe'nin "babam" sözünü duyunca içi bir hoş olur.Soner'e bakar,Soner sadece gülümseyerek karşılık verir.
Sevil : hadi içeri geçelim.
Soner : sen bırak ben alırım valizini sevil.
Sevil : teşekkür ederim Soner,yalnız biraz ağır dikkat et.
................................
O gece hepsi ilk gecekinden daha mutludur, daha fazla konuşurlar birlikte.sabah olduğunda yine kahvaltılarını yaparlar,bir süre konuştuktan sonra
Soner : ben gideyim artık
Efe : nereye gidiyorsun baba,,,anne söyle gitmesin
Sevil : ama Efecim..
Soner kapıya doğru yönelir,Sevil de kalkıp onunla gider.Kapıda Soner Sevil'e dönerek
Soner : biliyorum bana çok kızgın ve kırgınsın, ne desem ne yapsam kendimi affettiremem,yaptığım büyük bir suç ama Kraldan ülkede kalma izni alırsam sana kendimi affettirmek için müsade edermisin,hem oğlumda bana çok alıştı.
Sevil : lütfen Soner , eskiyi unutmam çok zor oldu,yeniden üzülmek istemiyorum.
Soner : seni üzmek değil niyetim, sadece senden yeni bir şans istiyorum, yaptıklarımın pişmanlığını ve değiştimi sana ispatlamak istiyorum.
Sevil bir müddet sessiz kalır, Efe'ye döner ve "ne olur anne babam bizimle kalsın" yalvaran bakışlarını görür.
Sevil : önce kralı ikna etmen gerekiyor biliyorsun, sonrasını düşünürüz.......
...BİTTİ....
Yorum Gönder