günaydın başkanım, hava karmakarışık oldu iyice yağsa yağmıyor esiyor soğuk üşüyoruz bahar ayındayız ama henüz kış pozisyonundan çıkamadık tekrar kombileri yakmaya başladık gerçi dışarıda bugün güneş var ama yine de içeriler buz gibi bu ayda Erzurum'a kar yağmış dahada sıcaklık düşecek diyorlar
yani işte öyle başkanım yeni sayfa içinde teşekkürler
No Namecim günaydin canim kardesim nasilsin bu sabah? Anlasilan dün gece icin özür dilesek de nafile, olan oldu bir kere...
Ama kabahat sizin be ablam, neden maci hakem gibi hakem bulana dek ertelemediniz de bir tarafi hükmen yenik saydiniz?
Mavigün ablani bilemem gözlüklerini bulsaydi o idare ederdi belki ama ben ofsayt ile serbest vurus arasindaki farki bilmiyorken siz benim gibi bir yan hakemle o maci edemediginize dua edin derim. Cünkü daha ilk catismada araya girer mesela sana "Kesin bakiim kavgayi, ver cocugum topu arkadasina hep sen vurdun biraz da o oynasin! Hadi Kayacim kardes kardes oynayin, sirayla..." diyebilirdim... :)
Ya da,
"Öyle cok hizli kosmayin bakiim simdi terliyceksiniz!" diye bagirir "Oglum, terli terli su icilmez! Aa ama yerlere tükürmek ne demek cok ayip!" diye ekler hatta kalecinize "Evladim ikide bir atma kendini öyle ordan oraya, bi tarafini incitecek kendini sakat etceksin!" diyerek araya girebilirdim! :)
Hehehe ben ikizleri öyle büyüttüm, herseyi kardes kardes paylastirarak..
Neyse sen üzme kendini, hic degilse bu yenilginin bir mazereti var: Hakem yoktu!
Seval ablacığım, Sıkma sen canını,boş ver. Hükmen mağlubiyetin sorumlusu benim. Beklerken uykum geldi,sahayı terkettim. Karşı taraftaki centilmen sporcu arkadaşlar da bunu fırsat bilip bizim takımı hükmen mağlup saydılar.
Başkanım, Dün akşamki mağlubiyetin maddi faturası 200 ytl tuttu. manevi faturayı ben üstlensem,maddi faturayı da takım elemanları aramızda eşit şekilde toplasak diyorum.arz ederim başkanım...
Ben geldim:)) Ya önceki yorumlara baktım maç mı oldu burada kim kazandı ben no name in takımındayım galiba.. Murat abiye kim saygısılık yaptı neler oluyo burada bana anlatın hiç bişey anlamaddıııııımmm:S
Sana şimdi eski yorumları okumuyorsun desem kızacaksın.
demesem, sana maç oynanmadı hakem heyetinin (İKİ kişi)biri derin dalmış öbürü gözlük aramış diye tekraren anlatmam gerekecek, akşam çıkmayan kavga birazdan çıkacak. sabah gelince akşamki yorumları okusan diyorum.
merhabalar ben geldim.Bu gün geç kaldım Adam'la yürüşümüz uzun sürdü. evet havalar bunlerde kararsızlık yaşıyor. Ben tamam yaz geldi diye ''adam' traj ettirdim yavrum şimdi tirtir titiriyor.
yürüşte oyun oynayan çocukların büyük bir yeşil topunu yoldan geçen bir delikanlıyla kurtardık araba altında kalacak patlayacaktı güzelim top oynayamayacaklardı çocuklar.yani bir çok çocuğu sevindirdik ne mutlu yoldan geçen arkadaşla bana.
sonra yakışıklımı yakışıklı bir sarışın (Buralarda sarman derler)bie kediyle karşılaştık benim Adam pek mutlu olmadı hır hır diye kouşsada ben konuşmaya başladım kendisine önce asil bir şekilde kuyruk salladı durdu.Fakat biraz yanaşınca bütün yakışıklıların ukelalıyla kuyruğunu kıvırtı gitti.Ben de sevdirmezsen sevdirme dedim bena sevecek kedi mi yok. ama çook güzeldi ya..
sonra bahçedeki beyaz,pembe ne kadar gül varsa kokladım ya hepsi ''SİZ''koktu birden burnuma. anladım ki ben BBO yu özlemişim koştum geldim.
baktım burda başkan gene başkanlık zor geliyor oof oof çekiyor. başkan bak biz seni bırakmıyoruz sen seçilmiş bir başkansın hemde senin delege sistemi de yokken özgür irade ile seçildin. no nameciğim bizde önümüzde ki maçlara bakarız ne yapalım değil mi kardeşim . ya seval,eylem kaya bize baklavadan veriri mi acep. iyi çocuktur şöyle hep birkikte yesek.belki başkanımızın da ağzı tatlanırda unutur otarite boşluğu ile kurulan cümleleri nedersiniz.
Ahanda yakaladım seni. süpürgen kırık öylemi, kapasitenide doldurdun demek. Kim kurtaracak şimdi seni. Söyle bakalım hangi garibin canını yaktın şu ana kadar.
Hangi zavallının kafasında kırıldı o süpürge.
sen bi yere ayrılma,ben bu güne kadar zehirlediğin garibanları örgütleyip geliyorum. sakın kaybolma...
Mavigünüm hosgeldin! Harika bir fikirle geldin hem de.. Koca tepsi baklavaya hic itiraz edilir mi?
Kayacim, canim kardesim onca baklavayi sadece birkac kisi yerseniz maazallah seker komasina girer bizi üzersiniz! Siz en iyisi onu getirin de aramizda paylasalim...
E, tabi ablacim, her sey sizin iyiliginiz icin... :)
Edacim merhaba, ne güzel ugraslarin var senin öyle, demek ingilizce kitaplar da okuyorsun. Ileride cok faydasini göreceksin mutlaka canim.. Bu emekler gelecegine yatirimlarindir senin.. Hele de kariyerine.. Seninle gururlandim inan.
Baskan bence de hic sansin yok kardesim, oldun bikere kalacaksin... Sen istifa mistifa bosver gel baklavadan birkac dilim al, yoksa bitecek...
Eylemcim sen kaybedenlerden miydin? Ama zaten fark etmez, senin yasinda tatlinin her türlüsünden öcü gibi kacilir degil mi? Senin hakkini da Mavigün ablan ile ben aliverelim o zaman sekerim, ziyan olmasin...
Farkina yeni vardim, bakar misiniz baklavayi ne cok özlemisim..
eylemciğim canım kardeşim kimler yormuş böyle. bu no name karşı süpürgesini kapı arkasına saklatacak kadar.
no name ne yapsın şu benim eylemim baha çarpar ne demek nasıl çaprparmış biz şimdi ona bir çarparsak bir aylak bulur biz aylağa kardeşimizi vermeyiz. ondan sonra yok evde kaldın ne yapsaydı yeni taşındı yerleşti kızcağız evine şöyle ayaklarını uzatıp keyfini mi sürmesin. evde kalmasa bu seferde genç kızın sokakta ne işi var gir içeri diyeceksiniz. ondan sonra yoruldu eylem yorulur tabii ya sizin gibi abisi olursa ne yapsın kız cadı olmasında bak başkana sor sevalle sor var mı bir cadılığı bize biz süpürgesi olduğunu bile bilmiyorduk.
abileri bak yorgunmuş bir gönlünü alın sen bizim kıymetlimisisn senin saçının teline kıyamam diyin
ne höt höt abilikler. kardeşiniz yorgun no name geç bakayım mutfağa kardeşin kaya gelincede söyle yapsın hepimiz bir çay içelim kızımın bu gün dinlenme günü..
eylemcim sen dinlen kızım benim hadi canım ben bu haytalarla ilgilenirim.
edacım sende mutfağa yardım et no name abine kısır yapacaktı bu gün kıvıcıkları yıka hadi herşeyi ablanız eylem den beklemeyin yorgun işte başıda ağrıyor . aman çalışırken ses yapmayın şimdi gürültüye kalkmasın benim canım kardeşim.
Sen Mavigün ablani duymadin galiba No Namecim, bak tekrar ettirme bence... Önce cayi koyun atese sonra da kisir icin bulguru islatin.. Daha bize bir kisir tarifi borcun var onu da hatirlatirim..
Edacim pissst! Güzelim sirinleri izlerken seni de rahatsiz etmis olacaaz ama bugün piyango sana vurdu! No Name abine asistanlik etceksin, hadi mutfaga, aman yavas, sessiz...
Eylem ben seni yalnız yakalarım nasılsa. şimdi çok tırsmış bir vaziyetteyim. bu nasıl cadılıktır ablalarım bile bana tavır aldı.dur bakalım neyse.
Seval ablacığım ne demek Mavigün ablamın dediklerine karşı gelmek. Allah insanı çarpar sonra. ablalara karşı gelinir mi. tövbe tövbe.
ben hemen tarifi yolluyorum.
Bizde kısır denmez Sarmaiçi derler.
Malzemeler: ----------
2 su bardağı ince bulgur 1 çay kaşığı kimyon 1 çay kaşığı toz şeker 2 yemek kaşığı biber salçası 1 yemek kaşığı domates salçası 1 çay kaşığı tuz 2 yemek kaşığı nar ekşisi 2 demet taze soğan 1 demet maydanoz 2 su bardağı sızma zeytinyağı 1 su bardağı su 1 marul --------------- Hazırlık: ---------- Soğan ve maydanozları ince ince doğrayalım. marulu yıkayalım yaprak yaprak ayıralım. hazırlık bitti.
başlıyoruz... ---------
bulguru genişçe bir tepsiye dökelim üzerine salçaları, tuzu,kimyonu,şekeri dökelim ve elimize azıcık su alarak bulgurun üstüne serpip yoğurmaya başlayalım. bulgur taneleri dişi rahatsız etmeyecek kıvama gelene kadar azar azar su serperek yoğuralım. sakın çok su serpmeyin elinizin derisi kızarsın şöyle. bulgur dişi rahatsız etmeyecek kıvama geldiğinde doğramış olduğumuz taze soğan ve maydanozları ekleyerek karalım. sakın soğanlar ve maydanoz ölmesin sadece karıyoruz. sonra nar ekşisini dökerak karmaya devam edelim en son zeytinyağlarınıda dökerek karalım .
yıkanmış marul yaprakları marifetiyle yiyelim afiyet olsun.
bizim kısır bu şekilde oluyor. sakın ıslamayın valla bizim orda kimse yemez bir de ayıplarlar tembel avrat diye...
Edacım sağol canım eline sağlık, buyur sende sarma içi al biraz, acı olmasın diye tatlı biber salçasından yaptım. memlekette acı biber salçası kullanırlar.ben belki acıyı herkes yiyemez diye acı kullanmadım...
No Namecim cok tesekkürler.. Ben bilmem kisir yapmayi ama hazir yapilmis buldum mu da kacirmaz cok severek yerim..
Fakat hep bulgurun islatildigini gördüm sicak su ile 15 - 20 dakika kadar sonra da diger malzemelerle karistirildigini..
Senin verdigin tarifte de 2 su bardagi zeytinyag var, cok degil mi o kadar yag?
Edacim ne harikalar bulmussun bizim icin, coban salatasini acamadim ama hamsiler cok güzeldi.. Hele de o pasta, neydi o ya? Cikolatanin en cekici hallerinden biri mi desem? Ne desem?
Sen bir yandan No Name abin diger yandan oh valla bizden iyisi yok... Cok sag olun ikiniz de, yemis kadar olduk..:)
kesinlikle benim agzimdan o tür bir kelime veya kelime grubu cikmamistir. zaten ben de sizin bu tahriklere aldirmamis oldugunuzu biliyorum. bu karsi takimin spormenlikle ve centilmenlikle uyusmayan aciklamarindan baska birsey degildir.
Şampiyon ünvanını size kim verdi. Kaç maç yapıp şampiyon oldunuz. sabaha kadar sahada hakem mi bekleyecektik. uykum geldi ne yapayım. Akşam koca tepsi baklavayı götürürken aklına centilmenlik düşmüyodu ama...
kayacım baklavayı ben yolluyorum sonuçta orta hakem gözlüğünü bulamadığı için karşı taraf hükmen yenildi.
sevaaal gel arkadaşım otur bir başına valla siz spor yorumcuları gibi hala tartışa bilirsiniz maç iptal edilsemiydi edilmesemiydi. seval aç ağzını arkadaşım al ooh afiyet olsun.
no namemciğim senin elin bulgurludur aç bakayım ağzını al sende afiyet olsun
Başkan def et şu müşterileri yarılandı bak tepsi..
kaya,eylem eda,gökçe,fatih formulada hakkını ayırın çocuğun,iloş sende ara ver derse gel bakalım zihnin açılır. hadi gelin hadi ya buyrun işte koca tepsi hepimize yeter.
Mavigünüm cok yasa, ve Allah ne muradin varsa versin! Benim bildigim en hayirli dua bu.
O ne muhtesem bir görüntü öyle, gözüm gönlüm acildi valla... Bana Istanbul´dan hep Güllüoglu Baklavalari geliyor, onlar da cok güzel her seferinde citir citir..
Kaya, No Name? Nerdesiniz? Hadi cocuklar siz yine baklavasina oynayin bakalim... ben sevdim bu mac olayini.. :)
Gökce kiz kolay gelsin, dur biraz dinlen sonra calisirsin yine güzelim ya.. Allah yardimcin olsun canim.
eylemciğim gıyabında konuşsakta bu gün ki yorgunluğun sanırım pek geçici gibi değil canım
inşallah sevdiklerinle ilgili bir sağlık problemi gibi bir sorun değildir.
eğer bir bedensel kırgınlıksa grip ve nezle olacak gibiysen hemen tedbirini al güzelim.yakalanınca gitmiyor meret..
yok bu yürek kırıklığıysa söyle bize biz onları döveriz seni kimse üzemez. yorgunluğun iş yüzündense daha gençsin dayan bak seval ablana nasıl cengaver gibi don kişot gibi saldırıyor yel değirmenlerine
yok kırgınlığın varsa iş arkadaşlarına ,patrona filan amam takma kafanı patron milleti ne olacak ağzınla kuş tutsan kuşun gagasına bahane bulur.
senin bir kuş gibi şakımanı bize T cedveli olmanı özlüyoruz. biz seni çok seviyoruz. hele Noname daha çok seviyor valla sen yorgunum süpürgem kırık dediğinden beri bulguru bir yoğurdu ki bulgur oldu 'bulgurun'
onun için hayata dahir ne olduysa dinlenerek geçmesini diliyorum.
ölümden gayrısı yalan be kardeşim ömrüne bereket olsun.
teşekkür ederim ablam benim aslında evet kendim biraz rahatsızım mide biraz problemli üşütmüşüm galiba o da bedensel yorgunluk veriyor artı iş yorgunluğu yarına düzelirim inşallah sağolasın seninde ömrüne bereket yazdıklarınızı okudum ama cevaplamaya pek fırsatım olmadı
Eylemcim güle güle.. Iyi paydoslar, iyi aksamlar, iyi dinlenmeler canim..
Arkadaslar bana da müsaade edin, cikiyorum birazdan... Herkese iyi aksamlar diliyorum, herseyin gönlünüzce olmasini...
Mavigünüm bu cengaverden pek hayir yok be güzelim, tatliyi gören gözleri mayisti, yorgunluktan kapaniyor, son rakamlarda hata üstüne hata yapiyor.. Valla Patron görmesin, siz de benden benden duymus olmayin ama bir daha buna siz tatli vermeyin, uzaktan bile göstermeyin hatta... :)
Sayin santiye sefim; Is kazasi tutanagina planlama hatasi diye yazmistim. Bunu yeterli görmeyerek ayrintili anlatmami istemissiniz. Su anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen asagida anlattigim gibi olmustur:
Bildiginiz gibi ben bir duvar ustasiyim. Insaatin altinci katindaki isimi bitirdigim zaman biraz tugla artmisti. Yaklasik 250 kg kadar oldugunu tahmin ettigim bu tuglalari asagiya indirmek gerekiyordu.
Asagiya indim, bir varil buldum, ona saglam bir ip bagladim ve ardindan altinci kata çiktim. Ipi bir çikriktan geçirip ucunu asagiya saldim. Tekrar asagiya indim ve ipi çekerek varili altinci kata çikardim. Ipin ucunu saglam bir yere baglayip tekrar yukari çiktim. Bütün tuglalari varile doldurdum. Asagi indim, bagladigim ipin ucunu çözdüm. Ipi çözmemle birlikte birden kendimi havalarda buldum. Nasil bulmayayim? Ben yaklasik 70 kiloyum. 250 kilogram varil süratle asagiya düserken beni yukari çekti.
Heyecan ve saskinliktan ipi birakmayi akil edemedim. Ben yukari çikarken yolun yarisinda, asagi inmekte olan tugla dolu varille çarpistik. Sag iki kaburgamin bu sirada kirildigini saniyorum. Tam yukari çikinca, iki parmagim iple beraber çikriga sikisti; Parmaklarim da bu sirada kirildi. Bu esnada yere çarpan varilin dibi çikti ve tuglalar etrafa saçildi.
Varil hafifleyince, bu sefer ben asagi inmeye varil ise yukari çikmaya basladi ve yolun yarisinda yine varille çarpistik!.. Sol bacagimin kaval kemigi de bu sirada kirildi.
Yere inince can havli ile ipi birakmayi akil ettim. Bu sefer de basimi yukari kaldirdigimda bos varilin süratle üzerime geldigini gördüm!...
Kafatasimin da böyle çatladigini saniyorum. gözümü hastanede açtim...
Eşref saatim geldi;bir düşe yattım Gökten indirdim resmini;kalbime batırdım O battıkça aktım Yürüdüm ağır ağır Serap olur gibi düştüm gözlerinden Meçhul bir sevdaya yakılmışım ben Acım büyük ben yanarım Can yandıkça güle açarım Gülen gülde ağladım ben
Hayat soğuk, yağmurlu ve vurdumduymaz bir İstanbul gecesiydi... Ve gece yağan yağmur hep ürkütürdü beni. Yağmur değil yalnızlığımdı pencereleri damla damla yalayan, yıllarımı dolduran sensizlikti... Hep bir yanı yarımlık, hep senden uzaktalık, hayattaki tek 'kimse'mden yoksunluk, yani kimsesizlikti. Bir kavuşma mucizesine inanma yolunda harcanmış bir hayatın ansızın sonuna gelme, ve o mucizeyi yaşayamadan bir başına ölme korkusuydu yağmur…
Yine yağmur yağıyor, yine gece... Yine İstanbul... Ve sen kollarımın arasından sıyrılıp kalkıyorsun yataktan. Nereye gidiyorsun sevgilim?
Sadece sana sarılarak uyuduğumda nefes alabiliyordum. Beni kollarına aldığında, yüzümü masumiyetinin yurduna, o kimsesiz boynuna dayadığımda, kokunu kalbimle soluduğumda... Uykun benim cennetimdi. Çünkü cennet sadece ikimizin olabildiği yerdi benim için. Ne sana aşık kadınlar, ne sevdiklerin, ne geçmişin, ne yarının...Uykunda sadece ikimiz vardık. Aşkıma dar gelen sevgi sözcüklerine ihtiyacım yoktu orada. Sana sevgimi anlatmaya, ispat etmeye ihtiyacım yoktu artık. Aşkımızın kokusuydu sana beni anlatan, sana seni anlatan.... Beni gerçekliğin o soğuk, o köpüklü dalgalarıyla yutan ve alıp alıp senden ötelere savuran hayatın dışındaki tek kaçış tünelimdi uykun.
Önce kolunu çekerdin başımın altından, sonra sırtını dönerdin. Usulca sarılırdım sana arkandan, seninle ya da sensiz geçen yılların hasretiyle... Ardından yavaş yavaş kollarımın arasından sıyrılırdın...Yıllardır taşımaktan yorulmadığım hasretin, tenimden tenime akan o ateş, ağır gelirdi bedenine... Uyuyamıyorum, nefes alamıyorum, lütfen sarılma, derdin... Yatağın bir ucuna sığınmış bedeninden kovulmak, hayatından kovulmak gibiydi benim için. Sığındığım, soluk aldığım tek cennetten kovulmak gibiydi. Beni uykunda terk etmen, gerçek hayatta terk edişinden bile ağır gelirdi. Yanıbaşındaki sensizlik, o rutubetli evimdeki, o baştan ayağa sen olan evimdeki unutulmuşluğumdan çok daha ağır gelirdi.
Seni kaybetme korkusu öyle işlemişti ki hücrelerime...Yataktan doğrulduğun anda bu korkuyla açılırdı gözlerim. Bilinçaltım konuşurdu benim yerime... Su içmek ya da tuvalete gitmek için kalktığın asla aklıma gelmezdi. Gittiğini düşünürdüm yalnızca... O saatte kendi evini terk edip, nereye gidebileceğini sorgulamadan, sadece beni o sonsuz hiçlikte, o en masum rüyada, cennetimizde, uykumuzda bir başına bırakıp, kaybolacağından korkardım. Bana hep aynı soruyu sorduran bu yüzyıllık korkuydu işte: Nereye gidiyorsun sevgilim?
Beni yeniden hayatın içinde, gerçeklerin ortasında bir başına mı bırakıyorsun? Beni yeniden unutuluş sürgünlerine mi gönderiyorsun? Nereye gidiyorsun sevgilim?
Oysa seni uyutmayan içindeki o yangınlı hesaplaşmaydı. Gece iner, aşıklar, yüzler, bedenler, anılar kaybolurdu; sadece ikimiz kalırdık. Ve sen uykunda sevgimle hesaplaşmaya dalardın. Cennette cehennemi hatırlardın.
Dönüp geriye bakıyorum da, sanki yıllar değil yüzyıllar geçmiş aramızdan... Aramızdan ayrılıklar, ihanetler, kayboluşlar, vazgeçişler, yeniden bulmalar, korkular, yalnızlıklar, savrulmalar geçmiş. Ve bu ilişki ne çok biçim değiştirmiş...
Seni yollarca, şehirlerce uzağından sevdim. Seni kelimelerce, şiirlerce yakınından sevdim. Seni dünya üzerinde sanki ilk kez benim için kalemi eline alıp da yazdığın mektuplarca sevdim. Seni umutsuzca, beklentisizce, hayallerce sevdim uzağından. Hayatımı öyle olduğu gibi bıraktım. Şehrine geldim, ama kalbine giremeden sevdim. Neydik biz o yıllarda hiç düşündün mü? Neydik birbirimiz için sevgili? d.v
Geldim. Bana destek olacak, sırtımı vereceğim bir aşkın yoktu arkamda. Kendime yeni bir hayat kuracağım yalanını, kendim dahil, sen dahil herkese söyledim. Oysa tek istediğim seninle birlikte bir hayattı. Öyle cesaretsizdim ki karşında ve öyle açık sözlüydün ki bana karşı, ancak iddiasız bir sığınmacı olabildim hayatında. Hayatına iltica etmek isteyen bir yürek sürgünü... Bir aşk meczubu sadece...
Dürüstlük kimi zaman yalanlardan çok daha acımasızmış, sevgili... Gerçeğin buzdan ülkesinde yapayalnız kalan yürek, hayatta kalabilmek için yalanları bile özleyebilirmiş kimi zaman... Bana aksini ispat etmek için elinden geleni yaptığın o yıllarda, buzlar ülkesinde biraz olsun ısınabilmek için, aslında beni sevdiğin yalanına inandırmıştım ben de kendimi...
Aşkıma kapalı bir kapının önüne bırakılmış yaralı bir kuş gibiydim. İnanacak, bir ibadet gibi yaşayacak tek şeyimdi senin aşkın. Karşılıksız, güvensiz, sessizce yaşanan bir aşk... Nasıl da hoyrattın bana karşı... Kalbinde değil miydim gerçekten? Neydik biz söylesene? O yıllarda senin neyindim ben sevgili? Can yoldaşın mı? Yol arkadaşın mı? Dostun mu? Sevgilin mi? ..
Sonra bir gün geldi ve unutuldum. Ve bu sorular birer birer bıçak gibi saplandı yüreğime ve yüreğimde yanıtlarını buldu. Unutuluş hepsinin acımasız cevabı oldu. Sonrası dipsiz bir karanlık... Sonrası çaresiz bir çıldırış...
Hayata karışmamak için tek kalkanım, tek sığınağımdı aşkın. Tek silahımı yitirdim ve hayata teslim oldum. Aldı beni savurdu başka bedenlere, parçası olamadığım o kırık dökük öykülere...
Kırgınlık kimlik değiştirdi ve vazgeçiş oldu benim için. Unutmanın en ağırı unutamadan unutmaktır. Seni sonsuza kadar kaybetmek kimlik değiştirdi ve unutmak oldu benim için. Seni unuttuğum yalanıyla hayatı kandırmaya çalışınca hayat hiç olmadığı kadar acımasız tokatlar indirdi yüzüme... Sonrası dipsiz karanlık... Sonrası hatırlamaya bile dayanamadığım düş yıkımları... Sonrası kesif, karanlık ve rutubetli bir kuyu... Koskoca bir boşluk... Sonrası 'yalnızlık' kelimesine sığmayacak kadar derin bir yalnızlık...
Kaç zaman sonra bilmiyorum, bir gün geldi ve beni yeniden hatırladın. Yokluğumda kendine kurduğun hayat, beni yasak bir ilişki haline getirdi bu kez de... Ve bu ilişki bir kez daha kimlik değiştirdi. Seni, bir başkasıyla birleştirdiğin hayatına uzaktan bakarak, kalbimi kıskançlığın lanetli hırsına teslim ederek, kısıtlı zamanlarda, gizli saklı buluşmalarda, o doyumsuz kaçamaklarda sevmeyi de öğrendim... Hasretinin o tarifsiz kokusu burnumu sızlatırken yapayalnız uyumayı da öğrendim. Yağmurlu İstanbul gecelerinde o baştan ayağa sen olan evimde kaderimle kıyasıya yaşamayı da öğrendim, sevgili...
O zamansız unutuluşun ardından yeniden hatırlanmanın sevinci, seni paylaşmaya boyun eğmenin ve hep gizliliğin gölgesinde kalacak olmanın acısına büründü. Uykunda soluğunun bir başka soluğa karıştığını bilerek geçirdiğim sayısız gecelerde, gururumu parça parça bölüp aşkıma kurban verdim. O tarifsiz ağrıyı uyuşturmak için ruhumdan, kimliğimden, kadınlık onurumdan vazgeçtim. Her şeye rağmen direnebilmek için kendimden vazgeçtim. Geriye dönüş kapılarını sonsuza kadar kapatmış oldum böylece. Ruhumdan kendimi kovup, tüm hücrelerime sadece aşkını yerleştirdim. İşte o andan itibaren, sensizlik artık bensizlik oldu sevgili...
Nasıl da telaşlı, nasıl da soluk soluğa yaşardık o kaçamak anları... Aşkımızın en karanlık, en gerçek, ama en yoğun anlarıymış onlar... Sensiz geçen gecelerde yüreğimde biriken kıskançlığın, öfkenin, kırgınlığın ve hasretin hummalı karanlığı, sana kavuştuğum anlarda sevinçten çıldırmanın eşiğinde tarifsiz bir hazza dönüşürdü... Nasıl da ateşliydi sevişmelerimiz... Sana yeniden dokunmak, sanki bulutlara öpücükler kondurmak gibiydi... Huzurla huzursuzluk, hasret ve kavuşma, aşk ve öfke, merhamet ve acımasızlık, kırgınlık ve bağışlama her şey ama her şey sevgimizin taşkın sularında birbirine karışırdı. İki kalbin bir ömre sığdırabileceği tüm duyguları biz o kısacık anlarda soluk soluğa yaşardık...
Sonra hayatını değiştirdin. Yeniden özgürlüğüne kavuştun. Ve bu ilişki bir kez daha biçim değiştirdi. Yıllardır bir savruluş halinde aramızdan akıp giden aşkımız, nihayet dingin, doygun ve emin bir sığınak bulmuştu kendine. O savruk yıllar bile koparamamıştı ya bizi birbirimizden, artık hiçbir şey bu aşkı yıkamazdı. İhanetlerin, unutuluşun, hayatın sınavından geçmişti aşkımız. Tam da birbirimizi hayattan çok uzakta, dokunulmaz bir boyutta sevdiğimize inanmaya başlamışken, dudaklarından dökülen o lanetli cümle korkularımı yeniden uyandırdı, geçmişi zamandan koparıp aramıza soktu yeniden: 'Varlığın artık bana acı vermiyor...'
Ah sevgilim, ayrılık trenini çoktan kaçırmadık mı biz? Bulup bulup kaybetme oyunlarını çoktan tüketmedik mi? O dünyevi aşk oyunlarından, kıskandırmalardan, kaçamaklardan çoktan vazgeçmedik mi? Birbirimizi en ağır ihanetlerde sınamadık mı? Anlamadın mı artık, varlığım sana acı vermek için değil... Sadece seni sevmek için yaşadım ben!
Senin için bir ilişkide girilebilecek bütün kimliklere bürünmedim mi? Önce aşkla değil kalbinin boşluğuyla tutunduğun bir can yoldaşıydım... Yüreğin bir başkasına kapılarını açtığında hayatından dışlanıp unuttuğun oldum sonra... Başka hayatlarda, başka ilişkilerde seni unutmaya çalışırken, belki de aslında sadece seni ararken kıskançlıktan deliye döndüğün oldum... Kalbime geri dönmek istediğinde gururumun gemilerini yakıp, metresin oldum... Vicdanın oldum senin... Merhametin oldum... Pişmanlığın oldum... Hazzın en sıradışı boyutlarını seninle paylaşan fahişen oldum... Arkadaşın oldum... Kardeşin oldum... Sevgilin oldum... Söylesene kaç kez biçim değiştirdi bu ilişki? Kaç kez kimlik değiştirdim seni sevebilmek için...
Anlamadın mı artık, varlığım sana acı vermek için değil. Sadece seni sevebilmek için yaşadım ben... Hala seninle geçireceğim anların telaşıyla tüketir gibi yaşıyorum sensiz geçen günlerimi. Yıllar geçti, hala seni görecek olmanın kalp çarpıntılarıyla, yalnız senin için giyiniyorum en güzel giysilerimi. Sen güzel bulasın diye geçiyorum aynaların karşısına.
Seninle geçen zaman bir daha tekrarı olmayan, doğaçlama bir melodi gibi benim için... Sanki birlikte yazılmış kaderimizin sayılı dakikalarından an çalıyorum. Öylece karşında oturup seni seyretmeyi, sana yemek hazırlamayı, seninle sohbet etmeyi, dostlarını ağırlamayı, seninle birlikte uyumayı, yani paylaştığımız ne varsa hepsini bir daha asla okuyamayacağım bir şiiri kelime kelime içime sindirir gibi, soluk soluğa hissederek yaşıyorum... Öyle birikmişsin ki içimde... Seni yaşamakla tüketmem, seni sıradanlaştırmam mümkün değil. İçime çektikçe çoğalıyorsun...
Şimdi varlığım her geçen dakika daha da daralan gizli bir çember örüyor etrafına. Her geçen gün biraz daha uzaklaşıyor, biraz daha kanıksıyorsun beni... O peşini bırakmayan yaralı geçmişin aramıza korku duvarları örüyor. Hayatını tüm kalbimle kucakladığımı hissettiğim anda ansızın yüzünde beliren o eski kaygıların alıp seni benden çok uzaklara, derinlere, yalnızlık kuyularına sürüklüyor. Yeni isimler, yeni aşk öyküleri, başka yüzler, başka bedenlerle kaçış planları yapıyorsun kendine... Gece ansızın seni uyandıran, kolunu başımın altından çeken, seni yatağın ucuna kadar götüren, uykunu bölüp ayağa kaldıran ve bana hep o aynı soruyu sorduran bu korkular değil mi...: 'Sevgilim nereye gidiyorsun?' d.v
Sevgilim nereye gidiyorsun? Orada ne var? Benliğini kıstırdığın duvarların arkasında soğuk, uçsuz bucaksız bir yalnızlıktan başka ne var? Neden kaçıyorsun? Neden bu aşkı sonsuzluğa, özgürlüğe, daha önce hiç yaşamadığın sınırsızlığa bir kapı olarak görmüyorsun? Ben senden gitme ihtimalini hiçbir zaman çalmaya yeltenmedim ki... Sevgim seni tüketmek değil, çoğaltmak içindi... Sevgim dünyanın yaşanılası bir yer olduğuna inanman, inanmamız içindi... Yüreğimizin çok derinlerinde yaşayan o iki masum çocuğun soluk alabilmesi için bir gökyüzüydü sevgim... Ben senin kanatlarını hiçbir zaman çalmadım ki...
Öyle çok reddedildim ki, öyle çok unutuldum ki senin tarafından, sensiz kalmak yüreğimi ezen tek korku artık. Öyle ki hayatım yalnız bir korku halinde ayakta duruyor şimdi... Korkumu gerçeğe büründürdüğün anda yıkılıp gideceğim. Her şeyi tükettim. Hayata tutunmak adına ne varsa her şeyi yaktım seni sevebilmek için... Tüm sabrımı, kendime ve insanlara güvenimi, sevginin hayatın tek harcı olduğuna olan inancımı... Artık senden başkasına verecek enerjim, sevgim ve hayatla hesaplaşacak bir benliğim kalmadı. Geriye dönüp sığınacak bir kendim kalmadı...
Şimdi bana varlığımın sana acı vermediğini söylüyorsun. Gitmemi istiyorsun, sonra yeniden gelmemi... Ve sonra yeniden gitmemi... Beni sensizliğin o dipsiz çukuruna önce sarkıtıp, sonra yeniden gün ışığına çıkarıyorsun. Sevgimi, yokluğumu hissettiğin yerde bulmak istiyorsun. Aşkımın benliğini ve hayatını ele geçirmesinden duyduğun o sebepsiz korkuyu yenmek için, bana seninleyken tekrarı olmayan bir şiiri hatırlatan zamanın, sana benimleyken gösterdiği monoton ve tüketici yüzünü yok etmek için oynadığın bir oyun bu belki de... Beni deliliğin sürgünlerine yollayıp, sonra yeniden kalbine çağırıyorsun.
Korkuyu beklemenin telaşı korkunun kendisinden çok daha ürkütücü biliyor musun? İşte bu yüzden sensizliğin karanlık kuyusuna kendi ellerimle bırakıyorum kaderimi. Korkuyu beklemekten vazgeçiyorum, ama asla seni sevmekten değil, sevgili... Sana veda etmeden kayboluşa karışmam da aslında sadece bunun için...
Madem varlığım acı vermiyor sana, madem ki ancak yokluğumda sevgimi hissedebiliyorsun, öyleyse yokluğumla kal sevgili... Madem ki yokluğumla daha mutlusun, o halde yokluk benim bu aşk için büründüğüm son kimlik olsun...
no nameciğim sen bunları tek tek yazıyorsun değil mi cancağızım sağol verdiğin emekler için. güzel bir öyküyü sayende tekrar okudum.teşekkürler kardeşim.
bence bir yazar cinsiyettini masa ya bırakıp insanı kalemi almaya başladığı anda daha bir güzel anlatıyor herşeyi
Cehennem Meleği Gözlerini eksik yaşanmış bir bahar gibi kullan gülüşünü as intihar koğuşlarına çelimsiz ruhlarda erken yağmurlar biriktir nasılsa taşra hep hazırdır aşka
Üzülme, sakın dönme kendine tesellisi ol cehennemin cehennemin son meleği ol
Gözlerini eksik yaşanmış bir bahar gibi kullan gülüşünü as intihar koğuşlarına çelimsiz ruhlarda erken yağmurlar biriktir
Nasılsa taşra hep hazırdır aşka
-----------------
Yok Karşılığı Yüzünün
Senin sana rağmen bir yüzün var Herkesin ilk aşkına benzeyen Beklemek kadar acı , anlamak kadar zor Nedensiz ölümlerin suskunluğu gibi Yok karşılığı yüzünün
Senin sana rağmen bir yüzün var Herkesin ilk aşkına benzeyen Yaklaştıkça imkansız uçurumlar Nedensiz hayatların o büyük acısı gibi Yok karşılığı yüzünün
Saçlarının kardeş kokusu öyküsünü de severim.bir ara onuda yazsan yani fena olmaz hehehe şaka çok yoru iş bu. hemen hemen bütün öykülerini okumuşumdur ama bu öykü kitabını daha çok severim.
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur... Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında. Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de... Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan... Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye... Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya... İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır. Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır... Bazen denizler, kıyılar çeker insanı. İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu. Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara... Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi... İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler, kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu... Birazdan sabah olacak... Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular başlayacak... Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım... Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış. Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını, cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek... Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak... Aşkta yarın yoktur sevgili...
İnce sızılar duyarım günle gecenin birleştiği yerde yavaş yavaş solan bir çiçeğin solgun ışığı yansımıştır yüzüme oysa gün parlak gökyüzü kızıldır henüz yalnızlıklardan sıyrılıp bir iki yıldız yıldızlardan aldığım bir gülüştür benimki takındığım dudağımın ucundaki derin bir dağ kovuğunda otururum sonra bir kartalla senlibenli birazdan gün solacak sessizlik takınacak kendi sessizliğini istek başlayacak denizden bir martının mavi sayrıl uçuşundan bir iki beyaz martı geçecek şölen mi başlayacak ne kırmızıyla yeşilin tutuştuğu yerde altın sağraktan akan suyun sessiz görünüşü gibi
yeter diyor morluk sır verdim dağlara ben sır verdiklerim içinde takındığım gülüşüm de var. Nedir bu beni saran sonsuz kıyılar uğuldayan ormanlar denizin durmadan yükseldiği kumsal dalgaların bölündüğü kıyı arayışlarla başlayan gece küskün biten sabah nedir nedir beni saran hüzün gökyüzünden topraktan ve sudan hiç durmadan fışkıran akşam bense uzatmıştım saçlarımı koyu bir ırmak için bense önümdeki yeşil başlı ağaçların eğildiği yüzümü yıkadığım o eski sunak önümden akıp geçen bir kara yelkenli saçlarım ise günışığından arta kalan bir yele gibi önüne katmış da ışığı güpegündüz bir gülün boyatışını bekleyebilirim sonsuza dek bekleyebilirim yeni doğan bir sabah sevisini kollarımdan geçen ırmak başımı yasladığım yeşil ay kurallarım var hiç bir doğaya uymayan şaşırmalarımda hiç durmadan gökyüzüne bir gül boy atar.
Gülseli İnal
no name kardeş iyi geceler çok yoruldun bu akşam tekrar teşekkürler.
biliyorum matarada su torbada ekmek ve kemerde kurşun değil şiir ama yine de matarasında su torbasında ekmek ve kemerinde kurşun kalmamışları ayakta tutabilir
biliyorum şiirle şarkıyla olacak iş değil bu dalda narı tarlada ekini kızartmaz güvercin gurultusu ama yine de diler arasında bıçak gibi parlar kavgada şiirin doğrultusu
göz güzü görmez olmuş tek bir ışık bile yok yürek bir yaralı şahindir döner boşlukta belki bir şiir belki bir şiir kırıntısı çalar kapımızı umutsuz karanlıkta yoklar yüreğimizi iğilir yaramıza dağıtır korkumuzu ve karşı tepelerden gürül gürül bir kalk borusu
sana özel bir günaydın. sen bizlerin tatlı bir kardeşisin seni cadı olarak görenlerede selam olsun.yakışır kızımıza tatlı cadılık deriz.zaten biliriz o söyleyende çok sevdiğinden söylediğini ayrıca laf aramızda söyleyenide çok severiz.
geçmiş olsun dilekleriniz için çok teşekkür ederim arkadaşlar Mavigün ablacım günaydın çok teşekkür ederim bugün daha iyim eski formuma kavuştum sayılır:) No name resmimi gördün mü bak ablam yollamış aynı ben valla:) yazdığınız öykülerde çok güzeldi sağolun
kurbağalar derede akrep yelkovan saat üzerinde gezmekte bizimkiler nerede bugünde oldu perşembe
of off saçmalardan seçmeler okudunuz:) bugün patron yok şehir dışında can sıkıntısından yazıyorum böyle durun ben senaryo yazayım bugün ama tabi biraz zaman gerek önce bir peri bulayım sonra bir konu devamı gelir herhal
Hava öyle kapalı ki,sanki gece. gökgürültüleri şimşekler eşliğinde tam bir kış senfonisi hüküm sürmekte. (vaay ne şairane oldu be) İnsanlar camlar ardında sokağı gözlemekte.
neyse yaa sabah sabah işi "yağdı yağmur çaktı şimşek" boyutuna indirgemeyelim.
sabah sabah İstanbul'dan imalatçı arkadaş aradı tam 55 dakika kurtulamadım.kulağım ağırdı,ahizeyi tutan elim uyuştu,arkadaşın çenesi maşallah ne ağırdı ne uyuştu.
Mavigün'üm Canım Ablacığım, Biz senin hakkını nasıl ödeyeceğiz. Sabahlara kadar hepimiz için ayrı ayrı güzellikler bulup oya gibi işliyorsun.Sana Minnettarız. Seni çok seviyoruz...
Seval ablacığım, Çok nazik ve incesin,sağol varol. Her sabah tek tek isim isim hatırımızı sorup iyi dileklerinle yolumuzu aydınlattığın için minnettarız. Seni çok seviyoruz.
Eylemcim, Fotoğrafını gördüm.Sana benzediğinden en ufak bir kuşkum yok.Bana sabırla katlandığın,tüm kabalıklarımı sineye çektiğin ve beni bu güne kadar topuğumdan vurdurmadığın için sana minnettarım.Seni çok seviyorum...
Başkanım yarın cuma. Cumayı çok severim. Neden de, -Neden? -Çünkü benim göbek adım. Cuma günü doğmuşum da,fazla isim aramayalım adı cuma olsun demişler büyükler...
evet yarın Cuma değilmi yarışma var komite başkanı ortada hiç organize olayı yok yarın kesin yapılacak mı yoksa yine ertelenecek mi bu yarışma ben oy vermek istiyorum :) yazacak olan arkadaşlar serbestmi yazacak yoksa ben konu bulamıyorum diyenler varsa bir konu belirlenip ona göremi yazacaklar saygılar
Eylemce-1 Sevil ve soner akşam işten gelmişlerdir Yemeklerini yeyip çocukları uyuttuktan sonra Balkona çıkıp ayaklarını uzatarak akşam yorgunluğunu atmak için çay içip muhabbet ederler Soner:hayatım havalarda nekadar güzel değil mi Soğuktu ama tekrar ısındı çok güzel bir bahar havası oldu Sevil:evet Sonercim güzel bir hava, çocuklarımız ,sen,ben daha ne olsun Deyip Soner’e sarılır ve yanağından öper Soner:canım benim diyerek sevilin saçlarını okşar soner birden Sevil der sevil:efendim hayatım bişey mi oldu soner:yok sadece aklıma bir fikir geldi sevil: neymiş bakalım kocamın aklına gelen bu fikir Soner: Pazar günü pikniğe gidelim mi Sevil:çok güzel fikir hayatım Aylinleride çağırırız dinlenmişte oluruz Soner:tamam o zaman ben doğanla konuşurum yarın onlarda müsayitse hazırlık yapar ertesi gün gideriz Sevil:tamam canım ama şimdi benim uykum geldi hadi yatalım Soner:tamam Deyip kalkıp birbirlerine sarılarak merdivenlerden yukarı doğru çıkarlar
Aslında çocukların ismine ailelerin karar vermesi haksızlık yaa.
Bırakalım çocukları isimlerini kendileri seçsin büyüklere ne ki..
eski devirlerdeki gibi olmalı, çocuk doğar babasının ismiyle anılır. Örnek ibn-i sina Sina'nın oğlu ibn-i batuta Batuta'nın oğlu gibi. veya eski türklerdeki gibi çocuk büyüyüp bir kahramanlık gösterene kadar adsız diye anılmalı büyüyünce hak et adını al.değil mi ama.
evet evet bir çocuğum olursa ben ad komam.büyüyünce kendi bulsun kafasına göre...
Eylemce-2 Sabah olur sevil kahvaltı hazırlıyordur sonerde yukarıda Efe ile birlikte ikizlere bakıyordur kapı çalar Sevil kapıyı açar Halil ve esma kapıdadır Sevil:Aaa günaydın hayırdır sabah sabah Esma: bak Halil demedim mi sana sabah sabah çocukları rahatsız etmeyelim diye Halil:ne yani Sevil sen bizi istemiyor musun şimdi akşam mı gelelim Sevil:olurmu baba sadece sabah gelince bir şey mi oldu dedim Yoksa her zaman gelin buyurun girelim bende kahvaltı hazırlıyordum Beraber kahvaltı yaparız Halil:aslan gelin nasılda biliyor aç olduğumu Esma: Ee bu saatte gelirsen tabi bilir aç olduğunu Hep beraber içeri girerler,Soner de çocukları alıp aşağı iner Soner:ooo anne baba günaydın hayırdır Halil:al işte buyur buda hayırdır diyor gelemezmiyiz canım torunlarımızı görmeye aaa.. Soner:gelirsiniz tabi babacım burasıda siz… Halil sonerin sözünü keser tamam tamam anladık Efecim gel bakıyım aslan torunum deyip efeyi kucağına alır Halil:bak Pazar günü için iki bilet aldım seni tiyatroya götüreceğim Sevil:ama biz pikniğe gidecektik Halil:siz gidin canım biz tiyatroya gideceğiz değil mi efe Efe:evet anne ben dedemle tiyatroya gideceğim Sevil:tamam ozaman bizde ikizleri alır gideriz Esma:Aaa sevil bu sıcakta çocukları pikniğemi götüreceksiniz olmaz kızım maazallah başlarına güneş falan geçer hasta olurlar ben bakarım onlara zaten Halil ve efede tiyatroya gidiyor Sevil:ama anne biraz güneş görselerdi derken Soner araya girip tamam hayatım işte çocuklara bakacaklar bizde baş başa gideriz diye omuzuyla sevile vurur ve çapkın gülüşlerinden birini yapar Sevil:iyi tamam o zaman Kahvaltıyı yaparlar Soner:hadi ben işe gidiyorum Deyip gider Sevil Aylin’i arar Aylin yarın pikniğe gideceğiz sizde gelirmisiniz Aylin:tabi ki neden olmasın doğan ne diyor bu işe haberi var mı Sevil:sen olur dedikten sonra o nediyebilir ki(gülümserler) Soner konuşacaktı doğanda kabul eder herhal böyle güzel bir teklifi Aylin:tamam ozaman canım görüşürüz
Eylemce-3 Doğanda kabul etmiş yarın için hazırlıkları yapmışlar ve sabah olmuş piknik için yola çıkmışlardır Piknik alanına varırlar Soner: hadi abicim yak şu mangalı ben çok acıktım yiyelim artık bir şeyler Doğan:abi daha yeni geldik şu güzel havayı bir içimize çekseydik hemen duman ettireceksin Soner:çektin ya yeter işte hadi hadi sen şimdi yak şu mangalıda onun kokusunu içine çekelim off cısır cısır nasıl güzel olur şimdi o etler,sucuklar hadi abicim hadi Doğan:of ya tamam hadi yapalım bakalım Kızlarda sofrayı hazırlamaya başlar Yemeklerini yedikten sonra kızlar ileride duran salıncakları görür Sevil:soner bak salıncak hadi beni sallasana Aylin:doğancım hadi bizde gidelim Sevil ve Aylin salıncaklara biner beyler sallamaya başlarlar Kızlar hallerinden çok memnundurlar ama soner bir müddet sonra sıkılır Soner:Doğan biz hep bunlarımı sallıyacağız yeter yav bu nasıl piknik böyle hadi başka şeyler yapalım Doğan:ne yapalım abi kızlar gayet memnun Soner:ama ben memnun değilim Hadi futbol oynayalım ben top almıştım Doğan:olur abi tamam hadi Soner ve Doğan kızları bırakır ileride kendilerine kale yapıp çift kale maç yapmaya başlarlar Kızlar sallanmaya kaptırmışlar kendilerini onların gittiğini fark etmemişlerdir taki salıncaklar yavaşlayıncaya kadar Sevil:Aylin bizimkiler gitmiş Aylin:bende neden yavaş sallanıyoruz diyordum Sevil:hadi gidip bizde maç yapalım Aylin:ciddimisin Sevil,sen futbol mu oynayacaksın Sevil:ne var yani yapamam mı Aylin:tamam o zaman ben varım Koşarak beylerin yanına varırlar bizde oynamak istiyoruz Soner:sevil sen ve futbol mu hadi canım hadi yeme beni Sevil:evet oynamak istiyoruz Soner:peki o zaman ama yenilince mızıkçılık yapmak yok çünkü kesin yeneriz Sevil:göreceğiz canım,hadi Aylin geç kaleye Soner:vayy demek iddalıyız peki hadi doğan sende kaleye geç
bu parça güzel bir parça ve dizide güzel gitmiş.yerlerini ve sanatçıları da iyi bulmuşlar.birinci tarafta ferda anıl yarkın söylüyor zannedersem ikinci yerde de burcu güven söylüyor.ve senaryoya iyi gitmiş.
Eylemce-4 Maç başlar Sevil bütün performansını sergilemeye çalışmaktatır soneri engelleyip topun kaleye gitmemesi için çabalar Sonerle karşı karşıya gelir çalımla topu almaya çalışır Soner:Sevilcim ben seni böyle bilmezdim bak sen gayet iyisin der ve sevilden kurtularak topu kaleye atar Sevil:Aylin tut be güzelim şu topları Aylin:çok sert geliyor ama biliyorsun iki tane kurtardım ama bukadar yapabiliyorum İlk yarıyı bitirmişlerdir Soner ve Doğan oley oley oley diye sevinçlerini yaşamaktadırlar soner tam üç gol atmıştır Sevil bu durumda yenilgiyi sindiremez Aylin:sevil gel bırakalım biz bu oyunu Sevil:olmaz Aylin yeneceğiz onları Aylin:Sevil nasıl yeneriz adamlar şimdiden üç gol attı Sevil:top yuvarlaktır Aylinciğim bak şimdi planımızı açıklıyorum Deyip Aylinin kulağına fısıldar Aylin:sevil sen yokmusun harika bir fikir Soner:ne oldu kızlar vazmıgeçtiniz bu oyun oynayalım demekle olmuyor demi hehee Sevil:geliyoruz sonercim hadi bakalım Maça başlarlar soner ve sevil yine karşı karşıyadır Soner:hehe topu alsana hadi sevil Sevil:alıyım canım hatta ben almıyacağım canım sen kendin vereceksin Soner: hehe nasıl olcakmış o bakıyım Sevil:akşam solanda kanepede yatarken tavana bakarak pişman olacaksın ah keşke topu verseydim sevile diye Pişman olmak yada olmamak Soner:ama bu haksızlık hiç sportmence değil Sevil:sen bilirsin Soner topu sevile bırakır ve sevilde koşarak golü atar Arka arkaya gol atmaya başlamıştır Sevil:çak Aylin çak heyo Doğan:soner abicim napıyosun sen üç gol yedik senin yüzünden düzgün oynasana Soner:kolaysa geç kendin oyna Doğan:geç kaleye soner mağlup ettireceksin bizi Soner:tamam geçtim seni görelim Sevilde Aylinle yer değişir Aylin doğandan topu almaya çalışır ama nafile Aylinde doğana Doğan topuver canım yoksa beni unut Doğan:nasıl yani Aylin:bayağı topu vermezsen nişanı atarım Doğan:neeeee al hayatım altı üstü top senden değerlimi diyerek topu Ayline bırakır Aylinde iki gol atar ve iki sayı üstündürler durum kızlar:5 - beyler:3 durumundadır Soner daha fazla dayanamaz Doğan çekil abicim böyle bir şey olamaz yenilemeyiz ne olursa olsun diyerek üç gol daha atar Maçı 6-5 bitiriler Soner işte budur diye sevinirken doğan sonerin attığı her golde kendinden geçerek yere yığılmıştır Aylin doğanın yanına gidip tamam hayatım kendine gel buradayım seni bırakmıyorum merak etme der Doğan:sahimi Aylin bırakma beni yoksa ölürüm ben sensiz Sevil:demek öyle soner salonda yatmak istiyorsun Soner:maalesef ama futbolda size yenilemezdik canım olmazdı yakışmazdı bize
no name , Canım kardeşim bu senaro yarışması bu 10.00'dan başlamış olsun yarın için bitiş saatine de makul bir saat ver ondan sonra yazılanlar yarışma dışı kalır. komiteye karışılmaz kardeşim bilirim de benimkisi bir fikir sadece...gene siz bilirsiniz..
Sevil:tamam o zaman bizde yeneceğimiz dalda oynarız sizinle Soner:nasıl yani Sevil:voleybol maçına varmısınız Soner içinden şimdi yandık ben anlamam ki voleyboldan neyse Doğan biliyor biraz bende çakarım iki servis falan yenilsekte açık ara yenilmeyiz Soner:iyi peki oynayalım Sevil:Aylin bilmez zaten korkmana gerek yok Soner:iyi tamam ozaman Hep beraber voleybol sahasına varırlar Başlarlar oyuna Soner:abi karşılasana şu topları ya baksana yeniyorlar bizi Doğan:ben karşılıyorum zaten sen karşılayacağım diye yerden kalkamıyorsun ki topa vurabilsen içim yanmıyacak Soner:tamam abicim oyna işte elimizden geleni yapıyorum Bu Aylin de iyiki bilmiyormuş bilse nasıl olurdu acaba Aylin servis atışı kullanır ve top Sonerin kafaya küt diye çarpar Tabi soner yerde Sevil: Soner bir şeyin varmı soner hadi kendine gel diye kafasını tutmuş gözlerini açmasını bekliyordur Soner kendine gelir ne oldu Aylin:kusura bakma soner topu biraz sert attım galiba Sevil:yok Aylincim sen sert atmadın soner tutamadı hehe Soner:ben burada canımla uğraşayım ah,of kafam diye siz dalga geçin Sevil:tamam tamam hadi kalk bakalım Soner:Sevil hani Aylin oynamayı bilmiyordu Doğan: delimisin abi sen üniversitede profesyonel voleybol oynuyormuş hatta milli olan Neslihan varya onunla aynı takımdaymış zamanında ama sonra bırakmış Soner:ah Sevil ah demek bilmiyordu kız nerdeyse milli takıma seçilecekmiş Sevil:ne yapıyım biliyor deseydim oynamazdın
Voleybol maçında da kızlar galip gelmiş toparlanıp evin yolunu tutmuşlardır
Eve varırlar çocuklar uyumuştur Seviller gelince Esmalarda gider Soner:off çok yoruldum hadi çıkıp yatalım Sevil:Soner çıkmana gerek yok ki maçı hatırlatıyım istersen Soner: sevil yapma ya hadi ama o bir oyun Sevil:olsun Soner:bak başım dönüyor Aylin nasıl attıysa topu Bak gece uyanırım düşerim falan bir yerlerimi kırarım daha kötü olur demi hayatım Sevil:hadi gel hadi oyuncu kocam benim Soner:işte bu yaşasın Odaya varırlar soner tişörtünü çıkartırken Sevil:soner o ne Soner: ne ne hayatım Sevil: o kolundaki böcek gibi şey Soner : ne böceği ya tırsarım ben bilirsin sevil al şunu kolumdan Sevil: sonere yaklaşır korkak koca diyerek birden duraksar ve Soner yoksa bu kenemi Soner:ne kenesi Sevil: ne biliyim şu yeni çıkanlardan kırımdan gelenlerden kırım kango kenesi Soner:(panik halinde)neeee Sevil nediyosun sen ölecekmiyim ben daha çok gencim sana doyamadan,çocuklarımla oynamadan yok yok olamaz Ölmemeliyim Sevil:soner sakin olurmusun lütfen hadi gel hastaneye gidelim baktıralım öyle bir şeymi Soner:yok yok ben öleceğim Sevil:sonerrr hadi gidelim diye çekiştirerek götürür Hasteneye varırlar hemen kontrol eder doktorlar Şekil keneye benziyor ama deri içine geçmemiş geçmeyede az kalmış İlginç derler Daha sonra incelenmesi için araştırmaya başlarlar Sonuç gelir Soner:doktor bey ölecekmiyim Doktor:henüz değil Soner:nasıl yani bikaç gün sonramı öleceğim Doktor:yok soner bey ömrünüz ne zaman son bulursa o zaman öleceksiniz Soner ve sevil birbirine bakar Doktor:sonuç temiz soner bey kene değilmiş başka bir böcek Ve ölü nasıl olmuş anlam veremedik ama güçlü bir şekilde öldürülmüş Böcek yamulmuş yamuluncada şekil değişikliğine uğramış Keneye benzemiş sorun yok yani Sert bir şekildemi öldürdünüz Soner:ne öldürmesi hocam yok öyle bir şey Bugün pikniğe gitmiştik voleybol oynarken birkaç kez yere düşmüştüm O zaman olmuştur belki Doktor: (gülümseyerek)o zaman desenize daha nekadar böcek şekil değişikliğine uğradı Sevilde güler ve sonerle beraber rahat bir nefes alıp evlerini yollarını tutarlar bir Pazar günüde böyle geçmiştir SON
(Cadılar hiçbir şeyden tırsmaz):)) nedersen de gaza gelmem no name yarışmaya katılmamam daha önceden verilmiş bir karar Fakat mavigün ablanın saatine göre otomatik olarak giriyorum
bu senaryoyuda katmayın deyişim ben onu bugün esti yazdım yarışma için yazmış olsaydım yarın yayınlardım ve daha iddalı birşeyler düşünebilirdim fakat normal eğlence amaçlı yazdım onun için anlayışınıza sığınıyorum
biz bu saati perşembe:15:00 Cuma:17:00 yapalım derim
Eylemcim kardeşim benim bak zorlama yok canım biz yazdığını beğendik ama senin içine sinmediyse yaz birtane daha fazla senaryo klavye kitletmez.hehehe Zamanında var ama bu yıl böyle geçsin patron geldi gelecek dersen yani ben demokrasilerde çareler tükenmez diye .. yani kendimiz için bir şey istiyorsak ne olayım her şey BBO için.
Edacım ben bilmem başkan bilir ya da komitedekiler karar verir bizde karara uyarız canım
Mavigün bugün patronun gelme ihtimali yok ama yinede bu yıl böyle geçsin artık neyapalım çünkü periler çoktan işini bitirip gitti Artık neyaparsam yapıyım yeni birtane daha çıkmaz başka zamana artık
Tamam eylemciğim .. Doğru diyorsun bu periler gel diyince gelmiyorlar ki..eylemcim bu perilerin birde ilham diye bir arkadaşı var bunlar laf aramızda bir birleriyle aşk yaşarlar bazen birlikte bir kaçarlar ki sende dağ bayır be söyleyiyin deniz derya arasanda bulamazsın. sonra elele tutuşup yanımıza gelirlerse mutlu yazdırlar dargın geldiklerinde hüzünlü yani yoldan gelişleri de bilinmez bunların eylemciğim. ya eylem anladım nazik birisin ablana saygısızlık yapmak istemiyorsun sen diyemiyorsun ya seval nerde ya arkadaşım sen çıkta ya mavigun saçmalama dur biraz desene böyle işte arkadaşımız bizle ilgilenmiyor ki onun aşkı da ihale dosyaları.. no name ya kardeşim sen dur biraz abla desene .. yarışma senaryo yarışmasıydı değil mi? yani saçmalama da bu gün sanırım rakipsizim.
Ask olsun Mavigünüm sen devam et be canim, icinden geldigi gibi hem de.. Seni durdurmak bize mahrumiyet olur...
Basimda Patron, önümde dosyalar, kacamak kacamak yaziyorum haril haril ama istedigim gibi de olmuyor bir türlü, ah be No Namecim nasil da kopardin sen benden "tamam, ben de yazarim birseyle, katilirim!" sözünü..
komik ama gerçek Konyalı bir çiftçi, trafik kazasında mağdur olduğu gerekçesiyle mahkemede savunma yapmaktaydı. Kazaya sebep olan nakliye firmasının avukatı sordu: - Kaza yerine gelen polis ekibine "iyiyim" demediniz mi? Çiftçi ifadesine başladı: - Traktörümün arkasında besili ineğim Sarıkız ile birlikte giderken bu nakliye şirketinin kamyonu…... Avukat sözünü kesti: - Ayrıntıları sormuyorum, yalnızca şu soruma cevap verin, kaza yerine gelen polis ekibine "iyiyim" dediniz mi, demediniz mi? - Şimdi efendim, biz Sarıkız ile birlikte giderken......... Avukat yine çiftçinin sözünü kesti ve hakime dönerek: - Efendim, bu adam, kaza yerine gelen polis ekibi kendisine durumunu sorduğu zaman "çok iyiyim" demişti, şimdi aradan 3-4 hafta geçtikten sonra mağduriyetini öne sürerek müvekkilimi dava ediyor. Lütfen, kaza sırasında iyi olduğunu söyleyip söylemediği konusundaki soruma doğrudan cevap vermesini söyler misiniz? Hakim: - Bir dakika bakalım, şu Sarıkız hikayesini duymak istiyorum. Çiftçi hakime teşekkür edip ifadesini sürdürdü: - Bu nakliye şirketinin kamyonu traktörüme çarptığında, ben bir hendeğe, Sarıkız başka bir hendeğe savrulduk. Sersemlemiş halde yatarken, diğer taraftan Sarıkız'ın yanık yanık böğürmelerini duyabiliyordum, belli ki çok acı çekiyordu. O sırada hemen oradan geçmekte olan polis ekibi durdu ve memurlardan birisi gidip diğer hendekte yatan Sarıkız'a baktı. Bir iki dakika sonra da tabancasını çıkarttı ve inlemekte olan Sarıkız'ı iki kaşının ortasından vurdu. Ardından, elinde dumanı tüten tabancası ile yanıma geldi ve bana "Sen nasılsın amca?" diye sordu. Siz olsanız ne cevap verirdiniz hakim bey?
eylemcim bu da ferudun abinden. başkanın söylediği düreyem gibi kalaylayamasa da kalayları idare et.Yeter ki uyuma sen.
Hoptirinom tiri tiri nom Diyar diyar gezdim avare oldum Gönlüme göre bir yar aradım durdum Mutluluğu senin yanında buldum Güzelim sevdalım hayatımsın sen Dağlara taşlara hep ismini yazdım Gökteki bulutlara resmini çizdim Nice güzel gördüm ben seni seçtim Güzelim sevdalım hayatımsın sen
Hoptirinom Yaşamak ne kadar hoş senin yanında Deli gönlüm bir sarhoş olmuş koynunda Canımı veririm ben senin yolunda Güzelim sevdalım hayatımsın sen Hoptirinom
valla No name ilaç kullanmadım ne yedim ne içtim şuan hatırlamıyorum aslına bakarsan şuan da bıraksanız uyuyacağım(öyle derler ya) öyle bir ağırlık geldi üzerime galiba enerjiyi boşaltınca bu hale geldim:) sağol Mavigün abla
Arkadaslarim, birazdan benim de mesaim bitecek evimin yolunu tutacagim... Size veda etme vakti geldi. Bugün fazla katilamadimsa da araniza sizin yazdiklarinizi okuyarak mutlu oldum..
Herkese iyi aksamlar, iyi paydoslar..
Sevgiyle kalin..
Not: yazilanlar bu basliga mi gönderilecek yoksa özel bir baslik acacak misiniz? sizi simdiden uyariyorum iviz zivir yazdiklarimi begenmeyecek olursaniz bana kizmayacaksiniz! Bu aksam evde tamamlayabilirsem yarin gönderirim saniyorum.. :)
193 yorum:
günaydın dostlar,
hava hüzünlü bugün yine,,
şaşırdı mevsimler,
günü gününe uymuyor..
günaydın başkanım,
hava karmakarışık oldu iyice yağsa yağmıyor esiyor soğuk üşüyoruz
bahar ayındayız ama henüz
kış pozisyonundan çıkamadık tekrar
kombileri yakmaya başladık
gerçi dışarıda bugün güneş var ama yine de içeriler buz gibi
bu ayda Erzurum'a kar yağmış
dahada sıcaklık düşecek diyorlar
yani işte öyle başkanım
yeni sayfa içinde teşekkürler
Günaydin Baskan, yeni sayfa icin tesekkürler...
No Namecim günaydin canim kardesim nasilsin bu sabah? Anlasilan dün gece icin özür dilesek de nafile, olan oldu bir kere...
Ama kabahat sizin be ablam, neden maci hakem gibi hakem bulana dek ertelemediniz de bir tarafi hükmen yenik saydiniz?
Mavigün ablani bilemem gözlüklerini bulsaydi o idare ederdi belki ama ben ofsayt ile serbest vurus arasindaki farki bilmiyorken siz benim gibi bir yan hakemle o maci edemediginize dua edin derim. Cünkü daha ilk catismada araya girer mesela sana "Kesin bakiim kavgayi, ver cocugum topu arkadasina hep sen vurdun biraz da o oynasin! Hadi Kayacim kardes kardes oynayin, sirayla..." diyebilirdim... :)
Ya da,
"Öyle cok hizli kosmayin bakiim simdi terliyceksiniz!" diye bagirir "Oglum, terli terli su icilmez! Aa ama yerlere tükürmek ne demek cok ayip!" diye ekler hatta kalecinize "Evladim ikide bir atma kendini öyle ordan oraya, bi tarafini incitecek kendini sakat etceksin!" diyerek araya girebilirdim! :)
Hehehe ben ikizleri öyle büyüttüm, herseyi kardes kardes paylastirarak..
Neyse sen üzme kendini, hic degilse bu yenilginin bir mazereti var: Hakem yoktu!
Ya olaydi? :)
rica ederim dostlar, sizleri memnun etmek için elimden geleni yapıyorum..
bu arada Ankara 11. Sulh Mahkemesi youtube ye erişimi engellemiş..
yaw ne bu böyle habire engelleme, böyle uğraşacağınıza toptan kapatın gitsin..
Seval ablacığım,
Sıkma sen canını,boş ver.
Hükmen mağlubiyetin sorumlusu benim.
Beklerken uykum geldi,sahayı terkettim.
Karşı taraftaki centilmen sporcu arkadaşlar da bunu fırsat bilip bizim takımı hükmen mağlup saydılar.
Başkanım,
Dün akşamki mağlubiyetin maddi faturası 200 ytl tuttu.
manevi faturayı ben üstlensem,maddi faturayı da takım elemanları aramızda eşit şekilde toplasak diyorum.arz ederim başkanım...
benim için mahsuru yok no name ama diğer takım elemanlarınada sor bence, belki onlar kabul etmeyebilir..
hem kim o takımdakiler ?
Bizim takım(hükmen mağlup olan,hani hakemler gelmediydi ya)
Başkanım
EylEm
Gökçe
Eda
No name
--------
Baklavayı löp löp götürüp bize tattırmayan karşı centilmen takım:
Kaya
Fatih
Önemlideğil
Ayşegül
İloş
no name ya abicim kusura bakma ama sende akşam saatinde burada olmayanları seçmişsin takıma:))
ayrıca hakem konusunda itirazım var, fifa kokartı yoksa hakemlerin kabul etmiyorum :))
Ben geldim:))
Ya önceki yorumlara baktım maç mı oldu burada kim kazandı ben no name in takımındayım galiba..
Murat abiye kim saygısılık yaptı
neler oluyo burada bana anlatın hiç bişey anlamaddıııııımmm:S
http://www.bugun.com.tr/haber_detay.asp?haberID=24717
http://www.bugun.com.tr/haber_detay.asp?haberID=24774
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/8874257.asp?gid=229&sz=43699
Başkanım suç sende,
yabancı transferini sınırlamasaydın,
seçerdik Brezilya'dan üç beş arkadaş.
valla bu da güzel,hem yabancıyı yasakla hemde burada olmayanları seçiyon de.
ayrıca fifa kokartlı hakem vardı da biz mi infaz ettik.
elde olanların halini görüyorsunuz.
birisi derin dalıyo diğeri gözlük bulamıyo.
hakem olayında da suç sizin sayın başkanım.
bu günleri öngörüp bi hakem semineri mi açtınız.
hayır açmadınız.
üzerimize düşen miktarı öderiz No name sorun değil
ilginç bir maç olmuş ama hiç yoktan kavga gürültü olmamış
karşı takımada afiyet olsun
hadeee
benden habersiz maç ayarlıyorsunuz sonra olumsuzlukların suçlusu ben oluyorum, nasıl iş anlamadım..:)))
Başkanım spontane gelişti olay.
gece yarısı arayıp sizi rahatsız etmek istemedik.
Ben dedim;- Kaya kardeşim başkanımızdan izin almadık yarın kızmasın?
kaya;
-Çocukmuyuz biz kardeşim,başkan kimmiş açık açık korkuyorum desene deyince, pek üstelemedim.Malum arkadaşımız tam deli çağlarında...
işte böyle oldu başkanım...
vayyy demek başkan da kimmiş dedi he...
yok arkadaş ben otoritemden şüphelenmeye başladım ..işler yüzünden pek ilgilenemiyorum bu ara doğrusu..
siz en iyisi yeni aktif ve sürekli burada olan birini başkan seçin benden hayır yok :))
baksana başkan kimmiş denmeye başladı benim için ooff ooff:))
Ben bu maça itiraz ediyorum biz takımdayız ama biz yokken maç oynanıyo nasıl iş ki bu baştan yapılsın maç:/
Ah be Eylemcim,
Sana ne desem bilmem ki.
Sana şimdi eski yorumları okumuyorsun
desem kızacaksın.
demesem, sana maç oynanmadı hakem heyetinin (İKİ kişi)biri derin dalmış öbürü gözlük aramış diye tekraren anlatmam gerekecek,
akşam çıkmayan kavga birazdan çıkacak.
sabah gelince akşamki yorumları okusan diyorum.
Edaaaa,
Maç oynanmadı,
Hükmen mağlup olduk.
Hem sen dün gece nerdeydin bakayım?
Ben dün beyazıt a ingilizce hikaye kitabı almaya gittim:))
2 kitap aldım birinin birazını okudum ve arkasındaki soruları yaptım:)))
Başkanım seçimlere daha 4.5 yıl var.
ikide bir seçim seçim deyip durmasanız...
Muhalefet bile sizin kadar seçim istemiyor canım...
hehe no name:))
yaw iki dakka ağız tadıyla duygu sömürüsü yaptırmıyorsunuz insana :))
Bu Beyazıt'ın Beyazıt Öztürk'le bir alakası yok değil mi?
Ben Beyaz'ı tanıyorum onun ingilizcesi iyi değil...
merhabalar
ben geldim.Bu gün geç kaldım Adam'la yürüşümüz uzun sürdü.
evet havalar bunlerde kararsızlık yaşıyor.
Ben tamam yaz geldi diye ''adam' traj ettirdim yavrum şimdi tirtir titiriyor.
yürüşte oyun oynayan çocukların büyük bir yeşil topunu yoldan geçen bir delikanlıyla kurtardık araba altında kalacak patlayacaktı güzelim top oynayamayacaklardı çocuklar.yani bir çok çocuğu sevindirdik ne mutlu yoldan geçen arkadaşla bana.
sonra yakışıklımı yakışıklı bir sarışın (Buralarda sarman derler)bie kediyle karşılaştık benim Adam pek mutlu olmadı hır hır diye kouşsada ben konuşmaya başladım kendisine önce asil bir şekilde kuyruk salladı durdu.Fakat biraz yanaşınca bütün yakışıklıların ukelalıyla kuyruğunu kıvırtı gitti.Ben de sevdirmezsen sevdirme dedim bena sevecek kedi mi yok. ama çook güzeldi ya..
sonra bahçedeki beyaz,pembe ne kadar gül varsa kokladım ya hepsi ''SİZ''koktu birden burnuma.
anladım ki ben BBO yu özlemişim koştum geldim.
baktım burda başkan gene başkanlık zor geliyor oof oof çekiyor.
başkan bak biz seni bırakmıyoruz sen seçilmiş bir başkansın hemde senin delege sistemi de yokken özgür irade ile seçildin.
no nameciğim bizde önümüzde ki maçlara bakarız ne yapalım değil mi kardeşim .
ya seval,eylem kaya bize baklavadan veriri mi acep.
iyi çocuktur şöyle hep birkikte yesek.belki başkanımızın da ağzı tatlanırda unutur otarite boşluğu ile kurulan cümleleri nedersiniz.
No name sabah gelince hepsini tek tek okuyorum merak etme hatta senin okumadıklarınıda okuyorum
olayları anlatıp yorulmana gerek yok
bugün kavga etmeyede hiç niyetim yok yorgunum kapasitem dolu
süpürgem kırıldı anlıyacağın bugün cadılık yapamam :)
Ahanda yakaladım seni.
süpürgen kırık öylemi,
kapasitenide doldurdun demek.
Kim kurtaracak şimdi seni.
Söyle bakalım hangi garibin canını yaktın şu ana kadar.
Hangi zavallının kafasında kırıldı o süpürge.
sen bi yere ayrılma,ben bu güne kadar
zehirlediğin garibanları örgütleyip geliyorum.
sakın kaybolma...
Ablacığım hoşgeldin,
tam merak etmeye başlamıştım geldin.
ablacığım örmedin mi adam'a bir kazak,
örmediysen ihmal etmişsin, ördüysen giydir üşümesin yakışıklı...
tamam burdayım kırık süpürgemle bekliyorum:))
Eda da silmeyi öğrendi neyini beğenmedin şarkının ne güzel şarkıdır niye sildin ki?
bizde seni seviyoruz:)
Off yaa önüme bir kazan çikolatalı puding koysalarda yesem:(
evet ama hangi siteye baktıysam şarkının sözleri farklı ben de silmek zorunda kaldım..
zuhahahahahahaaaa:D:D:D
Mavigünüm hosgeldin! Harika bir fikirle geldin hem de.. Koca tepsi baklavaya hic itiraz edilir mi?
Kayacim, canim kardesim onca baklavayi sadece birkac kisi yerseniz maazallah seker komasina girer bizi üzersiniz! Siz en iyisi onu getirin de aramizda paylasalim...
E, tabi ablacim, her sey sizin iyiliginiz icin... :)
Edacim merhaba, ne güzel ugraslarin var senin öyle, demek ingilizce kitaplar da okuyorsun. Ileride cok faydasini göreceksin mutlaka canim.. Bu emekler gelecegine yatirimlarindir senin.. Hele de kariyerine..
Seninle gururlandim inan.
Baskan bence de hic sansin yok kardesim, oldun bikere kalacaksin... Sen istifa mistifa bosver gel baklavadan birkac dilim al, yoksa bitecek...
Eylemcim sen kaybedenlerden miydin? Ama zaten fark etmez, senin yasinda tatlinin her türlüsünden öcü gibi kacilir degil mi? Senin hakkini da Mavigün ablan ile ben aliverelim o zaman sekerim, ziyan olmasin...
Farkina yeni vardim, bakar misiniz baklavayi ne cok özlemisim..
DİKKAT DİKKAT!!
Kanald de "Şirinler" başladı izlemek isteyen varsa izlesin ben izlemeye gidiyorum..
Ayy ne güzel eskiden hep verirlerdi küçükken hep izlerdim:)
Seval ablacım söylediklerin inan benim için çok değerli o kadar mutlu oldum ki çok sağol..Kocaman öpücük yolluyorum sana
muuuuuuuuuuuuuuccccxxxxx:)
eylemciğim canım kardeşim kimler yormuş böyle.
bu no name karşı süpürgesini kapı arkasına saklatacak kadar.
no name ne yapsın şu benim eylemim
baha çarpar ne demek nasıl çaprparmış biz şimdi ona bir çarparsak bir aylak bulur biz aylağa kardeşimizi vermeyiz.
ondan sonra yok evde kaldın ne yapsaydı yeni taşındı yerleşti kızcağız evine şöyle ayaklarını uzatıp keyfini mi sürmesin.
evde kalmasa bu seferde genç kızın sokakta ne işi var gir içeri diyeceksiniz.
ondan sonra yoruldu eylem yorulur tabii
ya sizin gibi abisi olursa ne yapsın kız cadı olmasında
bak başkana sor sevalle sor var mı bir cadılığı bize biz süpürgesi olduğunu bile bilmiyorduk.
abileri bak yorgunmuş bir gönlünü alın sen bizim kıymetlimisisn senin saçının teline kıyamam diyin
ne höt höt abilikler.
kardeşiniz yorgun no name geç bakayım mutfağa
kardeşin kaya gelincede söyle yapsın hepimiz bir çay içelim kızımın bu gün dinlenme günü..
eylemcim sen dinlen kızım benim hadi canım ben bu haytalarla ilgilenirim.
edacım sende mutfağa yardım et no name abine kısır yapacaktı bu gün
kıvıcıkları yıka hadi herşeyi ablanız eylem den beklemeyin yorgun işte başıda ağrıyor .
aman çalışırken ses yapmayın şimdi
gürültüye kalkmasın benim canım kardeşim.
bütün mağluplar tatlı krizinde,(benle başkanım hariç)
bütün galipler şeker komasında uykuda..arazi...
yok mu bu işin bir dengesi,orta yolu.
Sen Mavigün ablani duymadin galiba No Namecim, bak tekrar ettirme bence... Önce cayi koyun atese sonra da kisir icin bulguru islatin.. Daha bize bir kisir tarifi borcun var onu da hatirlatirim..
Edacim pissst! Güzelim sirinleri izlerken seni de rahatsiz etmis olacaaz ama bugün piyango sana vurdu! No Name abine asistanlik etceksin, hadi mutfaga, aman yavas, sessiz...
Limonu ve maydonozu bololsun, e mi?
Şirinler bitti ben de geldim:)))
Size yemek yaptım.
Hamsi
http://80.190.202.79/pic/r/rizeyemislik/hamsi.jpg
Yanında da çoban salata:)
http://www.resimhayattir.com/data/media/54/coban_salata.jpg
Ee içeçek olmadan olmaz:)
http://www.gazeteler1.com/Resimler/camlica_gazoz.jpg
Yemekten sonra bir de tatlııı:)
http://www.emekpastanesi.com.tr/tr/urunler/urun_resim/0505200723155838077_j-1.jpg
HADİ BAKALIIIMM HERKES SOFRAYA AFİYET OLSUUNN:))
Eylem ben seni yalnız yakalarım nasılsa.
şimdi çok tırsmış bir vaziyetteyim.
bu nasıl cadılıktır ablalarım bile bana tavır aldı.dur bakalım neyse.
Seval ablacığım ne demek Mavigün ablamın dediklerine karşı gelmek.
Allah insanı çarpar sonra.
ablalara karşı gelinir mi.
tövbe tövbe.
ben hemen tarifi yolluyorum.
Bizde kısır denmez Sarmaiçi derler.
Malzemeler:
----------
2 su bardağı ince bulgur
1 çay kaşığı kimyon
1 çay kaşığı toz şeker
2 yemek kaşığı biber salçası
1 yemek kaşığı domates salçası
1 çay kaşığı tuz
2 yemek kaşığı nar ekşisi
2 demet taze soğan
1 demet maydanoz
2 su bardağı sızma zeytinyağı
1 su bardağı su
1 marul
---------------
Hazırlık:
----------
Soğan ve maydanozları ince ince doğrayalım.
marulu yıkayalım yaprak yaprak ayıralım.
hazırlık bitti.
başlıyoruz...
---------
bulguru genişçe bir tepsiye dökelim
üzerine salçaları, tuzu,kimyonu,şekeri dökelim ve elimize azıcık su alarak bulgurun üstüne serpip yoğurmaya başlayalım.
bulgur taneleri dişi rahatsız etmeyecek kıvama gelene kadar azar azar su serperek yoğuralım.
sakın çok su serpmeyin elinizin derisi kızarsın şöyle.
bulgur dişi rahatsız etmeyecek kıvama geldiğinde doğramış olduğumuz taze soğan ve maydanozları ekleyerek karalım.
sakın soğanlar ve maydanoz ölmesin sadece karıyoruz.
sonra nar ekşisini dökerak karmaya devam edelim en son zeytinyağlarınıda dökerek karalım .
yıkanmış marul yaprakları marifetiyle yiyelim afiyet olsun.
bizim kısır bu şekilde oluyor.
sakın ıslamayın valla bizim orda kimse yemez bir de ayıplarlar tembel avrat diye...
edacım yaptığın yemekleri şurda yesek .
nasıl olur hayatım.
evet BBO ailesi buyrun.
seval başkan nerdesiniz canım kardeşim beni ablasını hiç kırar mı .bak no namecim kısır da gelmiş oh
ayranı kim söylüyor.
başkan ayranlar senden.
eylem bak burda iyi yorgunluk atılır.gel canım.bırak işleri canım patronun da at kahvesine şekeri gel.
işte ymek yenecek mekan
http://www.nilgunakin.com/agva_1.JPG
Edacım sağol canım eline sağlık,
buyur sende sarma içi al biraz,
acı olmasın diye tatlı biber salçasından yaptım.
memlekette acı biber salçası kullanırlar.ben belki acıyı herkes yiyemez diye acı kullanmadım...
No Namecim cok tesekkürler.. Ben bilmem kisir yapmayi ama hazir yapilmis buldum mu da kacirmaz cok severek yerim..
Fakat hep bulgurun islatildigini gördüm sicak su ile 15 - 20 dakika kadar sonra da diger malzemelerle karistirildigini..
Senin verdigin tarifte de 2 su bardagi zeytinyag var, cok degil mi o kadar yag?
Edacim ne harikalar bulmussun bizim icin, coban salatasini acamadim ama hamsiler cok güzeldi.. Hele de o pasta, neydi o ya? Cikolatanin en cekici hallerinden biri mi desem? Ne desem?
Sen bir yandan No Name abin diger yandan oh valla bizden iyisi yok... Cok sag olun ikiniz de, yemis kadar olduk..:)
Afiyet bal şeker olsunnn:)))
seval ablacığım çok değil ancak yeter tam karardır o ölçüler...
ben demistim bu karsi takim mizikci diye ama ...
merhabalar arkadaslar
baskanim saygilar
kesinlikle benim agzimdan o tür bir kelime veya kelime grubu cikmamistir. zaten ben de sizin bu tahriklere aldirmamis oldugunuzu biliyorum. bu karsi takimin spormenlikle ve centilmenlikle uyusmayan aciklamarindan baska birsey degildir.
Bilgilerinize arz ederim.
Sampiyon Takim Kaptani
KAYA
Kayacim nerde kaldi baklavalar? Hepsini bitirmediniz insallah, hani paylasacaktik?
ablacim daha ismarlamadilar ki
sirf laf...
ama kisir tarifi harika olmus kardesim :)
Şampiyon ünvanını size kim verdi.
Kaç maç yapıp şampiyon oldunuz.
sabaha kadar sahada hakem mi bekleyecektik.
uykum geldi ne yapayım.
Akşam koca tepsi baklavayı götürürken
aklına centilmenlik düşmüyodu ama...
yahu önce bi tebrik et
sonra savunmaya gec
baklavayi bosver, benim canim kisir istedi
kayacım baklavayı ben yolluyorum sonuçta orta hakem gözlüğünü bulamadığı için karşı taraf hükmen yenildi.
sevaaal gel arkadaşım otur bir başına valla siz spor yorumcuları gibi hala tartışa bilirsiniz maç iptal edilsemiydi edilmesemiydi.
seval aç ağzını arkadaşım al ooh afiyet olsun.
no namemciğim senin elin bulgurludur aç bakayım ağzını
al sende afiyet olsun
Başkan def et şu müşterileri yarılandı bak tepsi..
kaya,eylem eda,gökçe,fatih formulada hakkını ayırın çocuğun,iloş sende ara ver derse gel bakalım zihnin açılır.
hadi gelin
hadi ya buyrun işte koca tepsi hepimize yeter.
http://www.seydioglu.com/i/urunler/baklava_fistikli.jpg
ablam benim sen de olmasan hakkimizi nasil alacaz
selamm ben geldimm:))
benim almanca çalışmam lazım size iyi sohbetler şimdilik:((
selamlar muhabbetiniz bol olsun
hamsi,pasta,tatlı,kısır neler yapmışsınız böyle ellerinize sağlık
Gökçecim iyi çalışmalar
Mavigünüm cok yasa, ve Allah ne muradin varsa versin! Benim bildigim en hayirli dua bu.
O ne muhtesem bir görüntü öyle, gözüm gönlüm acildi valla... Bana Istanbul´dan hep Güllüoglu Baklavalari geliyor, onlar da cok güzel her seferinde citir citir..
Kaya, No Name? Nerdesiniz?
Hadi cocuklar siz yine baklavasina oynayin bakalim... ben sevdim bu mac olayini.. :)
Gökce kiz kolay gelsin, dur biraz dinlen sonra calisirsin yine güzelim ya.. Allah yardimcin olsun canim.
sevalcim sağol canım.
eylemciğim gıyabında konuşsakta bu gün ki yorgunluğun sanırım pek geçici gibi değil canım
inşallah sevdiklerinle ilgili bir sağlık problemi gibi bir sorun değildir.
eğer bir bedensel kırgınlıksa grip ve nezle olacak gibiysen hemen tedbirini al güzelim.yakalanınca gitmiyor meret..
yok bu yürek kırıklığıysa söyle bize biz onları döveriz seni kimse üzemez.
yorgunluğun iş yüzündense daha gençsin dayan bak seval ablana nasıl cengaver gibi don kişot gibi saldırıyor yel değirmenlerine
yok kırgınlığın varsa iş arkadaşlarına ,patrona filan amam takma kafanı patron milleti ne olacak ağzınla kuş tutsan kuşun gagasına bahane bulur.
senin bir kuş gibi şakımanı bize T cedveli olmanı özlüyoruz.
biz seni çok seviyoruz.
hele Noname daha çok seviyor valla sen yorgunum süpürgem kırık dediğinden beri bulguru bir yoğurdu ki bulgur oldu 'bulgurun'
onun için hayata dahir ne olduysa dinlenerek geçmesini diliyorum.
ölümden gayrısı yalan be kardeşim
ömrüne bereket olsun.
teşekkür ederim ablam benim
aslında evet kendim biraz rahatsızım mide biraz problemli üşütmüşüm galiba
o da bedensel yorgunluk veriyor artı iş yorgunluğu yarına düzelirim inşallah
sağolasın seninde ömrüne bereket
yazdıklarınızı okudum ama cevaplamaya pek fırsatım olmadı
şimdide vakit gitme vaktidir kendinize iyi bakın bende öyle yapayım
hepinizin güzel bir akşam geçirmesi dileğiyle
iyi akşamlar
no name senin dedigin lensi sordum birkac yere.
en ucuzu (o da kampanya fiyatiymis) 1897 euro dedi
canım sen yeter iyi ol bize selam verip arada CEE dersin olur biter.
Eve gidince sıcak bir çorba iç şöyle limonlu.Ve yat ve dinlen .
yarına inşallah bir şeyin kalmaz.
eylemcim,
allah rahatlık versin.
Kardeşim sağol,
Zahmet verdim sana,
burada 1464 avro,üstelik 12 taksit
artık buradan bakacağız.
birde istanbul'da hayyam pasajına sorayım bakalım.Fotoğraf olayının Türkiye'deki kalbi hayyam pasajı.
gene oraya yamulacağız herhalde...
elektronik esyalar (kacak degilse) burda daha pahali zaten genelde
Eylemcim gecmis olsun...
Eylemcim güle güle.. Iyi paydoslar, iyi aksamlar, iyi dinlenmeler canim..
Arkadaslar bana da müsaade edin, cikiyorum birazdan... Herkese iyi aksamlar diliyorum, herseyin gönlünüzce olmasini...
Mavigünüm bu cengaverden pek hayir yok be güzelim, tatliyi gören gözleri mayisti, yorgunluktan kapaniyor, son rakamlarda hata üstüne hata yapiyor.. Valla Patron görmesin, siz de benden benden duymus olmayin ama bir daha buna siz tatli vermeyin, uzaktan bile göstermeyin hatta... :)
Hosca kalin, saglicakla..
ortam baya şenlenmiş..maşallah size
cümleten güzel akşamlar..
herşey siz nasıl arzuluyorsanız öyle gelişsin..
sevgiyle sağlıkla kaıln dostlar..
yazılmışsa yarına da nefes alabilmek, görüşmek dileğiyle..
eylemcim geçmiş olsun ve iyi akşamlar canım:)
seval ablacım başkanım size de iyi akşamlar..
sonunda çalışabildim bitti:))eee napıyosunuz??:)
Bir duvarci ustasinin santiyede yazdigi mektup:
Sayin santiye sefim;
Is kazasi tutanagina planlama hatasi diye yazmistim. Bunu yeterli görmeyerek ayrintili anlatmami istemissiniz. Su anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen asagida anlattigim gibi olmustur:
Bildiginiz gibi ben bir duvar ustasiyim. Insaatin altinci katindaki isimi bitirdigim zaman biraz tugla artmisti. Yaklasik 250 kg kadar oldugunu tahmin ettigim bu tuglalari asagiya indirmek gerekiyordu.
Asagiya indim, bir varil buldum, ona saglam bir ip bagladim ve ardindan altinci kata çiktim. Ipi bir çikriktan geçirip ucunu asagiya saldim. Tekrar asagiya indim ve ipi çekerek varili altinci kata çikardim. Ipin ucunu saglam bir yere baglayip tekrar yukari çiktim. Bütün tuglalari varile doldurdum. Asagi indim, bagladigim ipin ucunu çözdüm. Ipi çözmemle birlikte birden kendimi havalarda buldum. Nasil bulmayayim? Ben yaklasik 70 kiloyum. 250 kilogram varil süratle asagiya düserken beni yukari çekti.
Heyecan ve saskinliktan ipi birakmayi akil edemedim. Ben yukari çikarken yolun yarisinda, asagi inmekte olan tugla dolu varille çarpistik. Sag iki kaburgamin bu sirada kirildigini saniyorum. Tam yukari çikinca, iki parmagim iple beraber çikriga sikisti; Parmaklarim da bu sirada kirildi. Bu esnada yere çarpan varilin dibi çikti ve tuglalar etrafa saçildi.
Varil hafifleyince, bu sefer ben asagi inmeye varil ise yukari çikmaya basladi ve yolun yarisinda yine varille çarpistik!.. Sol bacagimin kaval kemigi de bu sirada kirildi.
Yere inince can havli ile ipi birakmayi akil ettim. Bu sefer de basimi yukari kaldirdigimda bos varilin süratle üzerime geldigini gördüm!...
Kafatasimin da böyle çatladigini saniyorum. gözümü hastanede açtim...
Adamın bilincinin açık ve mektup yazabilecek durumda olması entresan
arkadaşlar rayting hikayesi artık bitiyor zannedersem.agb bugün raytingi alamamış ve yayınlayamıyor.deneklere ulaşıldı şüphesi varmış.
arkadaşlar rayting hikayesi artık bitiyor zannedersem.agb bugün raytingi alamamış ve yayınlayamıyor.deneklere ulaşıldı şüphesi varmış.
Beter olurlar belki
pişşştt..kimse yok mu??
ooff ya ben gelince niye kimse olmuyo ada da :Q
banane işte bananee gidiyoruumm..hıh:/
buradayız. yaz okuruz ona göre cevap yazarlar.
Ateşnağme -
Eşref saatim geldi;bir düşe yattım
Gökten indirdim resmini;kalbime batırdım
O battıkça aktım
Yürüdüm ağır ağır
Serap olur gibi düştüm gözlerinden
Meçhul bir sevdaya yakılmışım ben
Acım büyük ben yanarım
Can yandıkça güle açarım
Gülen gülde ağladım ben
Murat Yılmazyıldırım
Hayat soğuk, yağmurlu ve vurdumduymaz bir İstanbul gecesiydi... Ve gece yağan yağmur hep ürkütürdü beni. Yağmur değil yalnızlığımdı pencereleri damla damla yalayan, yıllarımı dolduran sensizlikti... Hep bir yanı yarımlık, hep senden uzaktalık, hayattaki tek 'kimse'mden yoksunluk, yani kimsesizlikti. Bir kavuşma mucizesine inanma yolunda harcanmış bir hayatın ansızın sonuna gelme, ve o mucizeyi yaşayamadan bir başına ölme korkusuydu yağmur…
Yine yağmur yağıyor, yine gece... Yine İstanbul... Ve sen kollarımın arasından sıyrılıp kalkıyorsun yataktan. Nereye gidiyorsun sevgilim?
devamı var,(isterseniz)
gönder abicim niye soruyosun
Sadece sana sarılarak uyuduğumda nefes alabiliyordum. Beni kollarına aldığında, yüzümü masumiyetinin yurduna, o kimsesiz boynuna dayadığımda, kokunu kalbimle soluduğumda... Uykun benim cennetimdi. Çünkü cennet sadece ikimizin olabildiği yerdi benim için. Ne sana aşık kadınlar, ne sevdiklerin, ne geçmişin, ne yarının...Uykunda sadece ikimiz vardık. Aşkıma dar gelen sevgi sözcüklerine ihtiyacım yoktu orada. Sana sevgimi anlatmaya, ispat etmeye ihtiyacım yoktu artık. Aşkımızın kokusuydu sana beni anlatan, sana seni anlatan.... Beni gerçekliğin o soğuk, o köpüklü dalgalarıyla yutan ve alıp alıp senden ötelere savuran hayatın dışındaki tek kaçış tünelimdi uykun.
d.v.(isterseniz)
g.a.n.s.
Önce kolunu çekerdin başımın altından, sonra sırtını dönerdin. Usulca sarılırdım sana arkandan, seninle ya da sensiz geçen yılların hasretiyle... Ardından yavaş yavaş kollarımın arasından sıyrılırdın...Yıllardır taşımaktan yorulmadığım hasretin, tenimden tenime akan o ateş, ağır gelirdi bedenine... Uyuyamıyorum, nefes alamıyorum, lütfen sarılma, derdin... Yatağın bir ucuna sığınmış bedeninden kovulmak, hayatından kovulmak gibiydi benim için. Sığındığım, soluk aldığım tek cennetten kovulmak gibiydi. Beni uykunda terk etmen, gerçek hayatta terk edişinden bile ağır gelirdi. Yanıbaşındaki sensizlik, o rutubetli evimdeki, o baştan ayağa sen olan evimdeki unutulmuşluğumdan çok daha ağır gelirdi.
Seni kaybetme korkusu öyle işlemişti ki hücrelerime...Yataktan doğrulduğun anda bu korkuyla açılırdı gözlerim. Bilinçaltım konuşurdu benim yerime... Su içmek ya da tuvalete gitmek için kalktığın asla aklıma gelmezdi. Gittiğini düşünürdüm yalnızca... O saatte kendi evini terk edip, nereye gidebileceğini sorgulamadan, sadece beni o sonsuz hiçlikte, o en masum rüyada, cennetimizde, uykumuzda bir başına bırakıp, kaybolacağından korkardım. Bana hep aynı soruyu sorduran bu yüzyıllık korkuydu işte: Nereye gidiyorsun sevgilim?
d.v(isterseniz)
kardes inatlasma da gönder iste neyse
ya da ben sana soracagin sorular icin simdiden yanit veriyim
isteriz
isteriz
isteriz
isteriz
isteriz
isteriz
Beni yeniden hayatın içinde, gerçeklerin ortasında bir başına mı bırakıyorsun? Beni yeniden unutuluş sürgünlerine mi gönderiyorsun? Nereye gidiyorsun sevgilim?
Oysa seni uyutmayan içindeki o yangınlı hesaplaşmaydı. Gece iner, aşıklar, yüzler, bedenler, anılar kaybolurdu; sadece ikimiz kalırdık. Ve sen uykunda sevgimle hesaplaşmaya dalardın. Cennette cehennemi hatırlardın.
Dönüp geriye bakıyorum da, sanki yıllar değil yüzyıllar geçmiş aramızdan... Aramızdan ayrılıklar, ihanetler, kayboluşlar, vazgeçişler, yeniden bulmalar, korkular, yalnızlıklar, savrulmalar geçmiş. Ve bu ilişki ne çok biçim değiştirmiş...
Seni yollarca, şehirlerce uzağından sevdim. Seni kelimelerce, şiirlerce yakınından sevdim. Seni dünya üzerinde sanki ilk kez benim için kalemi eline alıp da yazdığın mektuplarca sevdim. Seni umutsuzca, beklentisizce, hayallerce sevdim uzağından. Hayatımı öyle olduğu gibi bıraktım. Şehrine geldim, ama kalbine giremeden sevdim. Neydik biz o yıllarda hiç düşündün mü? Neydik birbirimiz için sevgili?
d.v
no name hepsini birden göndersen olmuyo mu??
İsterseniz yazmayı unutmuşum,
mecbur gönderiyoruz artık.
bundan sonrası için tezarühat isterim,
saatlerdir yazıyorum.
tezarühatsız olmaz
yağma yok,
beş saat yazayım,
beş dakikada tüketin
daha yok mu daha yok mu
Geldim. Bana destek olacak, sırtımı vereceğim bir aşkın yoktu arkamda. Kendime yeni bir hayat kuracağım yalanını, kendim dahil, sen dahil herkese söyledim. Oysa tek istediğim seninle birlikte bir hayattı. Öyle cesaretsizdim ki karşında ve öyle açık sözlüydün ki bana karşı, ancak iddiasız bir sığınmacı olabildim hayatında. Hayatına iltica etmek isteyen bir yürek sürgünü... Bir aşk meczubu sadece...
Dürüstlük kimi zaman yalanlardan çok daha acımasızmış, sevgili... Gerçeğin buzdan ülkesinde yapayalnız kalan yürek, hayatta kalabilmek için yalanları bile özleyebilirmiş kimi zaman... Bana aksini ispat etmek için elinden geleni yaptığın o yıllarda, buzlar ülkesinde biraz olsun ısınabilmek için, aslında beni sevdiğin yalanına inandırmıştım ben de kendimi...
Aşkıma kapalı bir kapının önüne bırakılmış yaralı bir kuş gibiydim. İnanacak, bir ibadet gibi yaşayacak tek şeyimdi senin aşkın. Karşılıksız, güvensiz, sessizce yaşanan bir aşk... Nasıl da hoyrattın bana karşı... Kalbinde değil miydim gerçekten? Neydik biz söylesene? O yıllarda senin neyindim ben sevgili? Can yoldaşın mı? Yol arkadaşın mı? Dostun mu? Sevgilin mi? ..
d.v.(isterseniz)
canım kardeşim
çoşmuşsun.
isteriz
isteriz
uyar mı?
nasıl bir tezarühat olsun.
siz istersinizde ben yollamazmıyım ,
Karşılayın...
Sonra bir gün geldi ve unutuldum. Ve bu sorular birer birer bıçak gibi saplandı yüreğime ve yüreğimde yanıtlarını buldu. Unutuluş hepsinin acımasız cevabı oldu. Sonrası dipsiz bir karanlık... Sonrası çaresiz bir çıldırış...
Hayata karışmamak için tek kalkanım, tek sığınağımdı aşkın. Tek silahımı yitirdim ve hayata teslim oldum. Aldı beni savurdu başka bedenlere, parçası olamadığım o kırık dökük öykülere...
Kırgınlık kimlik değiştirdi ve vazgeçiş oldu benim için. Unutmanın en ağırı unutamadan unutmaktır. Seni sonsuza kadar kaybetmek kimlik değiştirdi ve unutmak oldu benim için. Seni unuttuğum yalanıyla hayatı kandırmaya çalışınca hayat hiç olmadığı kadar acımasız tokatlar indirdi yüzüme... Sonrası dipsiz karanlık... Sonrası hatırlamaya bile dayanamadığım düş yıkımları... Sonrası kesif, karanlık ve rutubetli bir kuyu... Koskoca bir boşluk... Sonrası 'yalnızlık' kelimesine sığmayacak kadar derin bir yalnızlık...
Kaç zaman sonra bilmiyorum, bir gün geldi ve beni yeniden hatırladın. Yokluğumda kendine kurduğun hayat, beni yasak bir ilişki haline getirdi bu kez de... Ve bu ilişki bir kez daha kimlik değiştirdi. Seni, bir başkasıyla birleştirdiğin hayatına uzaktan bakarak, kalbimi kıskançlığın lanetli hırsına teslim ederek, kısıtlı zamanlarda, gizli saklı buluşmalarda, o doyumsuz kaçamaklarda sevmeyi de öğrendim... Hasretinin o tarifsiz kokusu burnumu sızlatırken yapayalnız uyumayı da öğrendim. Yağmurlu İstanbul gecelerinde o baştan ayağa sen olan evimde kaderimle kıyasıya yaşamayı da öğrendim, sevgili...
d.v (isterseniz)
O zamansız unutuluşun ardından yeniden hatırlanmanın sevinci, seni paylaşmaya boyun eğmenin ve hep gizliliğin gölgesinde kalacak olmanın acısına büründü. Uykunda soluğunun bir başka soluğa karıştığını bilerek geçirdiğim sayısız gecelerde, gururumu parça parça bölüp aşkıma kurban verdim. O tarifsiz ağrıyı uyuşturmak için ruhumdan, kimliğimden, kadınlık onurumdan vazgeçtim. Her şeye rağmen direnebilmek için kendimden vazgeçtim. Geriye dönüş kapılarını sonsuza kadar kapatmış oldum böylece. Ruhumdan kendimi kovup, tüm hücrelerime sadece aşkını yerleştirdim. İşte o andan itibaren, sensizlik artık bensizlik oldu sevgili...
Nasıl da telaşlı, nasıl da soluk soluğa yaşardık o kaçamak anları... Aşkımızın en karanlık, en gerçek, ama en yoğun anlarıymış onlar... Sensiz geçen gecelerde yüreğimde biriken kıskançlığın, öfkenin, kırgınlığın ve hasretin hummalı karanlığı, sana kavuştuğum anlarda sevinçten çıldırmanın eşiğinde tarifsiz bir hazza dönüşürdü... Nasıl da ateşliydi sevişmelerimiz... Sana yeniden dokunmak, sanki bulutlara öpücükler kondurmak gibiydi... Huzurla huzursuzluk, hasret ve kavuşma, aşk ve öfke, merhamet ve acımasızlık, kırgınlık ve bağışlama her şey ama her şey sevgimizin taşkın sularında birbirine karışırdı. İki kalbin bir ömre sığdırabileceği tüm duyguları biz o kısacık anlarda soluk soluğa yaşardık...
Sonra hayatını değiştirdin. Yeniden özgürlüğüne kavuştun. Ve bu ilişki bir kez daha biçim değiştirdi. Yıllardır bir savruluş halinde aramızdan akıp giden aşkımız, nihayet dingin, doygun ve emin bir sığınak bulmuştu kendine. O savruk yıllar bile koparamamıştı ya bizi birbirimizden, artık hiçbir şey bu aşkı yıkamazdı. İhanetlerin, unutuluşun, hayatın sınavından geçmişti aşkımız. Tam da birbirimizi hayattan çok uzakta, dokunulmaz bir boyutta sevdiğimize inanmaya başlamışken, dudaklarından dökülen o lanetli cümle korkularımı yeniden uyandırdı, geçmişi zamandan koparıp aramıza soktu yeniden: 'Varlığın artık bana acı vermiyor...'
Ah sevgilim, ayrılık trenini çoktan kaçırmadık mı biz? Bulup bulup kaybetme oyunlarını çoktan tüketmedik mi? O dünyevi aşk oyunlarından, kıskandırmalardan, kaçamaklardan çoktan vazgeçmedik mi? Birbirimizi en ağır ihanetlerde sınamadık mı? Anlamadın mı artık, varlığım sana acı vermek için değil... Sadece seni sevmek için yaşadım ben!
d.v
isterizzz isterizzz!!!
no name burayaa yumruk havayaa!!!
yeter mii?:))
Senin için bir ilişkide girilebilecek bütün kimliklere bürünmedim mi? Önce aşkla değil kalbinin boşluğuyla tutunduğun bir can yoldaşıydım... Yüreğin bir başkasına kapılarını açtığında hayatından dışlanıp unuttuğun oldum sonra... Başka hayatlarda, başka ilişkilerde seni unutmaya çalışırken, belki de aslında sadece seni ararken kıskançlıktan deliye döndüğün oldum... Kalbime geri dönmek istediğinde gururumun gemilerini yakıp, metresin oldum... Vicdanın oldum senin... Merhametin oldum... Pişmanlığın oldum... Hazzın en sıradışı boyutlarını seninle paylaşan fahişen oldum... Arkadaşın oldum... Kardeşin oldum... Sevgilin oldum... Söylesene kaç kez biçim değiştirdi bu ilişki? Kaç kez kimlik değiştirdim seni sevebilmek için...
Anlamadın mı artık, varlığım sana acı vermek için değil. Sadece seni sevebilmek için yaşadım ben... Hala seninle geçireceğim anların telaşıyla tüketir gibi yaşıyorum sensiz geçen günlerimi. Yıllar geçti, hala seni görecek olmanın kalp çarpıntılarıyla, yalnız senin için giyiniyorum en güzel giysilerimi. Sen güzel bulasın diye geçiyorum aynaların karşısına.
Seninle geçen zaman bir daha tekrarı olmayan, doğaçlama bir melodi gibi benim için... Sanki birlikte yazılmış kaderimizin sayılı dakikalarından an çalıyorum. Öylece karşında oturup seni seyretmeyi, sana yemek hazırlamayı, seninle sohbet etmeyi, dostlarını ağırlamayı, seninle birlikte uyumayı, yani paylaştığımız ne varsa hepsini bir daha asla okuyamayacağım bir şiiri kelime kelime içime sindirir gibi, soluk soluğa hissederek yaşıyorum... Öyle birikmişsin ki içimde... Seni yaşamakla tüketmem, seni sıradanlaştırmam mümkün değil. İçime çektikçe çoğalıyorsun...
Şimdi varlığım her geçen dakika daha da daralan gizli bir çember örüyor etrafına. Her geçen gün biraz daha uzaklaşıyor, biraz daha kanıksıyorsun beni... O peşini bırakmayan yaralı geçmişin aramıza korku duvarları örüyor. Hayatını tüm kalbimle kucakladığımı hissettiğim anda ansızın yüzünde beliren o eski kaygıların alıp seni benden çok uzaklara, derinlere, yalnızlık kuyularına sürüklüyor. Yeni isimler, yeni aşk öyküleri, başka yüzler, başka bedenlerle kaçış planları yapıyorsun kendine... Gece ansızın seni uyandıran, kolunu başımın altından çeken, seni yatağın ucuna kadar götüren, uykunu bölüp ayağa kaldıran ve bana hep o aynı soruyu sorduran bu korkular değil mi...: 'Sevgilim nereye gidiyorsun?'
d.v
kardes bunlar kendi mahsulün mü?
Sevgilim nereye gidiyorsun? Orada ne var? Benliğini kıstırdığın duvarların arkasında soğuk, uçsuz bucaksız bir yalnızlıktan başka ne var? Neden kaçıyorsun? Neden bu aşkı sonsuzluğa, özgürlüğe, daha önce hiç yaşamadığın sınırsızlığa bir kapı olarak görmüyorsun? Ben senden gitme ihtimalini hiçbir zaman çalmaya yeltenmedim ki... Sevgim seni tüketmek değil, çoğaltmak içindi... Sevgim dünyanın yaşanılası bir yer olduğuna inanman, inanmamız içindi... Yüreğimizin çok derinlerinde yaşayan o iki masum çocuğun soluk alabilmesi için bir gökyüzüydü sevgim... Ben senin kanatlarını hiçbir zaman çalmadım ki...
Öyle çok reddedildim ki, öyle çok unutuldum ki senin tarafından, sensiz kalmak yüreğimi ezen tek korku artık. Öyle ki hayatım yalnız bir korku halinde ayakta duruyor şimdi... Korkumu gerçeğe büründürdüğün anda yıkılıp gideceğim. Her şeyi tükettim. Hayata tutunmak adına ne varsa her şeyi yaktım seni sevebilmek için... Tüm sabrımı, kendime ve insanlara güvenimi, sevginin hayatın tek harcı olduğuna olan inancımı... Artık senden başkasına verecek enerjim, sevgim ve hayatla hesaplaşacak bir benliğim kalmadı. Geriye dönüp sığınacak bir kendim kalmadı...
Şimdi bana varlığımın sana acı vermediğini söylüyorsun. Gitmemi istiyorsun, sonra yeniden gelmemi... Ve sonra yeniden gitmemi... Beni sensizliğin o dipsiz çukuruna önce sarkıtıp, sonra yeniden gün ışığına çıkarıyorsun. Sevgimi, yokluğumu hissettiğin yerde bulmak istiyorsun. Aşkımın benliğini ve hayatını ele geçirmesinden duyduğun o sebepsiz korkuyu yenmek için, bana seninleyken tekrarı olmayan bir şiiri hatırlatan zamanın, sana benimleyken gösterdiği monoton ve tüketici yüzünü yok etmek için oynadığın bir oyun bu belki de... Beni deliliğin sürgünlerine yollayıp, sonra yeniden kalbine çağırıyorsun.
Korkuyu beklemenin telaşı korkunun kendisinden çok daha ürkütücü biliyor musun? İşte bu yüzden sensizliğin karanlık kuyusuna kendi ellerimle bırakıyorum kaderimi. Korkuyu beklemekten vazgeçiyorum, ama asla seni sevmekten değil, sevgili... Sana veda etmeden kayboluşa karışmam da aslında sadece bunun için...
Madem varlığım acı vermiyor sana, madem ki ancak yokluğumda sevgimi hissedebiliyorsun, öyleyse yokluğumla kal sevgili... Madem ki yokluğumla daha mutlusun, o halde yokluk benim bu aşk için büründüğüm son kimlik olsun...
Mademki yokluğumla daha mutlusun
CEZMİ ERSÖZ
msj alindi
kardes ellerine saglik
cidden harikaymis
İlginç olan bunları bir erkeğin kaleme alması.
süperdi yaaaa:))
no nameciğim sen bunları tek tek yazıyorsun değil mi cancağızım sağol verdiğin emekler için.
güzel bir öyküyü sayende tekrar okudum.teşekkürler kardeşim.
bence bir yazar cinsiyettini masa ya bırakıp insanı kalemi almaya başladığı anda daha bir güzel anlatıyor herşeyi
Gökçecim,
Cezmi Ersöz süper.
Cehennem Meleği
Gözlerini eksik yaşanmış bir bahar gibi kullan
gülüşünü as intihar koğuşlarına
çelimsiz ruhlarda erken yağmurlar biriktir
nasılsa taşra hep hazırdır aşka
Üzülme, sakın dönme kendine
tesellisi ol cehennemin
cehennemin son meleği ol
Gözlerini eksik yaşanmış bir bahar gibi kullan
gülüşünü as intihar koğuşlarına
çelimsiz ruhlarda erken yağmurlar biriktir
Nasılsa taşra hep hazırdır aşka
-----------------
Yok Karşılığı Yüzünün
Senin sana rağmen bir yüzün var
Herkesin ilk aşkına benzeyen
Beklemek kadar acı , anlamak kadar zor
Nedensiz ölümlerin suskunluğu gibi
Yok karşılığı yüzünün
Senin sana rağmen bir yüzün var
Herkesin ilk aşkına benzeyen
Yaklaştıkça imkansız uçurumlar
Nedensiz hayatların o büyük acısı gibi
Yok karşılığı yüzünün
nı name ben eski öykü kitabında ki
Saçlarının kardeş kokusu öyküsünü de severim.bir ara onuda yazsan yani fena olmaz hehehe şaka çok yoru iş bu.
hemen hemen bütün öykülerini okumuşumdur ama bu öykü kitabını daha çok severim.
Yazarım ablacığım,
sen iste yeterki.
AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır. Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır... Bazen denizler, kıyılar çeker insanı. İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu. Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara... Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi...
İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler, kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu...
Birazdan sabah olacak...
Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular başlayacak... Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım...
Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış. Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını, cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek...
Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...
Aşkta yarın yoktur sevgili...
Cezmi ERSÖZ
Erkek Voleybolcularımız Türkiye Şampiyonu...
Her hepiciğinize iyi geceler diliyorum.
Allah rahatlık versin...
çok efkarlanmışsın yüreğini afakanlar basmış
Bense Uzatmıştım Saçlarımı Koyu Bir Irmak İçin
İnce sızılar duyarım günle gecenin birleştiği yerde
yavaş yavaş solan bir çiçeğin solgun ışığı yansımıştır yüzüme
oysa gün parlak gökyüzü kızıldır henüz
yalnızlıklardan sıyrılıp bir iki yıldız
yıldızlardan aldığım bir gülüştür benimki
takındığım dudağımın ucundaki
derin bir dağ kovuğunda otururum
sonra bir kartalla senlibenli
birazdan gün solacak sessizlik
takınacak kendi sessizliğini
istek başlayacak denizden
bir martının mavi sayrıl uçuşundan
bir iki beyaz martı geçecek
şölen mi başlayacak ne
kırmızıyla yeşilin tutuştuğu yerde
altın sağraktan akan suyun sessiz görünüşü gibi
yeter diyor morluk
sır verdim dağlara ben
sır verdiklerim içinde
takındığım gülüşüm de var.
Nedir bu beni saran sonsuz kıyılar
uğuldayan ormanlar denizin durmadan yükseldiği kumsal
dalgaların bölündüğü kıyı
arayışlarla başlayan gece küskün biten sabah
nedir nedir beni saran hüzün
gökyüzünden topraktan ve sudan
hiç durmadan fışkıran akşam
bense
uzatmıştım saçlarımı
koyu bir ırmak için
bense
önümdeki yeşil başlı ağaçların eğildiği
yüzümü yıkadığım o eski sunak
önümden akıp geçen bir kara yelkenli
saçlarım ise günışığından arta kalan
bir yele gibi önüne katmış da ışığı
güpegündüz bir gülün boyatışını
bekleyebilirim sonsuza dek
bekleyebilirim yeni doğan bir sabah sevisini
kollarımdan geçen ırmak
başımı yasladığım yeşil ay
kurallarım var hiç bir doğaya uymayan
şaşırmalarımda hiç durmadan gökyüzüne bir gül boy atar.
Gülseli İnal
no name kardeş
iyi geceler
çok yoruldun bu akşam tekrar teşekkürler.
iyi geceler arkadaslar
Iyi geceler dilemek icin geldigimde olaganüstü duygularin anlatildigi hikayecikler buldum.. Okudum, okudum, okudum...
No Namecim emeklerin icin cok tesekkürler kardesim...
Gökce kizim sen de ayni yazarin bir hikayesini aktarmissin bize senin yatmis olman gerekmiyor muydu? Sag ol canim ve hadi bakiim hemen yataga...
Mavigünüm sonsuz dagarcigindan yine cok güzel satirlari bulup cikarmis ve paylasmissin bizimle, ellerin yüregin dert görmesin...
Herkese iyi geceler..
KARANLIKTAN KORKAN BİR ÇOCUĞU
KOLAYLIKLA HOŞ GÖREBİLİRİZ
YAŞAMDAKİ ASIL TRAJEDİ
BÜYÜKLERİN AYDINLIKTAN KORKMASIDIR.
PLOTO
http://www.resimmax.com/data/media/275/gnein_douu_ve_yunuslar.jpg
GÜZEL BİR GÜNÜN AYDINLIĞI İLE
http://img0.bloggum.com/upload/lib/img/355/500/r_ldls4gg6hehyfrw0bymn.jpg
sağlık
http://img79.yukle.tc/images/1456benim-adim-ask-21.jpg
aşk
http://www.berkezonline.net/ekart/kart/dostluk/dostluk09.jpg
dostluk
http://img115.imageshack.us/img115/8118/ebreseresim76sc.jpg
sevgi
http://img128.imageshack.us/img128/5158/hayvanlar1bg6.jpg
Tüm canlılarla birlikte
http://img.blogcu.com/uploads/ehicran_koralaughing.jpg
gülümseyerek
http://www.dfgs.net/balkupu%20cay_0003.jpg
bir bardak çay
http://turkishonline.orient.ox.ac.uk/apps/oxpdict/uploads/simit_zoom.jpg
bir sımsıcak bir simit
http://www.meritsut.com/urunler/img/u_kpeynir.jpg
bir dilim kaşar peyniri
ile GÜNAYDIN DOSTLAR
MEKAN ''ADA''DA
http://www.beysehirliyiz.biz/Portal/images/photoalbum/album_8/kalp.jpg
ve yanında şiir
KARAGÜN DOSTU
biliyorum
matarada su
torbada ekmek
ve kemerde kurşun değil şiir
ama yine de
matarasında su
torbasında ekmek
ve kemerinde kurşun kalmamışları
ayakta tutabilir
biliyorum
şiirle şarkıyla olacak iş değil bu
dalda narı
tarlada ekini kızartmaz güvercin gurultusu
ama yine de
diler arasında bıçak gibi parlar kavgada
şiirin doğrultusu
göz güzü görmez olmuş
tek bir ışık bile yok
yürek bir yaralı şahindir
döner boşlukta
belki bir şiir
belki bir şiir kırıntısı
çalar kapımızı umutsuz karanlıkta
yoklar yüreğimizi
iğilir yaramıza
dağıtır korkumuzu
ve karşı tepelerden
gürül gürül bir kalk borusu
Hasan Hüseyin Korkmazgil
İYİ ÇALIŞMLAR,İYİ SABAHLAR...
eylemcim
inşallah iyileşmişsindir
sana özel bir günaydın.
sen bizlerin tatlı bir kardeşisin
seni cadı olarak görenlerede selam olsun.yakışır kızımıza tatlı cadılık deriz.zaten biliriz o söyleyende çok sevdiğinden söylediğini ayrıca laf aramızda söyleyenide çok severiz.
http://www.filmtakip.com/filmres/or/KIKIS-DELIVERY-SERVICE.jpg
sağlıkla ve gülümsemeyle günün aydın olsun kardeşim.iyi çalışmalar..
güzel bir güne ve siz sevdiklerime
Günaydın
geçmiş olsun dilekleriniz için çok teşekkür ederim arkadaşlar
Mavigün ablacım günaydın çok teşekkür ederim bugün daha iyim eski formuma kavuştum sayılır:)
No name resmimi gördün mü bak ablam yollamış aynı ben valla:)
yazdığınız öykülerde çok güzeldi sağolun
hepimize kolay gelsin
Mavigün ablacım kahvaltı da çok güzeldi ellerine sağlık
hele o gülümseyiş harikaydı
emeğine sağlık
BBO Ailesine günaydin...
Mavigün arkadasim bize hazirladigin tüm güzellikler icin sana bir kere daha minnetle günaydin..
Eylemcim, No Namecim, sevgili Baskanimiz ve Kayacim, Önemlidegil ile Edacim, Gökce ve Ilos kizlar hepinize sevgiyle günaydin...
Fatihcim uzaklarda ve mutlusun umarim, günaydin..
Yine ortalarda yoksun, nerelerdesin be Buketcim? Iyisindir insallah, bak yeni bir gün daha basladi, günaydin..
Hersey sizin arzu ettiginiz gibi gelissin dilegiyle, herkese kolay gelsin..
Sevgili aileme Günaydın
kurbağalar derede
akrep yelkovan saat üzerinde gezmekte
bizimkiler nerede
bugünde oldu perşembe
of off saçmalardan seçmeler okudunuz:)
bugün patron yok şehir dışında can sıkıntısından yazıyorum böyle
durun ben senaryo yazayım bugün
ama tabi biraz zaman gerek
önce bir peri bulayım sonra bir konu devamı gelir herhal
Hava öyle kapalı ki,sanki gece.
gökgürültüleri şimşekler eşliğinde tam bir kış senfonisi hüküm sürmekte.
(vaay ne şairane oldu be)
İnsanlar camlar ardında sokağı gözlemekte.
neyse yaa sabah sabah işi "yağdı yağmur çaktı şimşek" boyutuna indirgemeyelim.
sabah sabah İstanbul'dan imalatçı arkadaş aradı tam 55 dakika kurtulamadım.kulağım ağırdı,ahizeyi tutan elim uyuştu,arkadaşın çenesi maşallah ne ağırdı ne uyuştu.
Mavigün'üm
Canım Ablacığım,
Biz senin hakkını nasıl ödeyeceğiz.
Sabahlara kadar hepimiz için ayrı ayrı güzellikler bulup oya gibi işliyorsun.Sana Minnettarız.
Seni çok seviyoruz...
Seval ablacığım,
Çok nazik ve incesin,sağol varol.
Her sabah tek tek isim isim hatırımızı sorup iyi dileklerinle
yolumuzu aydınlattığın için minnettarız.
Seni çok seviyoruz.
Eylemcim,
Fotoğrafını gördüm.Sana benzediğinden en ufak bir kuşkum yok.Bana sabırla katlandığın,tüm kabalıklarımı sineye çektiğin ve beni bu güne kadar topuğumdan vurdurmadığın için sana minnettarım.Seni çok seviyorum...
estağfurullah No namecim nedemek sana katlanmak falan duymamış oluyum
bende seni çok seviyorum
bak aklıma gelmemişti hiç topuğundan vurmak ben bunu bir düşüneyim:)
güneşimi kaybettim gözlerini görmem gerek
yaşamaya dönmek içinhasretini silmem gerek
aha bu önemlideğil'in repliği
mrb arkadaslar
Seval ablacim tek tek isim saymissin.
Biz iyiyiz, ama anlasilan sen de iyisin artik.
15 dakikalik kactim buraya
merhaba Kaya,
evet bencede o önemlideğil'in repliği
kopyalama olayı mı var yoksa isim yazmayı mı unuttu acaba
muhabbetiniz ve neşeniz bol olsun..
tünaydın dostlar..
-Hebele hübülü
-Ne diyorsun kardeşim?
-bıdı hıbı gıbı
-Ya git kardeşim,koskoca milletvekili olmuşsun konuşmayı bilmiyorsun.Git konuşmayı öğren öyle gel karşıma.
Dedim,muhatabım tek kelime etmeden arkasını döndü ve çıktı,şimdi kapı önünde hala bıdı bıdı...
Şaka değil,gerçekten yaşandı az önceki olay.
elektrikler 5 dakikalığına kesti.
geldi,modem sapıttı.internete ancak bağlanabildim.
Vay başkanım gelmiş,
Başkanım yarın cuma.
Cumayı çok severim.
Neden de,
-Neden?
-Çünkü benim göbek adım.
Cuma günü doğmuşum da,fazla isim aramayalım adı cuma olsun demişler büyükler...
hoşbuldum no name..
Cuma güzel isim dimi..
Benim bildiğim Cuma, Robinson'un yaveriydi ya:))
evet yarın Cuma değilmi
yarışma var
komite başkanı ortada hiç organize olayı yok yarın kesin yapılacak mı yoksa yine ertelenecek mi bu yarışma
ben oy vermek istiyorum :)
yazacak olan arkadaşlar serbestmi yazacak yoksa ben konu bulamıyorum diyenler varsa bir konu belirlenip ona göremi yazacaklar
saygılar
Eylemce-1
Sevil ve soner akşam işten gelmişlerdir
Yemeklerini yeyip çocukları uyuttuktan sonra
Balkona çıkıp ayaklarını uzatarak akşam yorgunluğunu atmak için çay içip muhabbet ederler
Soner:hayatım havalarda nekadar güzel değil mi
Soğuktu ama tekrar ısındı çok güzel bir bahar havası oldu
Sevil:evet Sonercim güzel bir hava, çocuklarımız ,sen,ben daha ne olsun
Deyip Soner’e sarılır ve yanağından öper
Soner:canım benim
diyerek sevilin saçlarını okşar
soner birden Sevil der
sevil:efendim hayatım bişey mi oldu
soner:yok sadece aklıma bir fikir geldi
sevil: neymiş bakalım kocamın aklına gelen bu fikir
Soner: Pazar günü pikniğe gidelim mi
Sevil:çok güzel fikir hayatım Aylinleride çağırırız
dinlenmişte oluruz
Soner:tamam o zaman ben doğanla konuşurum yarın onlarda müsayitse hazırlık yapar ertesi gün gideriz
Sevil:tamam canım ama şimdi benim uykum geldi hadi yatalım
Soner:tamam
Deyip kalkıp birbirlerine sarılarak merdivenlerden yukarı doğru çıkarlar
Devam edecek...
Aslında çocukların ismine ailelerin karar vermesi haksızlık yaa.
Bırakalım çocukları isimlerini kendileri seçsin büyüklere ne ki..
eski devirlerdeki gibi olmalı,
çocuk doğar babasının ismiyle anılır.
Örnek ibn-i sina
Sina'nın oğlu
ibn-i batuta
Batuta'nın oğlu gibi.
veya eski türklerdeki gibi çocuk büyüyüp bir kahramanlık gösterene kadar adsız diye anılmalı büyüyünce hak et adını al.değil mi ama.
evet evet bir çocuğum olursa ben ad komam.büyüyünce kendi bulsun kafasına göre...
Eylem niye telef ediyon senaryonu,
yarın yarışmaya sokalım.
bakarsın birinci olur büyük ödülü sen kazanırsın.belli mi olur.
bakarsın kimse senaryo göndermez,
senin senaryo otomatikman birinci olur.
harcama boşa yarın yayımla...
Eylemcim,
Yazdıklarını okudum da,
boş ver sen yarışmayı.kafana göre takıl.Bu şekilde bu senaryo ön elemeyi geçemez...
yok abi ben bugün yayınlayacağım bugünün birincisi olacağım:))
Eylemce-2
Sabah olur sevil kahvaltı hazırlıyordur sonerde yukarıda Efe ile birlikte ikizlere bakıyordur kapı çalar
Sevil kapıyı açar Halil ve esma kapıdadır
Sevil:Aaa günaydın hayırdır sabah sabah
Esma: bak Halil demedim mi sana sabah sabah çocukları rahatsız etmeyelim diye
Halil:ne yani Sevil sen bizi istemiyor musun şimdi akşam mı gelelim
Sevil:olurmu baba sadece sabah gelince bir şey mi oldu dedim
Yoksa her zaman gelin buyurun girelim bende kahvaltı hazırlıyordum
Beraber kahvaltı yaparız
Halil:aslan gelin nasılda biliyor aç olduğumu
Esma: Ee bu saatte gelirsen tabi bilir aç olduğunu
Hep beraber içeri girerler,Soner de çocukları alıp aşağı iner
Soner:ooo anne baba günaydın hayırdır
Halil:al işte buyur buda hayırdır diyor gelemezmiyiz canım torunlarımızı görmeye aaa..
Soner:gelirsiniz tabi babacım burasıda siz…
Halil sonerin sözünü keser tamam tamam anladık
Efecim gel bakıyım aslan torunum deyip efeyi kucağına alır
Halil:bak Pazar günü için iki bilet aldım seni tiyatroya götüreceğim
Sevil:ama biz pikniğe gidecektik
Halil:siz gidin canım biz tiyatroya gideceğiz değil mi efe
Efe:evet anne ben dedemle tiyatroya gideceğim
Sevil:tamam ozaman bizde ikizleri alır gideriz
Esma:Aaa sevil bu sıcakta çocukları pikniğemi götüreceksiniz olmaz kızım maazallah başlarına güneş falan geçer hasta olurlar ben bakarım onlara zaten Halil ve efede tiyatroya gidiyor
Sevil:ama anne biraz güneş görselerdi derken
Soner araya girip tamam hayatım işte çocuklara bakacaklar bizde baş başa gideriz diye omuzuyla sevile vurur ve çapkın gülüşlerinden birini yapar
Sevil:iyi tamam o zaman
Kahvaltıyı yaparlar
Soner:hadi ben işe gidiyorum
Deyip gider
Sevil Aylin’i arar Aylin yarın pikniğe gideceğiz sizde gelirmisiniz
Aylin:tabi ki neden olmasın doğan ne diyor bu işe haberi var mı
Sevil:sen olur dedikten sonra o nediyebilir ki(gülümserler)
Soner konuşacaktı doğanda kabul eder herhal böyle güzel bir teklifi
Aylin:tamam ozaman canım görüşürüz
.
BENDEN BABA OLMAZ AİLESİ DİKKATİNE
Yarın senaryoları teslim etmeniz için
son gündür.
Süre kesinlikle uzatılmayacaktır.
Senarist olupta yarışmaya katılmayanların Allah Yardımcısı Olsun.
AMİN.
ben geldiiimmm :)))
ee senaryolar hâlâ gelmemiş eylemin senaryosu dışında..
hadi ama biraz canlanın yrn yarışma var herkes senaryo yazmayaaaaaaa:)))
Eylemce-3
Doğanda kabul etmiş yarın için hazırlıkları yapmışlar ve sabah olmuş piknik için yola çıkmışlardır
Piknik alanına varırlar
Soner: hadi abicim yak şu mangalı ben çok acıktım yiyelim artık bir şeyler
Doğan:abi daha yeni geldik şu güzel havayı bir içimize çekseydik hemen duman ettireceksin
Soner:çektin ya yeter işte hadi hadi sen şimdi yak şu mangalıda onun kokusunu içine çekelim off cısır cısır nasıl güzel olur şimdi o etler,sucuklar hadi abicim hadi
Doğan:of ya tamam hadi yapalım bakalım
Kızlarda sofrayı hazırlamaya başlar
Yemeklerini yedikten sonra kızlar ileride duran salıncakları görür
Sevil:soner bak salıncak hadi beni sallasana
Aylin:doğancım hadi bizde gidelim
Sevil ve Aylin salıncaklara biner beyler sallamaya başlarlar
Kızlar hallerinden çok memnundurlar ama soner bir müddet sonra sıkılır
Soner:Doğan biz hep bunlarımı sallıyacağız yeter yav bu nasıl piknik böyle hadi başka şeyler yapalım
Doğan:ne yapalım abi kızlar gayet memnun
Soner:ama ben memnun değilim
Hadi futbol oynayalım ben top almıştım
Doğan:olur abi tamam hadi
Soner ve Doğan kızları bırakır ileride kendilerine kale yapıp çift kale maç yapmaya başlarlar
Kızlar sallanmaya kaptırmışlar kendilerini onların gittiğini fark etmemişlerdir taki salıncaklar yavaşlayıncaya kadar
Sevil:Aylin bizimkiler gitmiş
Aylin:bende neden yavaş sallanıyoruz diyordum
Sevil:hadi gidip bizde maç yapalım
Aylin:ciddimisin Sevil,sen futbol mu oynayacaksın
Sevil:ne var yani yapamam mı
Aylin:tamam o zaman ben varım
Koşarak beylerin yanına varırlar bizde oynamak istiyoruz
Soner:sevil sen ve futbol mu hadi canım hadi yeme beni
Sevil:evet oynamak istiyoruz
Soner:peki o zaman ama yenilince mızıkçılık yapmak yok çünkü kesin yeneriz
Sevil:göreceğiz canım,hadi Aylin geç kaleye
Soner:vayy demek iddalıyız peki hadi doğan sende kaleye geç
devam edecek
Eylemcim,
ellerine sağlık,
git gide açılıyorsun,
devam...
haydi soner haydi soner haydiiiii...:))
yürü be soner yen şu sevil i :)
he he ilk iki bölüm ısınma turlarıydı no name onun için sakin geçti:)
edacım ben yarışma için yazmıyorum bugün kendi halimde takılıyorum sadece
Ooo tezahüratlarda başlamış:)
eyvah seyirci maç izlemek istiyor biraz hızlanayım o zaman
eylem bir tanesin ya.ne güzel senaryo yazıyorsun eline yüreğine sağlık.
Eveeett Soner i tutanlar ya da Sevil i tutanlarr hadi başlayın tezahüratlaraa:)))
güneşimi kaybettim gözlerini görmem gerek
yaşamaya dönmek için hasretini silmem gerek
benim repliğimde yukarıda ismimi yazmayı unutmuşum.
bu parça güzel bir parça ve dizide güzel gitmiş.yerlerini ve sanatçıları da iyi bulmuşlar.birinci tarafta ferda anıl yarkın söylüyor zannedersem ikinci yerde de burcu güven söylüyor.ve senaryoya iyi gitmiş.
eylem maçı tabii ki sonerler kazancak.ama kalem sende olduğuna göre bilemiyorum
Eylemce-4
Maç başlar Sevil bütün performansını sergilemeye çalışmaktatır soneri engelleyip topun kaleye gitmemesi için çabalar
Sonerle karşı karşıya gelir çalımla topu almaya çalışır
Soner:Sevilcim ben seni böyle bilmezdim
bak sen gayet iyisin der ve sevilden kurtularak topu kaleye atar
Sevil:Aylin tut be güzelim şu topları
Aylin:çok sert geliyor ama biliyorsun iki tane kurtardım ama bukadar yapabiliyorum
İlk yarıyı bitirmişlerdir Soner ve Doğan oley oley oley diye sevinçlerini yaşamaktadırlar soner tam üç gol atmıştır
Sevil bu durumda yenilgiyi sindiremez
Aylin:sevil gel bırakalım biz bu oyunu
Sevil:olmaz Aylin yeneceğiz onları
Aylin:Sevil nasıl yeneriz adamlar şimdiden üç gol attı
Sevil:top yuvarlaktır Aylinciğim bak şimdi planımızı açıklıyorum
Deyip Aylinin kulağına fısıldar
Aylin:sevil sen yokmusun harika bir fikir
Soner:ne oldu kızlar vazmıgeçtiniz
bu oyun oynayalım demekle olmuyor demi hehee
Sevil:geliyoruz sonercim hadi bakalım
Maça başlarlar soner ve sevil yine karşı karşıyadır
Soner:hehe topu alsana hadi sevil
Sevil:alıyım canım hatta ben almıyacağım canım sen kendin vereceksin
Soner: hehe nasıl olcakmış o bakıyım
Sevil:akşam solanda kanepede yatarken tavana bakarak pişman olacaksın ah keşke topu verseydim sevile diye
Pişman olmak yada olmamak
Soner:ama bu haksızlık hiç sportmence değil
Sevil:sen bilirsin
Soner topu sevile bırakır ve sevilde koşarak golü atar
Arka arkaya gol atmaya başlamıştır
Sevil:çak Aylin çak heyo
Doğan:soner abicim napıyosun sen üç gol yedik senin yüzünden düzgün oynasana
Soner:kolaysa geç kendin oyna
Doğan:geç kaleye soner mağlup ettireceksin bizi
Soner:tamam geçtim seni görelim
Sevilde Aylinle yer değişir
Aylin doğandan topu almaya çalışır ama nafile
Aylinde doğana Doğan topuver canım yoksa beni unut
Doğan:nasıl yani
Aylin:bayağı topu vermezsen nişanı atarım
Doğan:neeeee al hayatım altı üstü top senden değerlimi diyerek topu Ayline bırakır
Aylinde iki gol atar ve iki sayı üstündürler
durum kızlar:5 - beyler:3 durumundadır
Soner daha fazla dayanamaz Doğan çekil abicim böyle bir şey olamaz yenilemeyiz ne olursa olsun diyerek üç gol daha atar
Maçı 6-5 bitiriler
Soner işte budur diye sevinirken doğan sonerin attığı her golde kendinden geçerek yere yığılmıştır
Aylin doğanın yanına gidip tamam hayatım kendine gel buradayım seni bırakmıyorum merak etme der
Doğan:sahimi Aylin bırakma beni yoksa ölürüm ben sensiz
Sevil:demek öyle soner salonda yatmak istiyorsun
Soner:maalesef ama futbolda size yenilemezdik canım olmazdı yakışmazdı bize
devam edecek
herkese merhabalar,
eylemciğim iyi olduğuna sevindim.Hele böyle iyleşmeye can kurban.
süperrr yaa devam et eylemcim..Ama Sevil' in yaptığı haksızlık:/
no name ,
Canım kardeşim bu senaro yarışması bu 10.00'dan başlamış olsun
yarın için bitiş saatine de makul bir saat ver ondan sonra yazılanlar yarışma dışı kalır.
komiteye karışılmaz kardeşim bilirim de benimkisi bir fikir sadece...gene siz bilirsiniz..
Ah şu erkek milleti,
Böylesi bir ego olur mu yaa...
saat 12:00-13:00 arası nasıl no name??
Eylemce-5
Sevil:tamam o zaman bizde yeneceğimiz dalda oynarız sizinle
Soner:nasıl yani
Sevil:voleybol maçına varmısınız
Soner içinden şimdi yandık ben anlamam ki voleyboldan neyse Doğan biliyor biraz
bende çakarım iki servis falan yenilsekte açık ara yenilmeyiz
Soner:iyi peki oynayalım
Sevil:Aylin bilmez zaten korkmana gerek yok
Soner:iyi tamam ozaman
Hep beraber voleybol sahasına varırlar
Başlarlar oyuna
Soner:abi karşılasana şu topları ya baksana yeniyorlar bizi
Doğan:ben karşılıyorum zaten
sen karşılayacağım diye yerden kalkamıyorsun ki topa vurabilsen içim yanmıyacak
Soner:tamam abicim oyna işte elimizden geleni yapıyorum
Bu Aylin de iyiki bilmiyormuş bilse nasıl olurdu acaba
Aylin servis atışı kullanır ve top Sonerin kafaya küt diye çarpar
Tabi soner yerde
Sevil: Soner bir şeyin varmı soner hadi kendine gel diye kafasını tutmuş gözlerini açmasını bekliyordur
Soner kendine gelir ne oldu
Aylin:kusura bakma soner topu biraz sert attım galiba
Sevil:yok Aylincim sen sert atmadın soner tutamadı hehe
Soner:ben burada canımla uğraşayım ah,of kafam diye siz dalga geçin
Sevil:tamam tamam hadi kalk bakalım
Soner:Sevil hani Aylin oynamayı bilmiyordu
Doğan: delimisin abi sen üniversitede profesyonel voleybol oynuyormuş hatta milli olan Neslihan varya onunla aynı takımdaymış zamanında ama sonra bırakmış
Soner:ah Sevil ah demek bilmiyordu kız nerdeyse milli takıma seçilecekmiş
Sevil:ne yapıyım biliyor deseydim oynamazdın
Voleybol maçında da kızlar galip gelmiş toparlanıp evin yolunu tutmuşlardır
Eylemce-6
Eve varırlar çocuklar uyumuştur
Seviller gelince Esmalarda gider
Soner:off çok yoruldum hadi çıkıp yatalım
Sevil:Soner çıkmana gerek yok ki maçı hatırlatıyım istersen
Soner: sevil yapma ya hadi ama o bir oyun
Sevil:olsun
Soner:bak başım dönüyor Aylin nasıl attıysa topu
Bak gece uyanırım düşerim falan bir yerlerimi kırarım daha kötü olur demi hayatım
Sevil:hadi gel hadi oyuncu kocam benim
Soner:işte bu yaşasın
Odaya varırlar soner tişörtünü çıkartırken
Sevil:soner o ne
Soner: ne ne hayatım
Sevil: o kolundaki böcek gibi şey
Soner : ne böceği ya tırsarım ben bilirsin sevil al şunu kolumdan
Sevil: sonere yaklaşır korkak koca diyerek birden duraksar ve Soner yoksa bu kenemi
Soner:ne kenesi
Sevil: ne biliyim şu yeni çıkanlardan kırımdan gelenlerden kırım kango kenesi
Soner:(panik halinde)neeee
Sevil nediyosun sen ölecekmiyim ben daha çok gencim sana doyamadan,çocuklarımla oynamadan yok yok olamaz
Ölmemeliyim
Sevil:soner sakin olurmusun lütfen
hadi gel hastaneye gidelim baktıralım öyle bir şeymi
Soner:yok yok ben öleceğim
Sevil:sonerrr hadi gidelim diye çekiştirerek götürür
Hasteneye varırlar hemen kontrol eder doktorlar
Şekil keneye benziyor ama deri içine geçmemiş geçmeyede az kalmış
İlginç derler
Daha sonra incelenmesi için araştırmaya başlarlar
Sonuç gelir
Soner:doktor bey ölecekmiyim
Doktor:henüz değil
Soner:nasıl yani bikaç gün sonramı öleceğim
Doktor:yok soner bey ömrünüz ne zaman son bulursa o zaman öleceksiniz
Soner ve sevil birbirine bakar
Doktor:sonuç temiz soner bey kene değilmiş başka bir böcek
Ve ölü nasıl olmuş anlam veremedik ama güçlü bir şekilde öldürülmüş
Böcek yamulmuş yamuluncada şekil değişikliğine uğramış
Keneye benzemiş sorun yok yani
Sert bir şekildemi öldürdünüz
Soner:ne öldürmesi hocam yok öyle bir şey
Bugün pikniğe gitmiştik voleybol oynarken birkaç kez yere düşmüştüm
O zaman olmuştur belki
Doktor: (gülümseyerek)o zaman desenize daha nekadar böcek şekil değişikliğine uğradı
Sevilde güler ve sonerle beraber rahat bir nefes alıp evlerini yollarını tutarlar bir Pazar günüde böyle geçmiştir
SON
ablacığım hoşgeldin,
senaryo teslimatları başlama saati
kaç olsun?
son teslimat saati kaç olsun? net bir şekilde yazarsan hemen değerlendirmeye alırız.
Eylem'in senaryosunuda mı yarışmaya alalım diyorsun.
senaryoyu okuyan okumayan
beğenen beğenmeyen tüm arkadaşlarıma ben teşekkür ederim
no name bu sefer aksiyon olmadığı için pek sana göre olmadı senaryo artık başka zaman da bol aksiyonlu yazarım
hayır bu senaryoyu sakın yarışmaya almayın ben yarışma için yazmadım
yarışmada ben sadece oy vereceğim
Eylemcim,
ellerine ve yüreğine sağlık,beğenmemek ne demek.Ortada sana ait bir emek var.Ne haddime.
Eylemcim,senaryonun yarışması senin oy kullanmana engel değil.
Sadece kendi yazdığın senaryoya oy kullanamazsın.diğerlerine istediğini yap.
Ayrıca neden katılmak istemiyorsun.
Önemli olan yarışmak değil ki katılmak.
(Cadılar hiçbir şeyden tırsmaz)
no nameciğim
bence..
Perşembe saat : 10.00
cuma saat : 17.00
gene de
karar komiteye aittir.
Böylece isteyen yazdıklarını yollamaya başlaya bilir
sizce?
Bence uygundur ablacığım.
hemen duyuruyorum...
(Cadılar hiçbir şeyden tırsmaz):))
nedersen de gaza gelmem no name
yarışmaya katılmamam daha önceden verilmiş bir karar
Fakat mavigün ablanın saatine göre otomatik olarak giriyorum
bu senaryoyuda katmayın deyişim ben onu bugün esti yazdım
yarışma için yazmış olsaydım yarın yayınlardım ve daha iddalı birşeyler düşünebilirdim fakat normal eğlence amaçlı yazdım onun için anlayışınıza sığınıyorum
biz bu saati perşembe:15:00
Cuma:17:00 yapalım derim
BENDEN BABA OLMAZ AİLESİ DİKKATİNE
Senaryo teslimatları başlamıştır.
Senaryolarınızı cuma günü saat 17 ye
kadar teslim etmeniz gerekmektedir.
Başarılar...
Sayın Başkanım,
Size bir şey danışmam gerekiyor.
Kendinize gelince lütfen beni sallayınız.
Teşekkür ederim...
Eylemciğim boşver sen gir genede yarışmaya en kötüsünden bir mansiyon ödülü alırsın sende ..
Baksana yılların tiyatro oyuncusu Genco Erkal'a bile mansiyon ödülü vermiş komiteler var ..hehehe
Kaya kardeşim DİKKATİNE...
KARDEŞİM GELİNCE BENİ BİR SALLARMISIN?
tamam Mavigün ablam siz nasıl isterseniz öyle olsun
evet kaya no name yi salla litfen, ben salladım ama benim sallamamı beğenmedi:))
Oylama kapalı olsa nasıl olur yani bize msn de söylese herkes teker teker ona göre kararı açıklasak??
hem daha heyecanlı olurdu:DDD
Eylemcim kardeşim benim bak zorlama yok canım biz yazdığını beğendik ama senin içine sinmediyse
yaz birtane daha fazla senaryo klavye kitletmez.hehehe
Zamanında var ama bu yıl böyle geçsin patron geldi gelecek dersen yani ben demokrasilerde çareler tükenmez diye ..
yani kendimiz için bir şey istiyorsak ne olayım her şey BBO için.
Edacım ben bilmem başkan bilir ya da komitedekiler karar verir bizde karara uyarız canım
Mavigün bugün patronun gelme ihtimali yok ama yinede bu yıl böyle geçsin artık neyapalım
çünkü periler çoktan işini bitirip gitti
Artık neyaparsam yapıyım yeni birtane daha çıkmaz başka zamana artık
yarışma ile ilgili tüm uygulmalardan komite sorumlu..
Tamam eylemciğim ..
Doğru diyorsun bu periler gel diyince gelmiyorlar ki..eylemcim bu perilerin birde ilham diye bir arkadaşı var bunlar laf aramızda bir birleriyle aşk yaşarlar bazen
birlikte bir kaçarlar ki sende dağ bayır be söyleyiyin deniz derya arasanda bulamazsın.
sonra elele tutuşup yanımıza gelirlerse mutlu yazdırlar dargın geldiklerinde hüzünlü yani yoldan gelişleri de bilinmez bunların eylemciğim.
ya eylem anladım nazik birisin ablana saygısızlık yapmak istemiyorsun sen diyemiyorsun ya seval nerde ya arkadaşım sen çıkta ya mavigun saçmalama dur biraz desene böyle işte arkadaşımız bizle ilgilenmiyor ki onun aşkı da ihale dosyaları..
no name ya kardeşim sen dur biraz abla desene ..
yarışma senaryo yarışmasıydı değil mi?
yani saçmalama da
bu gün sanırım rakipsizim.
Ask olsun Mavigünüm sen devam et be canim, icinden geldigi gibi hem de.. Seni durdurmak bize mahrumiyet olur...
Basimda Patron, önümde dosyalar, kacamak kacamak yaziyorum haril haril ama istedigim gibi de olmuyor bir türlü, ah be No Namecim nasil da kopardin sen benden "tamam, ben de yazarim birseyle, katilirim!" sözünü..
ilk firsatta yine burdayim... pardon..
seval arkadaşım ,
yeter ki aşk olsun...
Mavigün abla anlaşılan Seval ablamın başını kaşıyacak vakti yok baksana nasıl meşgul
ilk fırsatta uğrayacakmış yine
bekleriz ne yapalım
Ne yaptım ben yaa...
merhabalarrr:))
bakıyorum bugün yarışmadan konuşmaya başlamışsınız ben yokken ne kararlar veriyosunuz bakiim siz istifa ediyorum:)))
(sakın ciddiye almayın :))
eee nasılsınız bugün??
söylemeyiz gökçe:))
nasıl olduğumuz gizli bilgiye giriyor:))
hem bi defa, buradaki kimsenin görevinden istifa etme imkanı yok, aynen mafyavari, giriş var çıkış yok :))
hımm anladım başkanım kendimden biliyorum diyosun yani:))
dandini dandini dastana
danalar girmiş bostana
kov bostancı danayı
yemesin lahanayı
eeeee
eeee
eee eeee...
dandini dandini dastana
danalar girmiş bostana
kov bostancı danayı
yemesin lahanayı
eeeee
eeee
eee eeee...
vay be bir ninni söyledim sistem çift yolladı :))
çift tıklarsan genelde çift yollar,
şaşmamak gerek...
ben tek tık yapmıştım ama neyse..belki ben yanlış hatırlıyorumdur :)
ohh nennide gelmiş tam uyku moduna gircez yani:)
merhaba Gökçecim
komik ama gerçek
Konyalı bir çiftçi, trafik kazasında mağdur olduğu gerekçesiyle mahkemede savunma yapmaktaydı. Kazaya sebep olan nakliye firmasının avukatı sordu:
- Kaza yerine gelen polis ekibine "iyiyim" demediniz mi?
Çiftçi ifadesine başladı:
- Traktörümün arkasında besili ineğim Sarıkız ile birlikte giderken bu nakliye şirketinin kamyonu…...
Avukat sözünü kesti:
- Ayrıntıları sormuyorum, yalnızca şu soruma cevap verin, kaza yerine gelen polis ekibine "iyiyim" dediniz mi, demediniz mi?
- Şimdi efendim, biz Sarıkız ile birlikte giderken.........
Avukat yine çiftçinin sözünü kesti ve hakime dönerek:
- Efendim, bu adam, kaza yerine gelen polis ekibi kendisine durumunu sorduğu zaman "çok iyiyim" demişti, şimdi aradan 3-4 hafta geçtikten sonra mağduriyetini öne sürerek müvekkilimi
dava ediyor. Lütfen, kaza sırasında iyi olduğunu söyleyip söylemediği konusundaki soruma doğrudan cevap vermesini söyler misiniz?
Hakim:
- Bir dakika bakalım, şu Sarıkız hikayesini duymak istiyorum. Çiftçi hakime teşekkür edip ifadesini sürdürdü:
- Bu nakliye şirketinin kamyonu traktörüme çarptığında, ben bir hendeğe, Sarıkız başka bir hendeğe savrulduk. Sersemlemiş halde yatarken, diğer taraftan Sarıkız'ın yanık yanık böğürmelerini duyabiliyordum, belli ki çok acı çekiyordu. O sırada hemen oradan geçmekte olan polis ekibi durdu ve memurlardan birisi gidip diğer hendekte yatan Sarıkız'a baktı. Bir iki dakika sonra da tabancasını çıkarttı ve inlemekte olan Sarıkız'ı iki kaşının ortasından vurdu. Ardından, elinde dumanı tüten tabancası ile yanıma geldi ve bana "Sen nasılsın amca?" diye sordu. Siz olsanız ne cevap verirdiniz hakim bey?
Eylem,Maşallahın var. bu gün tam formundasın.
:))
off off uykum geldi ya
nasıldı başkanım dürüyemin güğümleri kalaylı fistan giymiş...
hadi tempo arkadaşlar
eylem dün hangi ilaçları kullandın?
Hani kırgınlığın vardı ya,
ilaç kullanmadıysan ne yedin ne içtin,şu enerjinin kaynağını bizimle paylaşsan da biz de canlansak...
eylemcim
bu da ferudun abinden.
başkanın söylediği düreyem gibi kalaylayamasa da kalayları idare et.Yeter ki uyuma sen.
Hoptirinom tiri tiri nom
Diyar diyar gezdim avare oldum
Gönlüme göre bir yar aradım durdum
Mutluluğu senin yanında buldum
Güzelim sevdalım hayatımsın sen
Dağlara taşlara hep ismini yazdım
Gökteki bulutlara resmini çizdim
Nice güzel gördüm ben seni seçtim
Güzelim sevdalım hayatımsın sen
Hoptirinom
Yaşamak ne kadar hoş senin yanında
Deli gönlüm bir sarhoş olmuş koynunda
Canımı veririm ben senin yolunda
Güzelim sevdalım hayatımsın sen
Hoptirinom
valla No name ilaç kullanmadım
ne yedim ne içtim şuan hatırlamıyorum
aslına bakarsan şuan da bıraksanız uyuyacağım(öyle derler ya) öyle bir ağırlık geldi üzerime
galiba enerjiyi boşaltınca bu hale geldim:)
sağol Mavigün abla
hepinize güzel bir akşam diliyorum
iyi akşamlar
Arkadaslarim, birazdan benim de mesaim bitecek evimin yolunu tutacagim... Size veda etme vakti geldi. Bugün fazla katilamadimsa da araniza sizin yazdiklarinizi okuyarak mutlu oldum..
Herkese iyi aksamlar, iyi paydoslar..
Sevgiyle kalin..
Not: yazilanlar bu basliga mi gönderilecek yoksa özel bir baslik acacak misiniz? sizi simdiden uyariyorum iviz zivir yazdiklarimi begenmeyecek olursaniz bana kizmayacaksiniz! Bu aksam evde tamamlayabilirsem yarin gönderirim saniyorum.. :)
Ben geldiiiiiiiiiiiimmmmm:))))
eee napıyosunuzz bakiyiiiimm xD
seval arkadaşım sana kızmak mı?
Yazabilme haline gelmen bile bize mutlukluk vermişken.
yukarıdan kafamıza vururlar valla sopayla.
iyi akşamlar canım.
ßéndé qidiyoRum iyi akşamLaRrRrR xD
merhabalar arkadaslar
Yorum Gönder